Sİ - 1
Yazar: sude b.

BÖLÜM 1; 18 NUMARA Simge & KÖFN - Yakışıklı. Duru Erdem. "Profesyonel futbolcu Asil Ulukan 18 numaralı formasıyla artık Fenerbahçe'de! Sporcu ile iki yıl süreyle yıllık 10 milyon euroluk anlaşmaya varıldı. Futbolcuya her bir sezon için net 10 milyon euro garanti ücret ödenecek." Kafamı gömüldüğüm kitaptan kaldırmama neden olan şey duyduğum transfer bedeliydi. Türk takımlarında oynayan Türk futbolcular için kolay kolay duyulmayacak derecede yüksek transfer bedellerinden birisiydi. Hemen karşımdaki televizyona baktığımda gördüğüm ilk şey Asil Ulukan'ın yeni formasıyla birlikte sözleşme imzalarken çekilmiş bir fotoğrafıydı. Spor magazincilerinin dilinden birkaç gün boyunca düşmeyecek bir transfer daha gerçekleşmişti . Sarı ve lacivert karışımı formasıyla birlikte kameraya bakıyordu. Yüzünde gülmeye yakın bir ifade vardı ama kesinlikle gülmüyordu. Bundan önceki iki transfer fotoğrafında olduğu gibi. Kumral saçları her zamanki asiliği ile alnına dökülmüyordu. Aksine saçlarının boyunun kısaldığını söyleyebilirdim. Belki bir santim anca kısalmıştı ama benim için bunu fark etmemek mümkün değildi. "Başakşehir'e Ulukan için 17 milyon euroluk transfer bedeli ödenmesi konusunda anlaşmaya varılmış olup anlaşmaya sporcunun bundan sonraki transferinde %10 payın Başakşehir'e ödenmesi maddesi de eklendi." Tükenmez kalemimi parmaklarımın arasında döndürürken büyük bir dikkatle haberi dinlemeye devam ediyordum. Yetiştirmem için son bir saatimin kaldığı ödev çoktan aklımdan uçup gitmişti. "Transfer için düşünceleri sorulan Ulukan çok mutlu olduğunu bildirdi." Bundan sonra Asil'in sözleşme imzalarken çekilmiş fotoğrafı kaldırılmış ve bir röportajdan alındığını hemencecik anladığım video oynamaya başlamıştı. Asil sözleşmeyi imzaladığı masadaydı ama bu kez muhabirlerin sorularını yanıtladığını belli eden mikrofonlar önündeydi. "Transfer hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz? İstiyor muydunuz?" "Her sporcunun bir gün olmayı düşlediği bir takım vardır. O takımda oynayabilmek, o takıma layık olabilmek için elinden geleni yapar. Benimki de Fenerbahçe'ydi. Bir gün bu takımda olacağımı hissediyordum ama kariyerimin bu kadar başlarındayken transfer olabileceğim aklımın ucundan geçmemişti. Kısacası mutluyum." Saniyelik bir gülüşle dudakları kıvrıldı. "Mutluyum demek az kalır sanırım. Çok mutluyum. En büyük hayallerimden birini gerçekleştirdim. Bundan sonra bu takıma layık bir oyuncu olabilmek için elimden gelenin fazlasını yapacağım." Röportaj devam etse de kanal yalnızca bu kesitini paylaştıktan sonra ekrana yine sözleşme imzalanırken çekilen fotoğrafı getirmişti. Transfer döneminin son gününde, tarihler 12 Eylül'ü gösterirken, herhangi bir transfer haberi ile gündeme gelmeyen Asil birdenbire yeni takımı ile anlaşmıştı. Bütün transfer haberleri üzerinde konuşulup unutulmuştu bile. Gündemi etkileyen, herkesin dilinden düşmeyecek tek transfer şu an Asil'e aitti. "Ne transfer ne transfer," diye mırıldandım, kumandaya uzanırken. "Üç gün bunu konuşuruz artık." Elime aldığım kumandanın kapatma tuşuna basarak televizyonu tamamen kapattım. Televizyonu kapatmak geçici bir çözümdü zira hakkında tek bir bilgi öğrenmek istemediğiniz insan babanızın keşfedip buralara gelmesine ön ayak olduğu insansa akşam yemeğindeki tek konunun bu olacağını şimdiden öngörebilirdiniz. Sevgili ikizim Batın, "Üç günden fazla konuşulacak bir transfer çünkü," dedi. Omuzlarımı kaldırıp indirdim. "Bana göre değil." "Şahsi problemlerini bu işe karıştırma," derken sesi benimle dalga geçermişçesine alaylıydı. Gözlerimi devirdim. "Şahsi problemlerimi karıştırmasam bile çok da konuşulacak bir transfer değil. Sanki yurtdışından çok iyi bir futbolcu getirmişler gibi davranma." "Yiğidi öldür hakkını yeme." Batın ilgilendiği telefonunun ekranını kapatarak ayaklandı. "Herif çok iyi oyuncu. Hem de daha yirmi üç yaşında. Geleceği parlak." Söz konusu arkadaşı olunca onun başarısıyla gururlanmak Batın'ın en sevdiği şeydi. Durum gerçekten de şahsiydi zira o arkadaşından ben hiç ama hiç haz etmiyordum.…