Sinek valesi: İhanet

I.

Yazar:

Sinek valesi: İhanet - Naz kitap kapağı
Sinek valesi: İhanet kitap kapağı

Gece İstanbul'un üzerine çökerken şehir daha güzel görünüyordu. İnsanlar karanlığın suçları sakladığını sanırdı. Oysa karanlık sadece gerçek yüzleri ortaya çıkarırdı. Ben bunu çok küçük yaşta öğrendim. Babam öldürüldüğünde on dört yaşındaydım. Polis raporunda "silahlı çatışma" yazıyordu. Gazeteler mafya hesaplaşması dedi. Herkes sustu. Çünkü korku, insanların dilini kesen görünmez bir bıçaktı. Ama ben sustum diye unutmuş olmadım. O gece yerde kanın içinde duran tek bir şey vardı. Bir iskambil kartı. Sinek Valesi. Kartın köşesine bulaşmış kan kurumuştu. Küçük parmaklarımla onu yerden aldığımda annem çığlık atıyordu. Polisler evin içinde dolaşıyordu. Ben ise sadece karta bakıyordum. Çünkü babam ölmeden birkaç saat önce bana tek bir cümle söylemişti: "Eğer bir gün sinek valesini görürsen... kaç." Kaçmadım. İnsan bazen kendini felakete doğru yürürken izliyor ama yine de durmuyor. Aptallık mı? Belki. İntikam denen şey zaten akıllı insanların işi değil. Yıllar sonra o kart tekrar karşıma çıktığında elimde bir tepsi vardı. Gece kulübünün üst katına çıkarken topuk seslerim koridorda yankılanıyordu. Siyah elbisemin içinde nefes almak bile zordu ama yüzümde sahte bir sakinlik vardı. Bu binada korku gösterirsen ölürdün. Kapının önündeki iri adam beni baştan aşağı süzdü. "Geç kalmışsın." "Patronuna içki getiriyorum, cenazesine gelmedim sonuçta." Adam tehditkâr şekilde yaklaştı ama geri çekildi. Çünkü bu dünyada güzel kadınlar bazen silahtan daha tehlikeliydi. Kapıyı açtığım anda içerideki ağır puro kokusu boğazımı yaktı. Oda sessizdi. Masanın üzerinde bir silah... yarısı dolu viski bardağı... ve bir iskambil kartı vardı. Sinek Valesi. Kalbim tekledi. Sonra onu gördüm. Pencerenin önünde duran adam yavaşça bana döndü. Siyah takım elbisesinin içinde karanlığın kendisi gibi görünüyordu. Keskin çene hattı, soğuk bakışları ve sanki kimseye ait değilmiş gibi duran o yüz... Baran Pars. Hakkında onlarca şey duymuştum. İnsan öldürmekte tereddüt etmeyen biri olduğunu... örgütün en sadık adamı olduğunu... gözünün içine bakanın bile titrediğini. Ama kimse bana onun bu kadar genç olduğunu söylememişti. Bakışları üzerimde gezindi. "Soğumadan bırak," dedi sakin bir sesle. Masaya doğru yürüdüm. Ama kartı gördüğüm an elim istemsizce durdu. Baran bunu fark etti. Fark etmemesi imkânsızdı zaten. O adamın gözleri insanın ruhunu soyuyormuş gibi bakıyordu. "Sinek valesini tanıyor musun?" diye sordu. O an yalan söylemem gerekiyordu. Çünkü gerçek şu ki... Babamın katilini sonunda bulmuştum.

Bölümün tamamını WritePad'de oku