SINIR İHLALİ

Sİ - 8

Yazar:

SINIR İHLALİ - sude b. kitap kapağı
SINIR İHLALİ kitap kapağı

Duman – Ah. BÖLÜM 8; GEÇMİŞİN ESİNTİLERİ Asil ve Duru, 12. Sınıftayken. Sıradan bir öğle tatilindeydik. Bir saatlik öğle arasının ilk on dakikasında yemeğimi yemiş, kalanını değerlendirmek için okulun bahçesine inmiştim. Deren ve Çağla, biri hasta olduğu diğeri henüz üç gün önce açılan okulun tatiline denk gelmesi sebepleriyle okulda değillerdi. İkizim Batın da itinayla beni ektiği için bugün tek tabancaydım. Gökyüzünde Eylül ayının ne soğuk ne de sıcak bir havası hâkimken, bunun keyfini çıkarmak için elimde kitabımla birlikte bahçedeki banklardan birine kurulmuştum. Okuduğum romanın neredeyse ortalarındaydım ve okumaya daha dün akşam başlamıştım. Olay akışının heyecanlanmaya başladığı sahnelerde olmama rağmen son birkaç dakikadır bir türlü odağımı okuduğum cümlelere veremiyordum. Çünkü okulumuzun futbol sahası tadilatta olduğu için her öğlen maç yapan tayfa ön bahçede, tam da oturduğum bankın baktığı boş alanda, maç yapmaya karar vermişlerdi. Bu kısımda bir sorun yoktu. Ses olsa da odaklanıp kitabımı okuyabilirdim. Pür dikkat kesildiğimde odağım kolay kolay dağılmazdı fakat bakışlarımı sürekli sahaya doğru çevirmeme neden olan bir içgüdü kitaba odaklanmama engel oluyordu. Asla anlamasam da okuduğum birkaç cümlede bir gözlerim maç yapan öğrencilere kayıp duruyordu. Beni ilgilendiren birinin varlığı bütün sistemimi altüst etmiş durumdaydı zira midenin kelebeklenmesi durumunu son birkaç dakikadır aralıksız yaşıyordum. Karın boşluğumu bir ağırlık hissi ele geçirmiş, bedenimde kıpır kıpır bir etki yaratmıştı. Beni ilgilendiren? Ne zamandan beridir beni ilgilendiriyordu? Kirpiklerimin altından sahaya doğru bakarken oflamamak için kendimi zor tutuyordum. Gözlerim, sağ tarafta kalan kaleciye doğru kaydı çünkü o, o taraflardaydı. Sağ elini havaya kaldırmış takım arkadaşına doğru işaret yapıyordu. Ayağındaki topu önündeki oyuncudan kurtarmaya çalışan takım arkadaşı onu görmüş müydü bilmiyordum. Tüm el kol hareketlerine rağmen takım arkadaşı topu kurtarıp başka birine pasladı. Onun önü bomboş olmasına rağmen topun etrafı iki kişi ile çevrili başka birine gönderilmesi sinirlerini bozmuş olmalıydı ki bu mesafeden bile seçebileceğim bir şekilde çenesi kasılmıştı. Daha önce de fark ettiğim gibi takımında olduğu kişiler ona bilerek pas göndermiyordu. Ayağının topla buluşmasını istemiyorlardı. Bunun iki sebebi vardır. Birincisi, onu sevmemeleriydi. Onları sadece bir dakika bile izleyen herkes bunu kolay bir şekilde fark edebilirdi. Dizilerdeki okulları andıran bir kolejin öğrencileriydik ve burada gerçekten de bursluları ezikleyip aşağılayan zengin çocukları vardı. Hiç öyle az sayıda da değillerdi. O da sevilmediğinin ve istenmediğinin farkındaydı ama ne zaman şu futbol topu meydana çıksa bir yerlerden aniden çıkıp geliyordu. Kimsenin hoşuna gitmese de umursamadan takımlardan birinde kendine yer açıyordu. Ona karşı adil bir tutum olmasa da tüm her şeyi göz ardı edip oynamaya devam ediyordu. Futbola gerçekten gönlünü vermiş birinin hareketleriydi onunkiler. Top maç boyunca sadece birkaç kez ayağına değecek olsa bile bütün bir öğlen arasını oradan oraya koşturmakla geçiriyordu. İkincisi ve bence asıl karın ağrılarına neden olsan sebep ise gerçekten iyi bir oyuncu olmasıydı. Maç boyunca top ayağıyla pek buluşmasa da ona ulaştığı anları insanı hayran bırakan çalımlar ve gollerle güzel bir şekilde değerlendiriyordu. Onlar da bunu kıskanıyor, kendi takım arkadaşı olsa bile pas atmıyorlardı. Bilirsiniz, okulun havalı ve popüler çocukları vardır. Egolarını zedeleyecek, onların ününe gölge düşürecek insanlardan nefret ederler. Bizim okulumuzun popüler çocuğu da okul futbol takımının kaptanıydı. Onu bir rakip olarak gördüğü için okul takımına alınmasına izin vermediğini duymuştum. Bu yüzden onun okul içerisinde oynayabileceği tek maçlar öylesine zaman dolsun diye yapılan bu maçlardı ve onda da karşı takımda okulun popüler çocuğu Bora olduğu sürece, istediği gibi oynamasına imkân yoktu. Şimdi de top ona atılmadığı için öfkelenmişti ama bu öfkesinin bir…

Bölümün tamamını WritePad'de oku