SİPERDEKİ FIRTINA

BÖLÜM 12: HARİTADA OLMAYAN PATİKA

Yazar:

SİPERDEKİ FIRTINA - zeynep ay kitap kapağı
SİPERDEKİ FIRTINA kitap kapağı

BÖLÜM 12: HARİTADA OLMAYAN PATİKA [Metehan'ın Anlatımından] Hakurk’un kuzeyindeki yüksek irtifa devriye görevi üçüncü gününe girerken tipi bastırmıştı. Rüzgâr, kayalıkların arasından ıslık çalarak geçiyor; pus pus üstüne çöken beyaz karanlıkta mesafeleri belirsizleştiriyordu. Üniformanın altındaki termal içlikler bile Karadeniz dağlarının bu vahşi ayazını kesmeye yetmiyordu. "Kaptan," dedi Yasin telsizden. Yaralı bacağı sarılı olmasına rağmen devriyeden kalmamış, timin hemen arkasında sabit tempo yürüyordu. "Görüş kırk metreye düştü. İlerideki vadi tabanı geçit vermez." "Tempo düşürmeyin," dedim, elimdeki haritayı rüzgâra karşı korumaya çalışarak. "Sırt hattını takip edeceğiz. Sedat Abi, sol kanadı sıklaştır." "Emredersiniz Komutanım." Mevzi değişimleri sırasında adımlarımı her bastığımda omzumdaki yara sızlıyor, ama zihnim o sızıyı çoktan geride bırakıyordu. Bir askerin kafasını meşgul eden iki şey olurdu: Önündeki alan ve arkasındaki emniyet. Fakat benim zihnimin bir köşesi, haftalardır hiç tahmin etmediğim bir sığınakta takılı kalmıştı. Rize’deki o ahşap evin bahçesi... Çay çalılarının üzerindeki çiğ taneleri ve çardakta başı eğik duran o kız. "Komutanım," dedi Sıhhiye Burak yanıma yanaşarak. Rüzgârdan donmuş sakallarının arasından sırttı. "Aklın yine Karadeniz’de kaldı galiba. Yüzün öyle bir sertleşti ki dağın ayazı bile yanında ılık kalır." "İşine bak Burak," dedim bakışlarımı vadiden ayırmadan. "Ben ciddi söylüyorum Komutanım," dedi Burak, sesindeki neşeyi gizlemeyerek. "Kışlaya döndüğümüzde Asiye Anamın ketesinden yemezsem bu dağlarda kurumuş ekmek yemekten midem delinecek. Hem... Ayla Hanım da kesin Asiye Anama yardıma gelmiştir yine. Bizim timin rızkı o evde demleniyor." 'Ayla Hanım' adı soğuk havada bir buhar gibi yükselip kayboldu. Resmî duruşumu bozmadım ama içimdeki o sert kayanın nasıl çatladığını çok iyi biliyordum. Sedat Abi haklıydı; o kızın duası bu dağlarda bir koruma zırhı gibi üzerimizdeydi. Fakat ben o zırhın arkasına sığınırken, ona bir gelecek vaat edememenin mahcubiyetini de taşıyordum. Bizim yolumuz haritalarda çizili değildi. Çalıların, patikaların ve kayalıkların arasından geçen, her an bir patlamayla son bulabilecek meçhul bir yoldu. O ise duru, temiz ve sakindi. O yola bir askerin çamurlu botlarıyla girmek, o iffetli hayatı fırtınanın ortasına çekmek demekti. "Mevziye yerleşin!" diye bağırdım timin geri kalanına. "Sabaha kadar buradayız." Gece nöbetinde kayaların arasına sinerken eldivenli elimi göğsüme götürdüm. Babamın gümüş köstekli saati titizlikle atıyordu. Tık tık... Tık tık... Tıpkı Rize’de, bir ahşap evin penceresinden geceye bakan o yeşil şallı kızın ritmi gibi. [Ayla'nın Anlatımından] Rize’de sabahın ilk saatleri, sisin vadilere iyice çöktüğü o derin sessizlikle başladı. Evin önündeki çay bahçesinde, kurumuş dalları temizliyordum. Toprak nemliydi, soğuk havada nefesim küçük buhar bulutları çıkarıyordu. Babam hayattayken bu vakitlerde bahçeye çıkar, toprağın kokusunu içine çekerdi. Şimdi o yoktu; ama bıraktığı emanetler, öğrettiği edep ve gösterdiği sabır tam buradaydı. "Ayla!" Bahçe kapısından Hatice ablanın sesi geldi. Kucağında küçük Ömer ile patikadan aşağı iniyordu. Yüzünde rahatlamış bir tebessüm vardı. "Hayırlı sabahlar Hatice abla," dedim elimdeki eldivenleri çıkarıp üzerimi düzelterek. "Hayırlı sabahlar kızım. Asiye Teyze içeride mi? Kışladan yeni telgraf geldi, tümen komutanlığı birimlere ulaştırmış. Bizimkilerin üs bölgesindeki durumları iyiymiş. Tipi varmış ama mevziler sağlammış." İçimdeki o gizli panik dalgası bir anlığına yerini derin bir nefese bıraktı. "Çok şükür..." dedim sesimin titremesini engelleyemeyerek. "Çok şükür Allah’ıma." Ömer kucağımdan kayıp bahçedeki ahşap çardığa doğru koştu. Hatice abla yanıma yaklaştı. Gözlerindeki o tecrübeli, abice bakışla yüzüme baktı. "Metehan Kaptan’ı soracaksın, utancından soramıyorsun değil mi?" dedi hafifçe gülümserek. Yüzümün bir anda alev aldığını hissettim. Başımı hemen öne eğdim, şalımın kenarlarını sıkıca tuttum. "Tövbe abla…

Bölümün tamamını WritePad'de oku