2.Bölüm
Yazar: e-kitapyazarim

Alparslan Bozkurt Hazal Hanım çıktığından beri detaylı bir arama yapıyorduk. Lakin hiç birşey yoktu. Bu benim canımı sıkmaya başlamıştı. Etrafta dolanmaya devam ederken yerde bir kağıt gördüm. Kağıdın üstünde 'Canım kızım' yazıyordu. Belki birşey olabilir diye dışarı çıktım. Hazal Hanım bilmek isteyebilirdi. Dışarı çıkca iki askerim kapıdaydı fakat Hazal Hanım yoktu. Askerlerimden birine sordum. "Hazal Hanım nerede?" Utku yani askerim biraz sıkıntılı bir yüz ifadesi takındı. "Komutanım, Hazal Başkan ses duymuş ormandan. Hayvan olabileceğini düşündüğü için gitti. Ben engel olmaya çalıştım ama... Hazal Başkan beni yanlış anladı sanırım. Bir ara öyle bir baktı ki bana vurucak sandım. Sonuç olarak yarım saattir ormanda." Dedi. Şimdi bu Utku bir MİT personelini yanlız oramana gönderdi öyle mi? Ne dedi de kadını kızdırdı rezil herif. "Lan salak, biz buraya teröristlerin flash belleğinden konum çıktığı için gelmedik mi? Ne dedinde kadını kızdırdın acaba. Sen dua et ki başına birşey gelmemiş olsun." Dedim ve ormana doğru ilerledim. Ormanın içine girmeme rağmen bir iz yoktu. Hem dolanıp hem bağırıyordum. "Hazal Hanım! Nerdesiniz?" Dedim tekrar. Gerçekten deliricektim. Hadi bizimkiler saf ama bu inatçı kadın neden yanına almıyordu bizimkileri? Bu böyle olmayacaktı. İlk önce ormandan çıktım. Timde dışarıdaydı."Hazal Hanım hiç bir yerde yok. Sakin olmalıyız. Kaleye gidelim. Orada Başkanla konuşuz. Daha sonra... Bulucağız." Dedim. Bulucaktık. Zorundaydık. Tim olarak araçlara bindik. Herhalde kendilerini suçlu hissettikleri için böyle suskunlardı. Zaten suçlu oldukları için bir zahmet sussunlardı. Kaleye gelince indik. Time burada beklemelerini söyledikten sonra maskemi çıkarttım. İçeri ilerleyince bir adam ve bir kapı çıktı. Adam beni durdurdu."Siz kimsiniz beyefendi?" Dedi. Cüzdanımdan asker kimliğimi çıkarttım. "Binbaşı Alparslan Bozkurt burada en yetkili kim ise onunla görüşmek istiyorum." Dedim. Adam yerinde dikleşti. "Tabii binbaşım. Burada en yetkili kişi Ercan Şerittir. Sizi içeri alalım. İçeride sorduğunuz kişi zaten size gösterir. Buyrun." Dedi ve kapıyı açtı. İçeri geçince koridorda yürüdüm. Attığım sert adımlarla korkuturdum teröristleri. Şimdi ise attığım her adımda garip bakışlarlar karşılaşıyordum. İçeriye ilerlerken bir adamı gördüm. Biriyle konuşuyordu ve ona da "Yaman Başkan" dediklerini anladım. Yanına gidip kolunu tuttum. "Ercan Şeritin odası nerede?" Diye sordum. O ise asla beni korkutmadığı halde çattığı kaşları ile cevap verdi. "Siz kimsiniz? Ercan Başkanı ne yapacaksınız?" Dedi. Ben ise sakin kalarak cevap verdim. O sırada konuştuğu diğer adam yanımızdan ayrılmıştı. "Bak sen burada yetkili birisisin anladığım kadarıyla. Biz, yani ben ve dışarıdaki timim Hazal Türk ile bir depoya gittik. Fakat Hazal Hanım yerinde durmayarak ormana gitmiş. Ve sonuç olarak şuan yok. O yüzden Ercan Başkanınızla görüşmeliyim." Her söylediğim kelimeden sonra özellikle 'ormana gitmiş' dediğimde gözlerinden endişe parıltıları geçmişti. İşin ciddiyetini anladığında bana baktı. "Hemen Ercan Başkana gidelim, beni takip edin." Dedi. Sanki ben başka birşey söylemiştim. O önden ben arkadan ilerledik. En son bir kapı ile karşılaştık. Tabii o kapının önünde sekreter gibi bir kız vardı. Muhtemelen bana yolu gösteren adam yüzünden ayağa kalktı. Daha sonra bana baktı. Bakışlarını benden çekince konuşabildi. "Başkana haber veriyorum Yaman başkanım." Dedi. Yanlız burada herkes başkan. Ben sanırım MİT te personel olamazdım. Burası... Biraz garipti. Takım elbise, sakinlik, sessizlik benim alışık olduğum tarz da değildi. Kız masasındaki telefon ile görüşme yaptıktan sonra bana kısa bir bakış attı ve Yaman dedikleri adama döndü. "Buyrun Yaman başkanım, başkanım sizi bekliyor." Dedikten sonra Yaman kafa salladı ve masanın arkasındaki kapıya ilerledi. Kapıyı çaldı ve içeriden ses gelince kapıyı açtı. O biraz içeri geçince beni de yanına çağırdı. Bende daha fazla dikilmeden içeri geçtim. İçeride canım ülkemin bayrağı koskocaman asılmıştı. Zaten ilk dikkatimi ç…