Sİ - 10
Yazar: sude b.

Taylor Swift & Ed Sheeran – Everything Has Changed. BÖLÜM 10; OĞUZ Son günlerde hayatımdaki kontrolü kaybetmiş gibi hissediyordum. Hayatım dışarıdan bir başkası tarafından yönetiliyormuş gibi geliyordu. Asil'in menajeri benim menajerliğimi de üstlenmiş olabilirdi zira kendimi onun tarafından yönetiliyor gibi hissediyordum. Adam sadece Asil'in sosyal medyasına değil benimkine de kafayı takmıştı. Asil'le paylaşım yapmamı isteyip duruyordu ve üç günlük baskılarının ardından sırf başımdan gitsin diye Batın'ın telefonundan gizlice arakladığım bir fotoğrafı hikayeme atmıştım. Asil'in evindeymişim de bana mutfakta bir şeyler hazırlıyormuş gibi izlenim veren fotoğrafın tarihi bundan birkaç ay öncesine aitti. Sadece Asil'in sırtı görünüyordu. Batın bunu neden çekmişti bilmiyordum ama bir sonraki fotoğrafta Batın'ın sırıtık yüzüyle karşılaşınca selfie çekecekken yanlışlıkla Asil'i çektiğini düşünmüştüm. Bir çöplüğü andıran galerisinde işime yarayan bir şey bulduğum için sevinmekten başka bir şey düşünememiştim o an. Kısacası son günlerde fazlasıyla yönetiliyormuş hissine kapılmıştım ve bunun daha şimdiden beni boğmaya başladığını hissediyordum. Umarım gerginliğimi birine patlayarak üzerimden atmaya çalışmazdım çünkü o şanslı kişinin kim olacağını düşünmek istemiyordum. Bu hissiyat tam da kızlarla otururken konu Asil'in de benim de sosyal medyada yaptığımız paylaşımlara geldiğinde göğsümün orta yerine oturuvermişti. Aklıma geldikçe bana hafakanlar basarken kızlarla tek gündemimizin bundan oluşması daha can sıkıcıydı. "Açıkçası Duru ile Asil'in yılın bomba aşkı olması kimsenin beklemediği bir şeydi." Yılın bomba aşkı... Hangi bombaydı o ya? Bardağımdaki pipeti dişlerimin arasında ezmeye devam ederken Çağla'nın bu abartılı ifadesi yüzünden gözlerimi devirmemek için kendimi zor tutmuştum. Bu ilişkinin hâlâ gündemimizdeki tek konu olması inanılmaz sinirlerimi bozuyordu. Asil'le ben sevgili olmadan önce kızlarla aramızda ne konuşuyorduk acaba biz? "Bomba aşk falan, abartıyorsunuz kızlar." "Biz mi abartıyoruz?" diye şaşkınlıkla soludu. "Kimin aklına gelirdi ikinizin bir araya geleceği?" Haklı olabilirdi zira benim bile aklıma gelmezdi. "Klişe bir laf yok mudur?" dedim. "En büyük aşklar nefretle başlar falan?" Geçiştirircesine bir edayla konuşuyordum. "En çok kaçtığına çekilirsin falan?" "Sen kaçmıyordun ki. Onunla ortama girip görmezden gelmeyi tercih ediyordun," dedi Deren. Çağla heyecanla, "İşte bak!" diye atıldı. "Biz varken birbirlerini görmezden gelip yalnız kaldıklarında mercimeği fırına vermişler." Pipetimden ağzıma çektiğim içecek boğazıma takılıp kalırken öksürük krizine girmem kaçınılmaz olmuştu. Mercimeği fırına vermek ne demekti ya? Beni ayarsızca konuşmasıyla krize sokan o değilmiş gibi bir gevşeklikle sırtıma ardı ardına vurmaya başladığında ters bakışlarımın hedefinden kurtulamadı. Krize soktuğu yetmiyormuş gibi bir de vuruşlarıyla ciğerimi sökmek üzereydi. "Sakın Batın'ın yanında da böyle cümleler kullanma," dedim. "Fırına verilen bir mercimek falan yok." Elini sırtımdan ayırıp kollarını birbirine bağlayarak arkasına yaslandı. "Umarım öyledir." "Seni parçalarım Çağla." Sırıtmaya başladığında gözlerimi devirerek bakışlarımı ondan ayırdım. Beni sinirlendirmek için bilerek yapıyordu. "Ne yapacaksın bizim özel hayatımızı ya?" "Bir şey yapmayacağım. Sadece artık senden çok şüpheleniyorum. Aylarca bir ilişkiyi en yakınlarından gizlemenin onlar için nasıl bir duygu olduğunu düşünüyor musun? Senin için çok mutluyum ama aniden karşımıza geçip biz evlendik demenden korkmuyor değilim." Burnunu kırıştırdı. "Ya da ben aslında hamileyim falan." "Abart, abart!" İyi ki bu konuşma Batın'ın yanında yapılmıyordu. Benim düşük zekâ seviyeli ikizim gerçek olduğuna bile inanırdı. Bu aralar konu biz olunca havadan bile nem kapıyordu ve açık açık yüzümüze ikimizi de sevmediğini söylemekten geri durmuyordu. Bu ilişki iddiaları ortaya atılalı iki haftayı geçmişti ve hâlâ onun tripleriyle uğraşıyorduk. "İkisinin de yaşanması mümkün değil," diye tamamladı…