2.Bölüm
Yazar: LioraSelas

Yemek masasında otururken dedem her zamanki gibi elindeki gazeteye gömülmüştü. Ben ise keyifle küçük bir parça peynir koparıp ağzıma atarken onu izliyordum. Bir süre sonra dedem gazetenin ucunu hafifçe indirip bana baktı. Bakışlarımız buluştuğu anda yüzünde tuhaf bir ifade oluştu. Sanki karşısında beni değil de başka birini görüyormuş gibiydi. Ben hiçbir şey olmamış gibi kocaman bir salatalığı ağzıma götürüp çiğnerken hâlâ gözlerimi üzerinden çekmiyordu. Kaşlarımı kaldırıp ona baktım. "Neden bana uzaylı görmüş köylü gibi bakıyorsun?" dediğinde ki ağzımdaki lokmayı yutuktan sonra kaşlarımlar gazeteci işaret ettiğim de hızla kaşlarını çattı. "Ben gazete okuyamaz mıyım?" Dedem bir şey diyecek gibi oldu ama bakışlarım tekrar gazeteye kayınca gözlerimi devirdim. Ayağa kalkıp elindeki gazeteyi düzelttim. "Bir de ters tutmuşsun…" diye söylendim. Yerime geri oturduğum sırada merdivenlerden inen halamı görünce yüzüm anında aydınlandı. Gülerek ona öpücük attım. "Ayy maşallah!" dedim dramatik bir şekilde. "Ne kadar güzel bir kadınsın sen." Elimi göğsüme koyup başımı salladım. Halam gururla beni gösterdi. "Bak işte… aynı ben." Sonra kahkaha atıp omuz silktim. "Ahh gerçekten mükemmeliz." Aslında görünüş olarak halama gerçekten çok benziyordum. Özellikle gülümsediğimiz zaman bunu herkes söylerdi. Ama bugün başka bir güzelliği vardı. Oldukça şık hazırlanmıştı. Saçları özenle yapılmış, makyajı her zamankinden daha dikkatliydi. Sanki özel bir yere gidecek gibiydi… "Ne kadar özenirsen özen, evde kaldın abla. Sen bu saatten sonra zor koca bulursun. Ancak soyadını kullanacanda belki bir ihtimal. Yoksa...çık bu tiple zor ablacım." Halam birden ona dönüp masa da ki çatalı fırlattı. Korkuyla merdivende eğilen amcam neredeyse merdivene yapışacaktı. Halamın attığı çatal tam da duvarın içine girdi. "Kapa çeneni aptal. Ben sana kaç defa dedim bana abla deme diye!" Önüne dönüp gülümseyerek bize baktı. "Kendisi akıldan yoksun ve evrimin teyit geçtiği bir maymun. Lütfen siz onu umursamayın ve bu güzel sofranın tadını çıkarın." Nazikçe gülerken biraz ürkütücü duruyordu. Ben ise peynir yerken halam bana döndü. Kaşlarını çattı. "Haşlanmış yumurtanı ye Lavin ve beni sinir etme, baba sende gazete falan okuma! Sinir oluyorum biz ne zaman bu kadar elit olduk. Ayy sinir oldum, bak çakralarım kapanıyor." Ayağa yavaşça kalktığım zaman dedem sinirle elinde ki gazeteyi top yapıp arkasına attı. Eliyle masayı işaret ederken ben ise kalktığım sandalyeyi çekecektim ki halam bakışları ile yumurtayı işaret etti. Yüzümü asıp dudaklarımı büzerken elindeki bıçağı sert bir şekilden masaya bırakınca korkuyla kocaman haşlanmış yumurtayı elimle alıp yedim. Birden yüzünde memnun bir gülümseme oluşunca ben de istemsizce ona baktım. Halam ağır ama gösterişli adımlarla masaya yaklaşıp ayağa kalktı. "Ahh…" dedi dramatik bir şekilde ellerini iki yana açarak, "Canım, mükemmel, mütevazı ailem…" Sonra dedeme dönüp gülümsedi. "Canım babam, evimizin direği…" Tam o sırada bakışları yan tarafta oturan Alp amcama kaydı. Yüzündeki ifade bir anda değişti. "Elbette…" dedi alaycı bir tonla. "Evin en son doğan ve tamamen mecburiyetten katlanılan kardeşi Alp." Bir an durup düşünüyormuş gibi yaptı. "Sana içimden güzel bir şey söylemek gelmiyor." dedi omuz silkerek. "Kusura bakma." Alp amcam sinirle ona bakarken o hiçbir şey olmamış gibi gözlerini kaçırıp direkt dedemin yanına geçti. Sonra nazikçe eğilip dedemin omzuna sarıldı. "Ben şimdi işe geçeceğim canım babam." dedi tatlı bir sesle. "Ama ondan önce küçük bir randevum var." Dudaklarında hafif gizemli bir gülümseme oluştu. "Bu yüzden holdinge biraz geç geçebilirim." Başını hafifçe yana eğip dedeme baktı. "Bir sorun olmaz değil mi?" Dedem domates yerken gülümsedi ve yavaş bir şekilde çatalını bıraktı. "Sorun değil hayatım, kendine dikkat ve eğer istersen bugün gelme." Dedem mutlu mutlu ona bakarken birden bakışaları amcamı buldu. "Bence ikizlerden sonra çocuk yapmamam lazımdı. Ben seni kız bekliyordum, erkek geldin. Oysa ki deli para dökmüş, sana öz…