Sİ - 17
Yazar: sude b.

Dua Lipa - Homesick. BÖLÜM 17; HAZİN SON. Günler hızına ayak uyduramadığım bir şekilde akıp giderken bir an olsun durup soluklanmaya fırsatım olmuyordu. Kaldı ki hayatın da bana, sen bir dur da nefes al diye fırsat tanıdığı yoktu. Günler geçip gidiyordu ve yaptığım tek şey, bu olağan dışı akışın içinde savrulup gitmekti. Her gün ama her gün yepyeni bir gündemle güne gözlerimizi açıyorduk. Alıştığımı sandığım yerde bir kez daha kendimi bir bıkkınlığın pençesinde buluyordum. Göz önünde olmak her geçen gün daha çok canımı sıkıyordu. Ebru uyandığından beri her şey daha karmaşık bir hal almıştı. Çözülür sandığımız sorunlar öyle düşündüğümüz gibi kolayca bir seferde hallolmuyordu. Uyandığının ertesi gününde akşamüstüne doğru polisler hastaneyi ziyaret etmiş ve Ebru'nun ifadesini almışlardı. Ebru'nun birinci ağızdan verdiği bir ifadenin ardından yürüttükleri dosyanın seyri çok hızlı bir şekilde değişmişti. Sonraki gün Ebru hastaneden taburcu olmuştu. Sosyal medya hesabının gizli ve takipçisinin az olması sebebiyle paylaşacağı bir açıklama yazısının yeteri kadar ses getirmeyeceğini düşünen Selim, tanıdığı bir gazeteciyle anlaşıp Ebru'nun paylaşmak için hazırladığı yazıyı sanki adam Ebru'yla bir röportaj yapmış gibi medyaya servis ettirmişti. Konuşması, "Yaşadığım bu olayla gündeme gelmek benim için zaten yeterince zorken bu açıklamayı yapmak zorunda kalmak beni daha da üzüyor," diye başlıyordu. "Bu zamana kadar Asil ile hakkımızda çıkan bütün haberleri görmezden gelmek çok kolay olmuştu. İşin doğrusunu yanlışını biz bildiğimiz sürece kimseye bir açıklama borcumuz olduğunu düşünmüyordum. Üstelik haberler onun Duru'yla olan ilişkisini yıpratabilecek iken bile suskunluğumuzu korumuştuk ama böylesi bir olayda okların yanlış kişiye doğrultulması beni en çok yıpratanlardan bir tanesi oldu." Normalde siyah bir ekranın üzerine yazıp paylaşacağı yazı, sanki karşılıklı sohbet havasında düzenlenmişti. Gazeteci ona sorular sormuşçasına araya diyaloglar sıkıştırılmıştı. Haberi yapan adama sadece bir metin atıldığını geri kalanının tamamen manipüle edilmiş bir içerikten ibaret olduğunu sadece bu dört kişi biliyordu. Sözde konuşmanın devamı yine uzun bir şekilde sürüyordu. "Başıma gelen bu korkunç olayın yıllardır en yakın arkadaşım olan Asil Ulukan ile uzaktan yakından bir alakası yoktur. O gece aynı otelde bulunması bizzat benim isteğimle gerçekleşen bir durumdu. Eski sevgilim Uğur Yıldırım ile benim için oldukça kötü olacağını tahmin ettiğim ciddi bir konuşma yapmak için olayın yaşandığı otelde buluştum. O günün benim için kötü geçeceğini bildiğimden Uğur gittikten sonra Asil'in desteğine ihtiyaç duyacağımı düşünüyordum. Oynanmış olan kamera kayıtlarında Uğur'un otele giriş çıkışını göremezken Asil'inkini görmenizin tek sebebi bu. Kaldı ki kendisi geceyi kız arkadaşı ile farklı bir odada geçirmiş. Olan biteni herkes gibi ertesi günün sabahında öğrenmesi onu en az benim kadar suçsuz yapıyor. Bu olayda suçlu olan tek bir kişi var ve herkes tamamen kanıtlandığında gerçekleri tam olarak görecek." Bu açıklamadan sonra elbette ki medya yine ikiye ayrılmıştı. Başından beri suçsuz olduğuna inananlar ve Ebru'nun açıklamasına rağmen gözlerinde Asil'i masum bir hale getiremeyenler... Ancak bu kez hepsinden farklı olarak Asil'i destekleyen kitlenin arttığı düşüncesine kapılmıştım zira yorumlara baktığımda bu izlenime kapılmamak mümkün değildi. Adı şiddet faili olarak anılmaya başladıktan sonra düşen takipçi sayısının birkaç gün içerisinde yeniden yükselmesi de bunu düşünmekte haklı olduğumu gösteriyordu. En azından haberleri ve magazini meşgul ederken bu kez olay sadece üçümüzün adı etrafında dönmüyordu. Uğur ve Oğuz da manşetlerin ana başlığı olmaya başlamıştı. Olan biteni izleyip takip ederken içimde inanılmaz bir haz yatıyordu. Ahir dünya... Yaptıklarının yanlarına kâr kalacağını düşünmeleri zaten en başından beri büyük bir aptallıktı. Ebru'nun öleceğinden o kadar eminlerdi ki, bu olayın bir daha hiç açılmamak üzere kapanacağını düşünmüşlerdi. Böylelikle…