Sessiz Duvarlar

3. Bölüm: Gölgenin İçinde

Yazar:

Sessiz Duvarlar – satırlardagizli kitap kapağı
Sessiz Duvarlar – satırlardagizli kitap kapağı

Bölüm görselleri

Sessiz Duvarlar - 3. Bölüm: Gölgenin İçinde bölüm görseli 1
Sessiz Duvarlar - 3. Bölüm: Gölgenin İçinde bölüm görseli 1
Sessiz Duvarlar - 3. Bölüm: Gölgenin İçinde bölüm görseli 2
Sessiz Duvarlar - 3. Bölüm: Gölgenin İçinde bölüm görseli 2

Telefonumu elimde tutmaya devam ederken salondaki sessizlik, birkaç dakika önceki konuşmadan daha ağır gelmeye başladı. Aklıma takılan ve cevapsız kalan bir sürü soru vardı. Oturduğum koltuğa iyice yaslandım. Telefonuma tekrar baktığımda ekran yavaşça aydınlandı ve sonrasında yüz tanımasıyla kilidi açıldı. Arama geçmişinde hâlâ birkaç dakika önce konuştuğum kişinin numarası duruyordu. Luca Ricci. İsmi birkaç kez zihnimde tekrarlandı. Hâlâ aklım almıyordu. Neden ben? Şirketin adı zihnimde tekrar yankılandı. Kozlova Grand Group. İtalya’da yaşayan biri olarak bu şirketin adını elbette duymuştum. Duymamak neredeyse mümkün değildi. Kendi alanları dışında farklı alanlarda da isimlerini duyuruyorlardı. Ve ayrıca sadece İtalya’da değil, Rusya ve Türkiye’de de ünleri vardı. O yüzden şaşırmamak elde değildi. Üniversite zamanımda birçok projelerini incelemiş ve kendi çalışmalarımda bana ilham olmuşlardı. İşlerinde iyi oldukları, kabul ettiğim bir gerçekti. Ama hiçbir zaman bu şirketin bir gün beni arayıp özel bir proje teklif edeceğini düşünmemiştim. En çok dikkatimi çeken konudan bahsetmiyordum bile. Ciddi anlamda o projede bu kadar önemli olan neydi, merak ediyordum. Bu işte bir gariplik vardı ama neydi? Bir de bu kuruntularım boş çıkarsa var ya, bir tek ona yanarım. Kollarımı koltuğun kenarlarına yaslayarak şakaklarıma yavaşça masaj yapmaya başladım. Başıma durduk yere resmen ağrı girmişti. Ne diye kendimi Philip Marlowe zannedip rollere girmişsem. Boş boş düşünüp duruyorum, bırak ne olursa olsun işte. Kendime ne dert ediniyorsam. Arkamdan gelen seslerle bir an irkildim. Başımı çevirdiğimde mutfaktan çıkmış, yanıma doğru gelen annemi gördüm. Aynı zamanda kuru bir bezle de ıslanmış ellerini kuruluyordu. Ne zaman içeri girmişti, hiç fark etmemiştim. “Sen orada mıydın? Hiç fark etmedim geldiğini,” dediğimde elimdeki kuru bezi omzuna atıp karşımdaki diğer tekli koltuğa geçip oturmuştu. “Daha yeni çay demlemeye geldim. Telefona dalmıştın, fark etmemiş olman normal,” dedi ve meraklı gözlerle bana bakarak, “Kimmiş kızım telefondaki?” diye sordu. “İşle ilgili bir aramaydı,” dediğimde annem hayret edercesine, “Bu saatte mi?” dedi. “Evet, önemli değil zaten, boş ver,” dedim ama önemli değil kısmına ben bile inanmadım. Bir de kaldı ki karşımdaki kadını buna inandır. Tabii ki de inanmamıştı. Kaşlarını kaldırmış, inanmadığı her hâlinden belli bir şekilde bana bakıyordu. “Önemli olmadığına emin misin, ay kızım?” Bir anlığına duraksadım. Nasıl bir açıklama yapacağımı bilmiyordum. Önemli miydi? Muhtemelen evet. Ama annem sorduğunda birdenbire benim için artık önemsizleşmişti. “Büyük bir şirketten proje teklifi geldi. Bunun için bu saatte aramışlar,” dedim. Annemin yüz ifadesi bir anda değişti. Her zamanki gibi benden çok heyecanlanmış bir şekilde gülümseyerek, “Gerçekten mi?” dedi. Heyecanı karşısında gülerek, “Gerçekten,” dedim. Annemin her proje teklifi aldığımda böyle heyecanlanması beni gerçekten güldürüyordu. Ama bir yanım da çok mutlu oluyordu. Ailemin gerçekten hiç bitmeyen destekleyici tavrı, kendimi daha güçlü hissetmemi sağlıyordu. Annem meraklı ve heyecanlı gözleriyle gülümseyerek konuşmaya devam etmişti, “Eee, anlat bakalım, ne projesiymiş bu?” dedi. Ne diyeceğimi bilemedim çünkü ben bile nasıl bir proje olduğunu bilmiyordum. Direkt olanı söylemeye karar verdim. Zaten başka açıklaması da yoktu. “Projenin içeriğinden bahsetmediler,” dediğimde annemin yüzündeki gülümseme birkaç saniye içinde ciddi bir ifadeye dönüştü. “Nasıl yani? Sen mi sormayı unuttun, yoksa onlar kendileri mi söylemedi?” dedi. O da benim gibi anlam vermemişti. “Onlar söylemedi anne. Şirketlerinin gizlilik politikası gereği bilgi veremiyorlarmış,” dedim. Oturduğu koltuğa biraz daha yaslanarak bir kolunu koltuğun kenarına dayamış, gözünün önüne gelen saçlarını kulağının arkasına doğru götürürken, “Aaa, bir proje teklif ediyorlar, bir de projenin ne olduğunu söylemiyorlar. Bu nasıl iş böyle?” dedi söylenerek. Şaşırmak ve sinirlenmek arasında gidip geliyordu. Sonuna kadar h…

Bölümün tamamını WritePad'de oku