Sİ - 15
Yazar: sude b.

Lana Del Rey – Love. 15. DEĞİŞMEYE BAŞLAYAN HİSLER "Bu evrenin en güzel kızını on sekiz yaşımın rastgele bir gününde öptüm. Formamda taşımak için yeterince önemli bir sayı." Titrek bir soluk dudaklarımdan süzülüp havaya karışırken bakışlarımı Asil'den kaçırırcasına ayırdım ve uzandığım yerden biraz zorlanarak da olsa sahanın tel örgülerine baktım. Öyle herhangi bir noktasına da değil, beni öptüğü o noktaya bakmıştım. Gözlerim yerini ezbere biliyormuşçasına doğrudan orayı bulabiliyordu. Seneler sonra gelsem yine tek seferde bulabilirmişim gibi hissediyordum. Ne ona ne diyebileceğimi bilebiliyordum ne de ne hissedeceğimi. Beni öyle bir arafa sürükleyip bırakıyordu ki aklımda cümleler, vücudumda verecek tepkiler bırakmıyordu. Avuç içlerimi çimlere bastırıp destek alarak oturur pozisyona gelirken zihnimde tek bir ses çığlık çığlığa bağırıyordu. Uzaklaş. Bazen uzaklaşınca her şey daha kolay olurdu. Bazense her şeyi daha da berbat hale getirirdi. Bu durumda en işe yarayan seçeneğin ne olduğunu bilmiyordum ama bir an önce eve gidip hiçbir şey yapmadan yatağımın içine girmek ve saatlerce düşünmek istediğimi çok iyi biliyordum. "Gitsek mi artık?" Sesimi duyduğunda anlayışlı bir tavırla kafasını sallarken tıpkı benim gibi oturur pozisyona gelmişti. Ondan önce davranarak ayağa kalktım ve çimlerin üzerine bıraktığım çantama doğru yürümeye başladım. Çantamı yerden alıp tozlanmış olma ihtimaline karşı elimle çırpmaya başladığımda ağır adımlar atan bedeninin bana yaklaşmakta olduğunu göz ucuyla görebiliyordum. "Balık ekmek yemeye gider miyiz?" Elleri pantolonunun cebindeyken bir adım kadar uzağımda durmuştu. Ne yapmaya çalıştığını anlıyordum. Bir işe kalkışmışken tamamen geçmişi yad etmeyi amaçlıyordu. Rutinlerimizi aradan geçen onca zamandan sonra yerine getirmeye çalışıyordu. Bakışlarımı çantamdan ayırmazken, "Evdekiler yemeğe bekliyorlar," dedim. Yalan veya bahane değildi. O da kendisini geçiştirmediğimi anladığından olsa gerek buna bozulmamıştı ancak yine de kendimi anlamsız bir şekilde kötü hissetmiştim. Teklifini kabul etmek zorunda değildim, kaldı ki bundan kısa süre öncesi olsaydı onu nasıl tersleyerek reddeceğimi de en iyi ben biliyordum fakat buna rağmen üzerime düşen huzursuzluğa engel olamıyordum. Çantamdaki hayali tozlarla oyalanmayı bırakıp bakışlarımı yüzüne çıkardım. Bakışları alınmış ya da hevesi kırılmış gibi değildi fakat dudaklarımı aralayıp söylemeyi düşündüğüm şeyi aklımda tartarken bu pek de umrumda değilmiş gibiydi. "Sen de gel istersen. Deren'ler bizde olacaktı." Kelimeler ağzımdan dökülür dökülmez dilimi sert bir şekilde dişlerimin arasına kıstırmıştım. Ne diyorsun Duru, diye kendime çıkışma isteğimi zorlukla bastırıyordum. Ne gerek vardı ki şimdi böyle bir şeye? Benden böyle bir teklifi beklemiyor olacak ki batmak üzere olan güneş yüzüne vurduğu için sarı gibi görünen gözbebeklerine anlık bir şaşkınlık yerleşmişti. Gözlerini bir kez kapatıp açtığında o duygunun yerinde yerler esiyordu ama bir kez yakalamıştım. Teklifi yapan ben olmama rağmen bende de aynı şaşkınlığın yer edindiğinden neredeyse emindim. "Sürpriz yumurtadan çıkar gibi gelmeyeyim şimdi," dedi, yerdeki ceketini alırken. Tıpkı benim gibi üzerindeki tozları çırpmaya başladı. "Başka zamana." "Annemlerin bunu sorun edeceğini mi sanıyorsun?" Bizim evde öyle şeyler olmadığını en iyisi kendisi biliyordu. Az mı girip çıkmıştı? Ortada plan yokken az mı akşam yemeklerimize getirmişti onu babam? Son yıllarda sıklığı azalmış olsa bile Asil hep bizim eve düzenli girip çıkan biri olmuştu ve annemle babam da bundan son derece memnunlardı. "Gel işte. Hem Batın da sevgili olup en yakın arkadaşımı benden çaldın diye başımın etini yiyip duruyor. Biraz takılın da benim başıma ekşimeyi bıraksın." Bunları gerçekten ben mi söylüyordum? Elimde olsa Asil'i evimizin önünden geçirtmeyecek olan ben? "İyice takıntılı eski sevgilim gibi oldu anasını satayım. Sabahları da günaydın yavrum diye mesaj atıyor." Asil ceketini omzuna geçirirken istemsizce küçük bir kahkaha attım. Batın,…