2.BÖLÜM
Yazar: Yazan Kelebek

Bölüme yorumlarınızı bekliyorum. İyi okumalar ❤️ • • • 2.BÖLÜM Bana yabancı olan bir yerde uyumak benim için oldukça güçtü. Bu sebepten ötürü tüm gece doğru dürüst uyuyamamıştım ve başım ağrıyordu. Kahvaltıyı ne zaman yaptıklarını bilmediğim için onları bekletmek istemiyordum ama bir yanımda bu odadan dışarı çıkmak istemiyordum. İsteksiz adımlarım ile odadan dışarı çıktığım zaman merdivenlere yönelmiştim ki küçük bir erkek çocuğu kenara sıkıca tutunarak yavaş bir şekilde merdivenleri iniyordu ve arkası bana doğru dönük olduğu için yüzünü görememiştim. Varlığımı aniden fark etmesinin onu daha çok korkutabileceğini düşünerek kısık bir sesle ''Merhaba.'' Dediğimde adım atmayı bırakmış ve omzunun üzerinden başını çevirerek bana bakmıştı. ''Merhaba.'' Gözlerimin birer kopyası olan gözlerini fark ettiğimde onun kardeşim olduğunu anlamıştım. Ben de o da gözlerimizi Meriç Bey'Den almıştık ayrıca küçük erkek çocuğunun yanakları da benimki gibiydi. ''Benim adım Baran, senin adın ne?'' diye büyük bir merakla sorduğunda attığım birkaç adımla yanına ulaşmıştım. ''Benim adım da Dolunay.'' ''Burada tek başına ne yapıyorsun?'' diye sorduğumda ''Ege abimi uyandırdım.'' Dedi. Onunla birlikte merdivenleri inmeye başladığımda düşmemesi için hemen bir adım arkasındaydım. Onu biraz daha konuşturabilmek için ''Kaç yaşındasın?'' diye sordum. ''Üç yaşındayım ama dört olmama az kaldı bence.'' Dediğinde gülümsemiştim. ''Bence de az kalmıştır.'' Dediğimde o da gülümsemiştim. Üç yaşında olmasına rağmen çok düzgün bir şekilde konuşuyordu ve iletişim becerileri güçlü gibi duruyordu. Belki de kalabalık bir ailede olduğu için yaşına rağmen bu kadar iyiydi sonuçta çocuklar ne görürse onları yapardı. Ya da ne kadar çok ilgi görürse o kadar çok kendine güvenirdi ve sosyal becerileri de gelişirdi. Ben onun gibi şanslı olan çocuklardan olamamıştım. Merdivenleri inmeyi bitirdiğimizde beni neyin beklediğini bilmiyordum ve bu beni çok korkutuyordu. Neredeyse bir gündür hiçbir şey yemediğim için açtım ve karnımın gurultusuna engel olamamıştım. Baran şaşkınlık ile başını kaldırarak bana baktığında söyledikleri yüzünden utanç hissiyle ağlamak üzereydim. ''Gök mü gürledi? Yağmur mu yağıyor?'' ''Hayır.'' Dediğimde kafası karışmış bir şekilde yüzüme bakmıştı ama neyse ki daha fazla soru sormamıştı. Onun küçük adımlarını takip ettiğimde fazla küçük olmayan bir odaya gelmiştik ve beni karşılayan kalabalık arkamı dönerek kaçmak istememe neden oluyordu. ''Biz geldik!'' Baran'ın sesi ile hepsi başını bu tarafa doğru çevirdiğinde bakışlarımı kaçırdım. Yeşim Hanım utandığımı ve rahatsız olduğumu anlamış olmalı ki üzerimdeki ilgiyi dağıtmak için ''Patatesler soğumadan gelin de oturun.'' Demişti. Herkesin belirli bir yeri olmalı ki düzen içerisinde masaya yerleşmeleri sadece bir dakikalarını almıştı ve masanın en sonunda kalan boş sandalye ile de benim yerimin orası olduğunu anlamıştım. Yanımda ilk defa gördüğüm biri otururken tam karşımda da dün gece tanıştığım Lodos oturuyordu. Bu kadar kabalalık bir sofrada yemek yemeye çekindiğim için sadece tabağıma yakın olan kahvaltılıkları azar azar tabağıma bırakmıştım. Sessizlik beni rahatsız ediyordu ancak bana yöneltilebilecek soruların beni daha fazla rahatsız edeceği de bir gerçekti. Lodos elindeki patates tabağıyla birlikte benim tabağıma uzandı ve tabağımın yarısından fazlasını kızarmış patatesler ile doldurduğunda teşekkür edercesine ona gülümsedim. O da gülümseyerek karşılık vermişti. Yanımda oturan adam da sıcak olan simitlerden birini tabağıma bırakmıştı. ''Teşekkür ederim.'' ''Rica ederim.'' Kahvaltı, Baran bir şeyler anlatarak bıcır bıcır konuşmadığı sürece sessiz geçmişti ve hep birlikte salona geçmiştik. Artık daha fazla sessizliğin olmayacağını biliyordum. Konuşmak zorunda kalacaktım ve bu benim için oldukça güçtü. Kahvaltı boyunca yanımda oturan adam da bu sessizliğin son bulmasını istemiş olmalı ki ''Ben Asil, psikoloji 3.sınıf öğrencisiyim.'' Dedi. Onun konuşmasının ardından diğerleri de kendilerini tanıtmaları için sır…