Sİ - 16
Yazar: sude b.

The Goo Goo Dolls - Iris. BÖLÜM 16; "DİZLERİNDE." Hastane koridorlarında beklemek diğer bekleyişlerden çok daha farklıydı. Bir yakınımın sonucunda ne olacağını bilmediğim bir ameliyattan çıkmasını beklemiyordum belki de. Ortada sabır göstermem gereken bir durum bile olmayabilirdi ancak bembeyaz zeminin ve duvarların ele geçirdiği bir koridorda beklemek fazlasıyla iç karartıcıydı. Uzun bir zamanın ardından yaşama gözlerini açmış birini beklerken bile hisler aynıydı. Bir o yana bir bu yana yürüdüğüm koridorda, duvara yaslı koltuklardan birine bedenimi bıraktığımda bakışlarım hemen karşımdaki odanın kapısını bulmuştu. Haberi alır almaz soluğu hastanede almıştık. Geldiğimizde doktorların bazı tetkiklerinden geçen Ebru'nun yanına bir süre kimseyi almamışlardı. Artık içeriye birilerinin girebileceğini söylediklerinde ise ben dışarıda beklemeyi tercih eden taraf olmuştum çünkü Ebru'yla bir yakınlığımız yoktu. Konuşmuşluğumuz bile yoktu. Benim hakkımda ne bildiğini dahi bilmiyordum ve böyle travmatik bir olay yaşadıktan sonra uyandığımda yanımda bana yabancı olan bir kişiyi yanı başımda bulmayı istemezdim. Onun da aynı hislerde olabileceğini düşünüp içeri girmemiştim ancak Asil neredeyse içerideki bir saatini devirirken kendimi sık sık aldığım kararı sorgularken buluyordum. O uyurken yaşanan her şeyi bir bir anlatmış olmalıydı. Arabada gelirken uyanır uyanmaz bunları duymaya hazır olup olmayacağını dile getirdiğimde Ebru'nun kendisini görür görmez her şeyi sorgulamaya başlayacağından emin olduğunu söylemişti. Her insanın olaylar karşısında vereceği tepki farklı olacağından ve Ebru'yu tanımadığımdan bir şey diyememiştim. Sadece merak duygusu zihnimi kemirip duruyordu. Nasıl tepki vermişti? Bundan sonra ne olacaktı? Ebru Uğur'u şikâyet edecek miydi? İki aydır dışarıda rahat rahat gezebilen Uğur'un kâbusu bugünden sonra nihayet başlayacak mıydı? Ebru'nun uyanmasını önce onun iyiliği ardından da tüm bu soruların yanıtları için dört gözle beklemeye o kadar alışmıştım ki, sonunda o beklediğim şeyin gerçekleştiğini son birkaç saattir algılamakta güçlük çekiyordum. Gerçekten bu anı yaşıyor muyduk? Her iki dizimi de titreterek sallarken aniden tam karşımdaki kapı açıldı. Ayaklarımı zemine bastırıp hareketini kestiğimde açılan kapıdan çıkan Asil görüş açıma girdi. Kapıyı tamamen kapatmadan bakışlarını zeminden yüzüme doğru çıkardı. "Duru," diye seslenişi istemsizce oturduğum yerde doğrulmama neden olmuştu. "Ebru'nun üstünün değiştirilmesi lazım. Yardım eder misin ona?" Kafamı tutuk bir ifadeyle aşağı yukarı sallarken ayağa kalktım. Asil kapının önünden çekilerek koridora çıkarken, "Durumlar nasıl?" diye sordum. Kötü dercesine başını iki yana salladı. Alt dudağımı ısırarak kapıya doğru bir adım attım. "Kıyafetleri odanın içindeki dolapta." Ebru'yla yalnız kalacaktım ve bildiğim tüm psikoloji bilgimin şu an bir hiç olduğunu hissediyordum. Aklıma okul hayatım boyunca gördüğüm travmatik vakaları ve insanların yaklaşım biçimini getirirken odadan içeri girdim. Kapıyı arkamdan ağır hareketlerle kapattığımda bakışlarımı odanın ortasındaki yatakta uzanan bedene çevirdim. Onun komada olduğu süre boyunca buraya sadece bir kez gelmiştim ve bir kadını o halde bir kez bile görmek bana yetmişti. Şimdi o zamana göre oldukça farklı görünüyordu. Uyandığından olsa gerek yüzüne bir renk gelmişti ve morlukları tamamen yok olmuştu. Ancak bu kez bakışlarında bir hiçlik vardı. Odaya girdiğimde bana attığı saniyelik bir bakışta yakalamıştım o yoksunluğu. Uyanmıştı ancak tam anlamıyla hayata döndüğünü henüz söylenemezdi. İlk kez kendi hem cinsime karşı hissettiğim bir gerginlikle, "Selam," dedim. Beni tanıdığını biliyordum ama sessiz kalmak istemediğim için kendimi anlatmaya başladım. "Biliyorsundur zaten ama ben Duru." Bu esnada odanın içerisinde gördüğüm dolaba doğru yürümeye başlamıştım. Oda çok büyük olmadığından dolaba ulaşmam oldukça kısa sürmüştü. "Şimdi senin üzerini değiştireceğiz." İki kapaklı dolabın kapaklarından birini tutup çektim. Buraya birkaç parça kıy…