Sevmek ya da Sevmemek

B11: Tatminsizlik

Yazar:

Sevmek ya da Sevmemek – fatma.betul kitap kapağı
Sevmek ya da Sevmemek – fatma.betul kitap kapağı

Adam kurdukları kamp çadırında derin düşüncelere dalmıştı. Yer yatağında otururken elindeki hançeri ritmik hareketlerle çeviriyordu. "Bilrun" diye mırıldandı, kendisinin bile zor duyduğu bir sesle. Kulağına bir kadının tatlı cıvıltısı geldi. Kaynağının, hapsettiği anılar olduğunu biliyordu. Kalbini sıkan zincirlere rağmen gizemi aralayıp gözlerini kapadığında göz kapaklarının sahne olduğu, o anıyı kucakladı. Bir zamanlar yaşadıkları malikanenin yatak odalarındaydılar. Genç kadın, beline kadar gelen saçları aheste aheste örüyordu. Arkasında duran adamın siluetini aynadaki yansımasından süzerken göz göze geldiler. Şaşkındı. Ayna aracılığı ile gördüğü adam şu ana nazaran mutlu bir adamdı. Sevecen bir bakışla kadına gülümsüyordu. Arout sahnedeki görüntüyü izlerken kalbi tekledi. O zamandan bugüne ne kaybettiğini bilmiyordu... Bedenine yayılan sızı oldukça rahatsız ediciydi. Oysa geçmişteki hayallerinin peşinde, çabalayarak elde ettiği şeylerin heyecanıyla şimdi daha mutlu olmalıydı. Ancak değildi. Hem de hiç. Ne acı vardı, ne de huzur. Bir ottan farkı, nefes alıyor oluşuydu. Belki de ihanet onu böylesine tüketen şeydi. "Bir çocuğum olursa annelerimizin veya babalarımızın ismini koymayalım. Onlara has isimler olsun." diye hatıralarında yankılanan ses, kulaklarında uzun bir çınlamaya neden oldu. Bir an kaçmak istedi. Duymak.. Görmek... Ama hissedememek... Çok ağır bir yüktü. Sahnede sunulan görüntüler düşüncelerini alabora ediyordu. Ama başka çaresi yoktu. Arout renkli görüntülerle aydınlanan karanlığın çekimine kapıldı. O sahnenin bir parçası olup çıktı. Senaryoya ayak uydurdu. Zaten bu sahneyi ezbere biliyordu. Kadının yanına yaklaştı ve aynadan yansıyan tenine bakışlarıyla dokundu. Omuzlarından tutarak eğildiğinde dudakları tüy hafifliğinde yanağında gezindi. Bir öpücükten daha fazlasıydı. Bir mühürdü... Bir imzaydı... Dokunuşu ve ardında bıraktığı karıncalanma hissi... Aradığı gerçeklikti. Geri çekilmedi aksine tenleri bir milim dahi uzaklaşmadan yanaklarını birbirine sürttü. Temas bir kıvılcım gibiydi. Kalplerinde bir ateş yaktı. Bu ateşle beslenen vücutları ahenkle dans etti. Aynada birbirlerine bakan bakışlar saf bir sevgiyle yeşerdi. "Bir oğlum olursa ismini Elrin koyacağım. Bu konuda netim." Kadın muzipçe dudaklarını büktü. "Öyle mi? Bana bir hak bile tanımayacaksın demek." "Kızımız olursa ismini koymana izin vereceğim. Sence de adil bir anlaşma değil mi?" "O halde. Kızımın ismi Bilrun olacak." Kadının gülüşü, ortama ahenkle dahil olan mistik bir ezgiyi andırıyordu. "Konuyu açıklığa kavuşturduğumuza göre tek gereken şey onların doğması." diye tatlı tatlı fısıldadı, Arout. "Aklımı bu gülüşle çelemezsiniz, beyefendi! " Kızararak ondan uzaklaşmaya çalışan kadını tuttu. Duygular, sesinden bir pınar gibi akarken tekrar fısıldadı. "Seni sevdiğimi söylemiş miydim." "Evet. Bir çok kez."diye cevapladı. Kadın anlamlı ve yaramaz bir ifadeyle aynadaki yansımadan gözlerinin içine bakıyordu. Ayna dünyaları oldu... Ruhları oldu... Gözlerinden yayılan sevginin bağlayıcısı oldu... Ve bir gün, kırık parçalara ayrılmış yansımaları oldu... Adam göğsünde artan sızıya tahammül edemeyerek gözlerini araladı. Nefes nefese kalırken elindeki hançeri sapına kadar hiddetle yere çiviledi. Bu lanet anı. Nasıl bu duruma gelmişlerdi? Bunca zaman onu oyalamayı başaran nedenler şimdi Arout'un sorularını cevaplamaya bile yetmiyordu. Birbirlerine bu kadar bağlıyken bu nasıl mümkün olabilirdi! İçinde doğan tatminsizlik, önüne gelen her şeyi yutan gerçek bir girdaptı. Şu anda elde ettikleri bir çoğunun hayal bile kuramayacağı şeylerken bu tatminsizlik dilinde acı bir tat bırakıyordu. Elindekilerle yetinmeyecek duruma gelene kadar kaynağı belirsiz bir özlemle doluydu. Bu sebeple daha da hırslandı. Çocuğu ne olursa olsun yanına almalıydı. Ama önce Rihim'in nereye kaybolduğunu bulması gerekiyordu. Bütün her şeyi kendi lehine döndürüp istediklerini elde ederse belki bir nebze olsun ruhunu kavuran ateş sönerdi. Ne yazık ki, o zamana kadar bu tatminsizlikle yaşamak v…

Bölümün tamamını WritePad'de oku