Sevmek ya da Sevmemek

B13: Kayıpların Peşinde

Yazar:

Sevmek ya da Sevmemek – fatma.betul kitap kapağı
Sevmek ya da Sevmemek – fatma.betul kitap kapağı

Sabahın solgun ışıkları, kargo aracının metal kasasında titreşen gölgeler bırakırken Rihim oğlunun kucağındaki elini okşuyordu. Yolculuğun bu kısmı kolay ve rahattı; yürümedikleri için beden yorulmaz ama zihin başka bir ağırlık taşırdı. Sessizlik... Düşüncelerinden kaçamayacak kadar derin bir sessizlik... Zaman geçtikçe zihnindeki boşluk büyüdü. Rihim, o boşluğun içinde kendisi ve zincirlediği anılarla baş başa kaldı. İnsan sustuğunda geçmişin sızdırdığı duygular daha belirgin, daha ağır bir hâle geliyordu. Ancak Rihim gözlerini oğlunun üzerinde gezdirirken biliyordu; sessizlik değildi bu yüzleşmeyi doğuran. Çünkü yüzünü hakikat aynasına döndüğü, kalbinin en savunmasız hâline geldiği an; kaybetmekten korktuğu sevdikleriyle karşı karşıya kaldığı andı. Sessizlik ne kadar uzarsa uzasın, doğruyu göstermesi gereken terazi yıllardır devrik dursa da gerçeklik değişmemişti. Zihnindeki kargaşaya rağmen kayıtsız kalan yüzünü, içeriye biraz olsun aydınlık bahşeden pencereye çevirdi. Yabancılarla dolu bu bunaltıcı ve daracık mekanın verdiği rahatsızlık tenini kemiriyor, ruhunu kısıtlıyordu. Oğlunun elini tüy hafifliğinde okşamaya devam ederken pencerede geçip giden manzaraya bulanık bakışlarla baktı. Birkaç saat sonra evlerinin bulunduğu ormanın yanındaki toprak yola girdiklerinde tavana iki kez vurdu. Bu hareketle bazılarının dikkati pelerinin arkasında saklı yüzüne yönelmişti. Araba işaretle yavaşlarken tekerlekleri yoldaki taşlara sürtünüp takırdadı ve sonunda oturanı bile yerinden oynatacak bir kuvvetle sarsılıp durdu. Böylece meraklı bakışlar da çakıl taşı gibi arabanın içinde oradan oraya savruldu. Oğlunu kucaklayan Rihim yolculuk yaptığı kişilere ikinci kere bakmadı, kontrollü bir resmiyetle aşağı indi. Elrin'i ayaklarının üzerine bıraktıktan sonra aracın tavanına gözlerini dikti. Sürücü arabanın üstüne bağlı eşyaları bulundukları yerden çıkarmakla uğraşıyordu. Rihim, içini kemiren sabırsızlığı bir kenara itip yüzünü ifadesiz tuttu; sürücü onunla göz göze geldiğinde tek bir kelime bile etmedi. Sadece bir baş hareketi... Samimiyet artık gereksiz bir yük gibi geliyordu. Eşyalarını aşağı doğru sarkıtan sürücüden her şeyi teslim aldı ve yoldan çekildi. Araç kısa sürede yerdeki tozları havaya kaldırarak bir sonraki varış noktasına doğru harekete geçtiğinde Rihim oğluyla yolun kenarında bekliyordu. Bakışları ne havada savrulan toprakta ne de ileride kaybolup giden araçtaydı. Önündeki yeşil manzara dışında hiç bir şeye odaklı değildi. Sonunda büyük bir emekle kurduğu yuvasına, güvende hissettiği tek mekana varmıştı. "Evimize geldik, Elrin. Artık dinlenmeyi hak ettik." "Ama önce en sevdiği lokumlaları Bilrun'a hediye etmeliyiz." "O halde lokumları yedikten sonra dinleniriz. Anlaştık?" "Anlaştık." Rihim olduğu yerde zıplayan Elrin'in bir anda kucağına alıp etrafında döndürdü. Kahkahaları çevrelerinde açan çiçeklerin taç yaprakları kadar renkliydi. İçini tarifi imkansız bir huzur kapladı. Derin bir nefes vererek, yol boyunca biriktirmiş olduğu gerginliği biraz olsun dışarıya boşalttı. Ardından oğlunu yanağından öpüp yere indirdi ve elinden tutarak ormanın derinliklerine doğru ilerledi. Fakat ilk adımdan itibaren bir şeylerin değiştiğini anlamıştı. Sanki orman eskisi gibi nefes almıyordu. Otların tazeliğini getiren rüzgar yerini durgun is kokulu bir havaya bırakmıştı. Toprağın üzerinde düzensiz, ezici ayak izleri... Kırılmış dallar... Bükülmüş yaprak damarları... Havada tanımlayamadığı bir gerginlik vardı. Fırtına öncesi gibi ağır, fakat havanın bile sahip olamayacağı kadar soğuk... İzleri inkar edemezdi. Bu kadar belirginken istese de edemezdi. İnsan eliyle yapılmış izler, evleri yönünde gidildikçe artıyordu. Bu ormanda kimse bulunmazdı. Hele ki bu kadar çok kimse… Vesveseler aklını ele geçirdiğinde Rihim’in omuzları kendiliğinden gerildi. Yoldan ayrıldı, gölgelerin arasından sessizce, gizlenerek ilerledi. Bu kadar çok uyaran varken temkinli olmaktan zarar gelmezdi. Yürüdü ve yürüdü... Evleri nihayet görüş alanına girdiğinde dizlerinin içi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku