SINIR İHLALİ

Sİ - 9

Yazar:

SINIR İHLALİ - sude b. kitap kapağı
SINIR İHLALİ kitap kapağı

BÖLÜM 9; FOTOĞRAF Ufuk Beydemir – Sarı Sarı Saçlar. Dengesiz, ne istediğini bilmeyen, bir dediği diğerine uymayan aptal herif. Onun hakkında son bir haftadır düşündüklerimin özeti tam olarak bu cümleydi. Bu yüzdendir ki ona güvenmiyordum. İnanmıyordum. Söyledikleri bana samimi gelmiyordu. Geçen haftaya kadar adam akıllı yüz yüze bile gelmiyorduk ancak şimdi tabiri caizse götümün dibinden ayrılmıyordu. Bunun bile sebebi yapayalnız kalmış olmasıydı. Eskiden yalnızdı ve yanında ben vardım. Sonra çevresi kalabalıklaşmış, bir tek ben o kalabalıkta kendime yer bulamamıştım. Şimdi kalabalığı azaldığında uğradığı ilk liman yine ben oluyordum. Enayi olarak görmüştü herhalde beni. Yine sırtını sıvazlar, yanında olurum falan sanmıştı. Dudaklarımdan inanmadığımı belli edercesine bir ses yükselirken kafamı yola doğru çevirdim. "Bana şunu yapma Duru." "Sen de bana yalan söyleme." "Sana yalan söylemiyorum." Yalan söyleyip söylemediği hakkında daha çok tartışırdık fakat dışarıdan gelen bir korna sesi ikimizin de sus pus olmasına neden oldu. Saniyeler sonra ikinci kez kornaya alacaklı gibi basıldığında öfkeyle el frenini indirdi. Sanki arkadaki arabadaki insan onu duyabilecekmişçesine, "Ne var ulan ne var? Görmüyor musun dörtlüleri yaktığımı?" diye bağırdı. "Keyfimizden duruyoruz sanki kenarda!" Aslında tam olarak keyfimizden duruyorduk. Araba hızla yola kaldığı yerden devam ederken ona çaktırmadan koltuğun kenarına tutunup parmaklarımı sıktım. Aşırı düzeyde olmasa da hız beni tedirgin ederdi. Bunu o bilmiyordu çünkü o hayatımdan çıktıktan sonra fark ettiğim şeylerden biriydi. Az önce hızını arttırmışsa da tartışmanın etkisiyle çok da farkında olamamıştım ama şimdi akıp giden yolu izlemek kalbimin hızlanmasına neden olmuştu. Alt dudağımı kemirirken Asil konuşmamıza son vermemeye karar vermiş olacak ki bir kez daha, "Sana yalan söylemiyorum," dedi. "Sana asla yalan söylemem." "Asil inan ki bana yalan söyleyip söylememen zerre umrumda değil. İstersen tek ayak üstünde kırk tane yalan söyle istersen bir tane bile söyleme." "Söylemiyorum ve bal gibi de umrunda. Kimden neyi gizlemeye çalışıyorsun sen? Tanıyorum kızım ben seni." Araba nihayet şehrin hareketli bölgelerinden çıkıp az arabanın olduğu bir yola bağlandığında rahat bir nefes verdim. "Senin beni tanıdığın falan yok." "Hâlâ aynı Duru'sun." "İşte işin kötü kısmı da bu," dedim alayla. "Ben ne kadar aynıysam sen bir o kadar farklısın. O yüzden artık ikimiz aynı noktada buluşamayız. Sadece..." Otobandaki hızına rağmen bakışlarının beni bulduğunu hissettim. "Sadece ne?" "Önüne bakar mısın?" Önüne dönmesi ile beyaz bir aracı sollayıp geçmesi bir oldu. Acaba bakmasa mıydı? Bana bakarken daha kontrollü sürüyordu. "Sadece ne?" diye tekrarladığında sesli bir şekilde ofladım. "Sadece bir an önce şu yalan ilişkinin bitmesini istiyorum, tamam mı?" "Niye?" Sorduğu sorudaki ciddiyetini ölçmek istercesine bakışlarımı yoldan ayırıp profiline çevirdim. Yolu izleyen gözleri dikkatli, kaşları çatıktı. Parmakları direksiyonu sıkmaya devam ediyordu. Niyesini açık bir şekilde bilmesine rağmen bunu sorması bildiklerinden başka nedenler de duymak istediği için olmalıydı. "Saçma sapan bir şeyden ibaret olduğu için olabilir mi?" "Merak ediyorum, bu oyunu başkasıyla oynamak zorunda kalsaydın yine tavrın böyle mi olurdu? Hemen bitmesini mi isterdin?" Bir başkası olsaydı böyle bir şeye kalkışıp kalkışmayacağımdan emin bile değilken net bir dille cevapladım sorusunu. "Kim olursa olsun her türlü senden daha iyi bir seçenek olacağı için ona daha çok tahammül edebilirdim." Direksiyondaki elleri biraz daha sıkılaştı. Sert bir soluk alırken, "İyiymiş," demekle yetinmişti. Canını sıkmıştım. Bu sadece birkaç saniyeden ibaret olsa da moralimin bozulmasına neden olmuştu ama sonra, onun benim canımı daha çok sıktığı aklıma geldiğinde kendi kendime omuz silktim. Kollarımı birbirine bağlarken kendime telkinlerde bulunuyordum. Tabii ki de geri adım atmayacak, gardımı indirmeyecektim. Birkaç dakika sonra araba sahil şeridinde ilerlerk…

Bölümün tamamını WritePad'de oku