Sİ - 2
Yazar: sude b.

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayalımm <3 Keyifli okumalar ❤️ Zella Day – Hypnotic. BÖLÜM 2; KUTLAMA Koca bir mekân Asil Ulukan için kapatılmıştı. Koca bir mekâna doluşmuş olan insanların hepsi onun için buradaydı. Ben ise gerçekten artık geçmişe takılıp kalmadığımı ispatlamak için mi yoksa Asil için mi buradaydım bilmiyordum. Son bir saattir cevabını aradığım sorulardan yalnızca bir tanesiydi. Eğer Asil için buradaysam işte o zaman kendime çok kızardım çünkü onun mutluluğunun beni alakadar etmemesi gerekiyordu. Kızlarla bir masanın etrafına doluşmuştuk. Mekânın loca kısmında Asil'in çok yakın olduğu insanlar için ayrılmış bölümdeydik. Herkes bir yana dağıldığı için kocaman masada sadece biz üç kişi oturuyorduk. Elimde hafif düzeyde alkollü bir meyve kokteyli tutuyordum. İçeceğimi ara sıra yudumlarken ortamda çalan şarkıları dinliyor, insanları izliyordum. Asil ortalıkta geziniyordu. Bir an bir masadayken, bir an diğerindeydi. Tanıdığı herkesle selamlaşıyor, kısa bir sohbetin ardından diğer masaya geçiyordu. Herif tüm dünyayı tanıyordu sanki. O tüm dünyayı tanımasa da Türkiye'deki hemen hemen herkes onu tanıyordu. Lise çağından beri tanıdığınız bir insan bir anda ünlendiğinde afallıyordunuz. Artık hayatındaki sayılı insandan ibaret olmayacağınızı fark ettiğinizde ise içten içe belli etmemeye çalışsanız da kalbinizde bir sızlama oluşuyordu. Kutlamaya gelen herkes Asil'in arkadaşı değildi. Gelenler yanında arkadaşlarını da getirmişlerdi. Birçok kız Asil'in adeta fanıydı ve sürekli birileri onu durdurup fotoğraf çekiniyordu. Buraya gelmenin o kadar da iyi bir fikir olmadığını gördüklerim artık sinirlerimi bozmaya başladığında anlamıştım. Bardağımdaki içecekten bir yudum alırken tamamen Asil'e odaklanmış olan dikkatim Çağla'nın konuşması ile ona kaymıştı. "Ay Deren!" diyordu, Deren'in kolunu sarsarak. "Şuradaki esmer çocuk seni kesiyor." Deren umursamaz bir tavırla cevapladı. "Çok kesmesin, gözlerini oyarım." Ben gülerken Çağla gözleri devirdi. "Yabani yabani davranma. Bir saniye dönüp baksana çocuğa. Belki beğeneceksin." Deren'in ciğerini bildiğim için asla dönüp o tarafa bakmayacağından emindim. Biz Deren ile birlikte büyümüştük. Benim babam ve onun annesi Tuğçe abla kuzenlerdi. Tuğçe abla ile annem de çok yakın arkadaşlardı. Bu sebeple onlar gibi Deren'le benim de attığımız her adım birlikteydi. Bu abartılı bir tabir değildi. Biz ilk adımımızı bile aynı gün atmışız. Ben on iki aylıkken, Deren de on aylıkken. Evet, doğduğumuz zamanlar bile neredeyse art ardaydı. Kelimenin tam anlamıyla ben, Batın ve Deren birlikte büyümüştük. O benim kız kardeşim gibiydi. Çağla aramıza lisedeyken katılmıştı. Onunla da sıkı bir dostluğumuz vardı. Elimizden geldiğince onu dışlamamaya çalışıyorduk ama Deren ile büyüdüğümüz için bazen ister istemez samimiyetimiz daha çok oluyordu. Çağla bunu sorun etmeyip anlayışla karşıladığı için aramızda bir sorun çıkmıyordu. "Bütün gece gözüm asla o tarafa kaymayacak," dedi Deren. Bilmiş bir ifade ile sırıttım. Ciğerini biliyorum demiştim... Deren tıpkı babası Tayfun abi gibi esmer tenliydi. Tenine eşlik eden kahverengi saçları vardı. Annesi kızıl olduğu ve bu geni ondan devralamadığı için her seferinde yakınsa da bence Deren çok güzel bir kızdı. Annesinden aldığı tek şey yemyeşil gözleriydi. Çağla beyaz tenli, simsiyah saçları olan kahverengi gözlü bir kızdı. Yüz hatları özenle çizilmiş gibi bir güzelliğe sahipti. Bu güzelliği ile aramızda en çok erkek arkadaşı olan kişi unvanını kazanmıştı. Çok fazla eski erkek arkadaşı vardı. Deren'in ve benim yirmi iki yıllık yaşantımızda sadece bir kez sevgilimiz olmuştu. Deren tüm lise hayatı ve liseden sonraki bir yılda da aynı kişiyle sevgili olmuştu. İlişkileri üç sene önce bitmişti. O zamandan beri kimseyle flört bile etmemişti. Kaldı ki flört işleriyle pek ilgilenen birisi değildi. Ben üniversitenin son senesinde birisiyle sevgili olmuştum. Altı aylık ilişki şerefsiz herifin beni aldatmasıyla bitmişti. Beni aldatmış sonra da pişkin pişkin yediği haltı yüzüme yüzüme…