Sessiz Çığlık

Bölüm 8 (Devam)

Yazar:

Sessiz Çığlık - NUR AKDEMİR kitap kapağı
Sessiz Çığlık kitap kapağı

Bölüm 8 — Gülüşlerin Ardındaki Gün (Devam) Merdivenlerden inerken adımlarımı yavaşlattım. Okulun duvarları, öğrencilerin sesleri çekildikten sonra bambaşka görünüyordu. Koridor, birkaç dakika önce kahkahalarla doluyken şimdi yalnızca ayakkabılarımın çıkardığı sesi taşıyordu. Garipti... Bir yerin bu kadar kısa sürede değişebilmesi. Kapıdan çıkarken güvenlik görevlisi başıyla selam verdi. Ben de hafifçe başımı eğdim. Konuşmadık. Bazen insanlar birbirini tanımadan da aynı sessizliği paylaşabiliyordu. Okul bahçesinde rüzgâr hafifçe esiyordu. Ağaçların yaprakları birbirine çarpıyor, güneş yavaş yavaş binaların arkasına çekiliyordu. Otobüs durağına doğru yürürken biraz önce gördüğüm neşeli grup yeniden gözüme ilişti. Bu kez okulun çıkış kapısının önünde durmuşlardı. İçlerinden biri elindeki topu arkadaşına fırlattı. Bir diğeri yüksek sesle, "Yarın ilk dersten önce buluşuyoruz, tamam mı?" dedi. "Geç kalan simitleri ısmarlar." "Sen kesin geç kalırsın." Kahkahalar yeniden yükseldi. İstemeden gülümsedim. Çok kısa sürdü. Belki bir saniye... Belki daha az. Sonra yüzüm eski hâline döndü. Otobüs geldi. Cam kenarına oturdum. Şehrin sokakları ağır ağır geride kalıyordu. Küçük çocuklar parkta koşuyor, bir kadın elindeki poşetlerle eve yetişmeye çalışıyor, yaşlı bir adam kaldırım kenarında güvercinlere yem atıyordu. Hayat devam ediyordu. Sanki herkes nereye ait olduğunu biliyordu. Ben ise uzun zamandır hiçbir yere ait hissetmiyordum. Otobüs durdu. İndim. Eve giden sokak her zamanki kadar sakindi. Kapıya yaklaştıkça içimdeki ağırlık yine büyümeye başladı. Cebimden anahtarı çıkardım. Derin bir nefes aldım. Kapıyı açtım. Salondan televizyonun sesi geliyordu. Babam koltuğunda oturuyordu. Gözlerini ekrandan ayırmadan, "Geldin mi?" dedi. "Evet." Annem mutfaktan seslendi. "Üstünü değiştir, sonra yanıma gel." "Tamam." Merdivenleri çıkarken elim istemsizce çantamın fermuarına gitti. İçinde siyah defterim vardı. Onun yerinde olduğunu bilmek garip bir güven veriyordu. Odamın kapısını kapattım. Perdeyi araladım. Güneş tamamen batmak üzereydi. Gökyüzü turuncuyla gri arasında sıkışıp kalmıştı. Tam benim gibi... Ne aydınlığa ait hissediyordu kendini... Ne de tamamen karanlığa. Masama oturdum. Defteri çıkardım. Kapağını açmadan önce uzun süre sadece ona baktım. Sonra ilk boş sayfaya tek bir cümle yazdım. "Bugün insanların gülüşlerini izledim. Onlara imrenmedim. Sadece bir zamanlar benim de böyle gülmüş olabileceğimi düşündüm. Ama ne zaman sustuğumu artık hatırlamıyorum ." Kalemi yavaşça bıraktım. Pencerenin dışından çocuk sesleri geliyordu. İçlerinden biri kahkahayla arkadaşına seslendi. Ben ise defterimi kapatıp gözlerimi birkaç saniyeliğine kapattım. İnsan bazen en çok... Hiç yaşamadığını sandığı anıları özlüyordu. --- " Bazı gülüşler uzaktan neşe gibi görünür; bazı sessizlikler ise yakından bile fark edilmez." Bölüm Sonu

Bölümün tamamını WritePad'de oku