BÖLÜM 16 — YAZARDAN ÖZEL BÖLÜM Bir çocuğun düşünc
Yazar: NUR AKDEMİR

BÖLÜM 16 — YAZARDAN ÖZEL BÖLÜM Bir çocuğun düşünceleri, hisleri, notları... Hep sonra gelir. Peki neden? Evlat ya... Evlat. Ne hissettiği hiç mi önemli değil? Kendi içinde verdiği savaşları, kırılmaları anlamak bu kadar zor değil. Bir çocuğun sustuğunu görmek için illa bağırmasını mı beklemek gerekir? Gözlerinin içine bakmak bu kadar mı zor? “İyi misin?” demek neden bu kadar zor? Bir çocuk hata yaptığında hemen kızmak kolay. Peki ya neden yaptığını sormak? Onu karşına alıp konuşmak varken, neden bağırmak? Neden vurmak? Vurunca ne oluyor? Sorun çözülüyor mu? Çocuk bir anda her şeyi anlatmaya mı başlıyor? Hayır. Sadece biraz daha susuyor. Biraz daha içine kapanıyor. Biraz daha kendinden uzaklaşıyor. Belki de bir çocuğun en çok ihtiyacı olan şey, haklı çıkmak değildir. Anlaşılmaktır. Dinlenmektir. Yargılanmadan konuşabilmektir. Çünkü çocukların da içinde kimsenin görmediği savaşlar olabilir. Bazen odasına kapanan bir çocuk sadece ders çalışmaktan kaçmıyordur. Bazen sessizleşen bir çocuk sadece “ergenlik” yaşamıyordur. Bazen “iyiyim” diyen bir çocuk gerçekten iyi değildir. Belki sadece anlatmaktan yorulmuştur. Belki daha önce anlattığında duyulmamıştır. Belki her cümlesinin sonunda suçlanmıştır. Ve bir süre sonra susmanın daha kolay olduğuna inanmıştır. Bir çocuğun notlarını okumadan önce, neden yazdığını düşünün. Bir çocuğun davranışını yargılamadan önce, o davranışın arkasında ne olduğunu sorun. Çünkü bazen gördüğünüz şey, yaşananların sadece en küçük parçasıdır. Bir çocuk ağladığında, “Ne oldu?” demek yerine, “Yine ne istiyorsun?” demeyin. Bir çocuk hata yaptığında, “Nasıl böyle yaparsın?” demeden önce, “Bir şey mi oldu?” diye sorun. Çünkü çocuklar da kırılır. Çocuklar da yorulur. Çocuklar da korkar. Ve en önemlisi... Çocuklar unutmaz. Kendisine söylenen güzel sözleri de, kırıldığı cümleleri de, yanında duran insanları da, kendini yalnız hissettiği anları da... Bir gün büyür. Ama çocukken hissettikleri bazen onunla birlikte büyür. O yüzden bir çocuğu büyütmek sadece onu beslemek, okutmak, giydirmek değildir. Onun kalbine de dokunabilmektir. Çünkü evlat ya... Evlat. Bazen senden istediği şey sadece şudur: "Beni düzeltmeye çalışma, Ö nce beni anlamaya çalış." Belki de bütün mesele budur.