1.Bölüm
Yazar: e-kitapyazarim

Siyah topuklu ayakkabının sesi "Ben buradayım" diyordu. Tüm çalışanlar bilirdi bu sesi, tanırdı. İnletirdi binayı Hazal Türk. Her sabah girdiği MİT binasındaki görevli selam verdi Hazal Türk'e. Ne kadar sert dursa da bu tarz saygılı davranışlara sesini çıkartmazdı. Aksine o da saygılı davranırdı. Kapıdaki görevlinin selamını aldı ve kendi baş parmağını, parmak okuyucuya okuttu. Kapı açılınca ilerlerdi. Koridorda ilerlerken çalışanların selamını alarak aynı zamanda selam vererek ulaştı odadına. Kapının sağ tarafında duran adına baktı. Büyük harflerle 'HAZAL TÜRK' yazıyordu. Nasıl gurur duymasındı kendisiyle? Çantasından çıkarttığı anahtar ile odasının kapısını açtı ve kabanını çıkarttı, çantasını masasına bıraktı. İçinden telefonunu ve anahtarını alıp odadan çıktı. Odasının kapısını kitledi ve operasyon için kullanılan odaya girdi. Girmesiyle bütün çalışanlar ayağa kalktı. Başkanlarından sonra en yetkili kişiydi, Hazal. Sert sesiyle "Oturun." Dedi. İçeri girdiği zaman istihbarat sağlayan ayrıca istihbarat sağlayanların arasından en güvendiğinin yanına gitti. "Hayaletten bir haber var mı Yaman?" Uzun zamandır peşinde oldukları bir teröristin kod adıydı. Gerçek kimliği ise hâlâ bilinmezlik içindeydi. "Yok başkanım, fakat Semra son aldığımız flash belleğin içindeki şifreyi çözmeye çalışıyor. Ben ise ondan önceki operasyonda bulunan temsili hayalet çizimini inceliyordum." Dedi Yaman. Bu kişi kimse çok iyi saklanmayı biliyordu ama bilmediği birşey vardı: Hazal Türk'ten kimse kaçamazdı. 👠🥾 "Tamam. Birşey olursa mutlaka bana haber ver. Kendi kafanıza göre hareket etmeyin. Ben odamdayım detayları inceleyeceğim." Dedi her zamanki gibi sert sesiyle. "Peki başkanım." Dedi Yaman. Hazal, Yaman'nın yanından ayrıldığında odasına gitti. Masasındaki çekmeceyi açtı ve dosyaları aldı. Hayalet; tahminen çok iyi saklanmayı bilen, bilgili, türklere düşman ülkelerle bağlantısı olan ve tıp alanında gelişmiş biriydi. Ayrıca onun için canlarını vericek kadar seven büyük bir koruma ordusu vardı muhtemelen. Daha önceki yakalama görevlerine bende katılmıştım. Bir doktoru ilk kaçırmış daha sonra güçlü ve can yakarak öldüren bir ilaçla öldürüldüğü tespit etmiştim. Evet o ne kadar tıp alanında gelişmişse bende gelişmiştim. Ayrıca onu yakalamaya hep çok yaklaşmıştık. Sadece bir dakika ile bizden kaçmayı başarmıştı. Birgün gelicek ve bırak kaçmayı, susamayacak bile. Çünkü bize yardım edicek bilgileri vermek zorunda kalıcaktı. Mecbur bırakacaktım. Kapı çaldı. "Gir!" Dedim. İçeri Yaman ve Semra girdi. "Başkanım size iletmemiz gereken bazı bilgiler var." Dedi Yaman. "Buyrun oturun arkadaşlar." İkiside oturunca ilk Yaman tabletinden detaylı incelediği hayalet çizimini açtı. "Başkanım, bulduğumuz bütün hayalet çizimlerinde mavi sprey boya kullanıldığı dikkatimi çekti. Bu kişinin mavi rengini sevdiğini anlıyoruz. Ayrıca bu çizimin bulunduğu depodaki dolabın altında mavi bir peruk ve mavi bir bileklik bulunmuş. Oradaki tim şimdi araçtalar ve geri dönüyorlar. Peruk ve bileklikle birlikte. Birde Semra'nın incelediği flash belleğin içinden önemli bir bilgi çıkmış." Sözü bitirince devamını Semra anlatmaya başladı. "Flash belleğin içinde bir konum çıktı Başkanım. Konumu incelediğimizde tekrar bir depo çıkıyor." Dedi. Bu çok sevindirici bir haberdi. Bu bilgilerle gerçekten çok yaklaşmış olabilirdik. "Bu bilgiler gerçekten çok önemliydi arkadaşlar. Teşekkürler. Şimdi ben o depoya giderim ama yanıma bir tim alıcağım. Orada ne ile karşılaşacağımızı bilmiyoruz. İnşallah en yakın zamanda bu Hayalet yani Ghost davasını kapatacağız." Dedim. Ayağa kalkıp asılı duran kabanımı giydim. Benimle birlikte Yaman ve Semra da kalktı. Ben çantamı alırken izin isteyip çıktılar. Daha sonra bende odadan çıktım. Odamı kitlemeyi unutmadım. Bir kaç saat önce geldiğim koridordan aynı seslerle geri çıkıyordum. Yaman, timin kapıda olduğunu yazmıştı. Aynı zamanda Semra da konumu göndermişti. Aşağı kapıya inince timi gördüm. "Merhabalar. Ben Hazal Türk. Bu konuma gideceğiz. Orada herhangi bir eşya b…