2. Bölüm: Gizlilik
Yazar: satırlardagizli

Bölüm görselleri

Hayatın en garip yanı ne biliyor musunuz? Bazen hiç düşünmediğin bir anda her şeyin tepetaklak olması. Engel olamadığınız bir şekilde her şeyin ya çok kötü bir şekilde dönülemez bir noktaya gelmesi ya da hayal dahi edemeyeceğiniz kadar güzel bir şeye dönüşmesi. Böyle söyleyince insana fazla basit gözüküyor ama aslında kelimelerin altındaki o derin anlamlar asıl gerçeği gösteriyor. Ve ben de o kelimelerin altındaki asıl gerçeği gördüğüme inanan insanlardanım. Telefonun ekranındaki o bilinmeyen numara yazısına her baktığımda, içimdeki o garip his daha bunaltıcı bir hâl almıştı. Sanki bu aramayı hiç açmamalıymışım ve bilinmeyen bir şekilde kalmalıymış gibi hissediyordum. Eve doğru ilerlerken, telefonumun ekranına tekrar baktığımda aramayı açtığıma şimdiden pişman olmuştum. Telefonu kulağıma doğru götürdüğümde “Alo” derken, eve doğru yaklaşmıştım. Verandaya çıktığımda karşı taraftan boğuk sesle İtalyanca konuşan bir adamın “Merhaba” diyen sesi geldi. Aynı şekilde İtalyanca karşılık vererek “Merhaba” dedim. Sözüm bittiğinde, daha “Kimsiniz?” diye soramadan karşı taraf netleşen sesiyle resmî bir şekilde “Sezenay Çakır’la mı görüşüyorum?” dedi. Yabancı olduğuna ses tonundan da emin olmuştum. Bu adamı tanımıyordum. Verandadan salona açılan sürgülü kapıyı kaydırarak açıp içeriye doğru ilerlerken “Evet, buyurun. Kiminle görüşüyorum?” dedim. İçeri girdiğimde sürgülü kapıyı tekrar kaydırarak kapatmış, kitaplığın yanındaki tekli koltuğa gidip oturmuştum. Gecenin bu saatinde kimin aradığını, numaramı nereden bulduğunu gerçekten merak ediyordum. Bu kadar acil veya önemli olan şey neydi? Telefondaki adam da merakımı anlamış olacak ki konuşmaya devam ederek “İyi akşamlar, Bayan Çakır. Ben Luca Ricci. Umarım sizi rahatsız etmiyorumdur.” dedi. Tanımadığım bir numaranın beni araması yeterince rahatsız etmişti. Ama bunu yabancının bilmesine şu anlık gerek yoktu. “Hayır, buyurun.” dediğimde, Adını yeni öğrendiğim, Luca “Öncelikle, sizi tanıdığımıza memnun olduğumuzu söylemek isterim.” dedi. Söylediği şey ve çoğul ekiyle konuşması fazlasıyla dikkatimi çekmişti. Beni tanıyorlardı. Ama ben kim olduklarını ve beni niye aradıklarını bilmiyordum. Sakin kalmaya çalışsam da biraz gerilmiştim. Luca konuşmaya devam ederek, “Kozlova Grand Group adına arıyorum.” dediğinde, şirketin adını duyduğum gibi istemsizce biraz daha dikkat kesildim. Kozlova Grand Group. İtalya’da adını duymayan çok az insan vardı. Uluslararası projeleri, tarihi yapı çalışmaları ve büyük yatırımlarıyla tanınan fazlasıyla güçlü bir şirketti. Numaramı nereden bulduklarını ve beni neden aradıklarını daha çok merak etmeme sebep olmuştu. “Size nasıl yardımcı olabilirim?” derken, Luca’nın sesi tekrar duyuldu. “Uzun zamandır çalışmalarınızı takip ediyoruz. Özellikle tarihi yapı restorasyonları ve müze projelerinde ortaya koyduğunuz tasarımlar şirketimiz tarafından büyük ilgi gördü.” dediğinde, ister istemez biraz şaşırmıştım. Yaptığım işlerin ilgi görmesine alışkındım ama ses tonundaki ciddiyet bambaşkaydı. Ayrıca Kozlova Grand Group gibi güçlü, büyük bir şirketten böyle bir telefon almak beklediğim bir şey değildi. Gerginliğimi ve şaşkınlığımı bir kenara bırakarak, “Teşekkür ederim.” dedim. Luca tekrar söze girerek “Size özel bir proje teklif etmek istiyoruz.” dedi. İçimdeki merak duygusu biraz daha arttı. Bu işin sonu nereye varacaktı, gerçekten büyük bir sabırla bekliyordum. “Nasıl bir proje?” Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu. Ardından Luca’nın sesi daha ciddi bir hâl aldı. “Maalesef projenin ayrıntılarını telefonda paylaşamıyoruz.” dedi. İnsanların bazen böyle şeylerde gizliliği ön planda tutmasına alışıktım. Ama şu anda olan her şey biraz garip geliyordu. Kaşlarımı istemeden hafifçe çatıp “Neden?” diye sordum. “Şirketimizin gizlilik politikası gereği bunu açıklayamıyoruz.” dedi Luca. Gizlilik. Bu kelimeyi duyduğum an sanki beynimi işgal eden merak duygusu daha da artmıştı. Bir mimarlık projesi için telefonda kısa bir bilgi bile verilmeyecek kadar önemli olan neydi? Niye bu kadar gizl…