Sinek valesi: İhanet

IV.

Yazar:

Sinek valesi: İhanet - Naz kitap kapağı
Sinek valesi: İhanet kitap kapağı

Fotoğraf elimde titredi. Bu imkânsızdı. O fotoğraf yıllar önce çekilmişti. Babam öldürülmeden birkaç hafta önce… sahilde. Üzerimde okul forması vardı. Gülümsüyordum. O kız ölmüştü. Baran tek kelime etmeden beni izliyordu. Arabadaki hava boğucu hâle gelmişti. Şoför bile dikiz aynasından bakmaya cesaret edemiyordu. “Bunu nereden buldun?” dedim sonunda. Sesim sandığımdan daha sakindi. İçimdeyse panik bağırıyordu. Baran cevap vermedi hemen. Ceketinin cebinden sigara çıkardı ama yakmadı. Parmaklarının arasında çevirdi sadece. “Bence önemli soru şu,” dedi yavaşça. “Sen neden yıllardır ölü görünen bir adamın kızısın?” Dünya bir saniyeliğine sessizleşti. Nefes alamadım. Hayır. Hayır hayır hayır. Babamın adı bu örgütün içinde unutulmuş olmalıydı. Kimse beni bulamamalıydı. Yıllardır bunun için yaşadım zaten. Kimliğimi değiştirdim, şehir değiştirdim, geçmişimi gömdüm. Peki nasıl? Baran başını hafifçe yana eğdi. “Korktun.” “Saçmalıyorsun.” “Gözbebeklerin büyüdü.” Sinirle fotoğrafı koltuğa attım. “Beni korkutmaya çalışıyorsan daha iyisini yapmalısın.” Bir anda araba sert fren yaptı. Öne savruldum. Dışarıdan silah sesleri geldi.. Şoför küfretti. “Pusu!” Her şey saniyeler içinde oldu. Baran beni kolumdan çekip koltuğun altına bastırdı. Aynı anda arka cam paramparça oldu. Kurşunlar arabanın metaline saplanıyordu. Kulaklarım çınladı. “Başını kaldırma,” dedi Baran sertçe. “Bana emir verme.”dedim. “Ölmek istiyorsan kaldır.” İnat edip cevap verecektim ama başka bir kurşun camı delince sustum. İnsan egosu ölümle karşılaşınca hızla küçülüyor. Evrim en azından bunu çözmüş. Baran belinden silahını çekti. Hareketleri o kadar sakindi ki korkutucuydu. Sanki bunu yüzlerce kez yaşamıştı. Belki de yaşamıştı. Kapıyı açıp dışarı çıktı. “Baran!” diye bağırdı şoför. Geç kalmıştı. Baran çoktan ateş etmeye başlamıştı. Silah sesleri geceyi yırtıyordu. Arabadan baktığımda siyah ciplerin yolu kapattığını gördüm. Maskeli adamlar etrafa yayılmıştı. Bu bir gözdağı değildi. Bu direkt infazdı. Nefesimi tuttum. Sonra bir şey gördüm. Karşıdaki adamlardan biri elinde bir kart tutuyordu. Maça Ası. Kalbim duracak gibi oldu. Çünkü babamın ölüm dosyasında sadece sinek valesi yoktu. Bir de maça ası vardı. Demek ki… Baran yalnız değildi. Bu oyunda başka biri daha vardı. Ve bizi öldürmek istiyordu. Tam o sırada araba kapısı açıldı. Baran beni sertçe dışarı çekti. “Koş.” “Ne?” “KOŞ!” Kolumdan tuttuğu gibi dar sokağa sürükledi beni. Yağmur başlamıştı. Ayakkabılarım kayıyordu ama Baran bırakmıyordu. Arkamızdan bağırışlar yükseldi. “Kaçıyorlar!” Kurşun sesi. Duvarın yanında taşlar parçalandı. Refleksle Baran’a tutundum. Bir anlığına göz göze geldik. Yüzünde ilk kez gerçek bir duygu vardı. Korku. Ama kendisi için değil. Benim için.

Bölümün tamamını WritePad'de oku