4.BÖLÜM
Yazar: Yazan Kelebek

Yeni bölüm geldi ve biraz heyecan verici bir bölüm oldu gibi. Yorumlarınızı bekliyorum. İyi okumalar ❤️ 4.BÖLÜM Trafik olmadığı için hastaneye gelmemiz sadece on beş dakikamızı aldı. Poyraz, beni ve Asil'i bıraktıktan sonra eve geri dönmek zorunda kalmıştı çünkü Yeşim Hanım da evde olmadığı için çocuklar ile birinin kalması gerekiyordu. Lodos, önemli bir ameliyatta olduğu için Rüzgar'ı bekliyorduk. Pansumanı o yapacaktı ve çok gergindim. Hastanelerden de doktorlardan biraz korkuyordum. İçerisi çok sıcak olduğu için üzerimdeki montu çıkardım belki de korkum yüzünden sıcaklamıştım, bilemiyordum. Asil ise telefonuyla ilgileniyordu, biriyle mesajlaşıyordu ama kim olduğunu bilmiyordum. Odanın kapısı açıldığı zaman yerde olan bakışlarımı kaldırdım. Rüzgar, kapıyı arkasından kapatırken kirpikleri şaşkınlık ile birbirine çarpıyor ve yüzümü inceliyordu. ''Ne oldu sana böyle?'' ''Selma ile kavga ettik.'' Sedyenin hemen yanında duran masanın önünde durdu ve beyaz eldivenleri ellerine geçirmeye başladı. ''Sedyeye geç.'' Dediğinde derin bir şekilde nefes alarak ayağa kalktım ve sedyenin üzerine oturdum. Yüzümle ilgilenirken işi daha da kolaylaşsın diye kaküllerimi de dahil ederek saçlarımı sıkı bir topuz yaptım. Pansuman yaparken ara sıra canım acımıştı ama bunu ona söyleyememiştim. Yine de anlamış gibi duruyordu ve daha da nazik bir şekilde işine devam etmişti. İçten içe dikiş gerektiren bir durum olmadığı için kendimi şanslı hissediyordum. Tahta çubuğu eline aldığı zaman kaşlarım hafifçe çatılmıştı ve ne yapacağını anlamaya çalışıyordum. Bu halim dudaklarının iki yana kıvrılmasına sebep oldu ve elini çeneme yasladı. ''Ağzını aç.'' Çekinerek ağzımı açtığımda tahta çubuğunda yardımı ile tahminimce boğazlarıma baktı ardından da boynunda asılı duran stetoskop ile ciğerlerimi dinledi. ''Anlaşılan ne şifayı tam anlamıyla kapmışsın ne de iyileşmişsin.'' ''Yani?'' diye sorduğumda, Asil'de telefonunu cebine koymuş bizi izliyordu. ''Bir hafta raporlusun, yüzündeki yaralar da iyileşir. Sana vitamin hapları yazıyorum, evde de bol bol dinlenirsin. Boğazların için de bir sprey yazacağım.'' Masasının üzerinde duran kağıda hızlı hızlı bir şeyler yazarken ben de sedyeden inmiştim. Elindeki kağıdı pantolonun cebine yerleştirdi. ''Bunları eve giderken alırız.'' ''Tamam.'' Diye mırıldanmakla yetindim. Bileğindeki saate baktı. ''Bir saatlik daha işim var, isterseniz beni bekleyin. Eve birlikte geçeriz.'' ''Kalalım mı?'' diye soran Asil ile başımı olumlu anlamda aşağı yukarı salladım. Asil ise oturduğu yerden ayağa kalktı. ''O zaman biz ilerideki alışveriş merkezindeyiz. İşin bittiğinde bizi gelip alırsın.'' ''Tamam, dikkatli olun.'' Rüzgar odadan çıktığı zaman bende montumu tekrardan giymiştim. Sırt çantama uzanacağım sırada Asil başını olumsuz anlamda iki yana salladı. ''Burada kalsın. Abim gelirken getirir.'' Alışveriş merkezi çok yakın olduğu için on dakika yürümemiz yetmişti ve Asil'in alması gereken birkaç kitap olduğu için kitapçıya gelmiştik. ''İhtiyacın olan kitapları alırken ben de şu taraflarda gezinsem sorun olur mu?'' İşaret ettiğim tarafa bakışları birkaç saniyeliğine değdi, ''İstediğin kitaplar olursa al, çekinip de almamazlık yapma.'' Başımı belli belirsiz sallayarak rafların arasında gezinmeye başladım. Parmaklarım raflara dizilmiş olan kitapların üzerinde gezinirken her birini almak istiyordum ama bunun imkansız olduğunu da biliyordum. Asil her ne kadar istediğim kitapları alabileceğimi söylese de alamazdım. Onların parasını harcamaya çok çekiniyordum ve onlara yük olmak istemiyordum. Zaten temel ihtiyaçlarım ile üzerlerine yeterince yüktüm. Fantastik kitapların dizilmiş olduğu rafları büyük bir dikkatle incelerken elindeki sepetin içerisine bırakmış olduğu kitaplar ile yanıma Asil gelmişti. ''Kolilerdeki kitaplarını gördüm. Kitap okumayı çok seviyorsun değil mi?'' Başımı olumlu anlamda aşağı yukarı salladım. ''Çok seviyorum. Peki sen, sever misin?'' ''Ben de severim.'' Derken bakışları üzerimde gezindi. ''Neden hiç kitap almadın?'' Omuz si…