BÖLÜM 14 — Herkesin Bir Sözü Vardı O günden sonra
Yazar: NUR AKDEMİR

BÖLÜM 14 — Herkesin Bir Sözü Vardı O günden sonra okul benim için okul olmaktan çıktı. Her sabah kapıdan içeri girdiğimde ilk baktığım şey sınıf değil, koridorun sonundaki merdivenlerdi. Her teneffüste aynı bakışları hissediyordum. Merak. Şüphe. Korku. Bazen de fısıltılar. Polisler artık benimle daha sık görüşüyordu. Aynı sorular farklı şekillerde tekrar tekrar soruluyordu. “O gün neden oradaydın?” “Koridora gittiğinde ne gördün?” “Başka bir şey hatırlıyor musun?” “Biriyle konuşmuş olabilir misin?” Her seferinde aynı şeyi söylüyordum. “Bilmiyorum.” Ama artık “bilmiyorum” demek bile suçluymuşum gibi hissettiriyordu. Bir gün okul çıkışında polis aracını tekrar gördüm. Bu kez beni değil, öğretmenlerden birini çağırdılar. Ben uzaktan onları izledim. İçimde kötü bir his oluştu. Sonra eve gittiğimde annem beni kapıda bekliyordu. Yüzündeki ifade alışık olduğum bir ifadeye benzemiyordu. “Polisler bizimle de konuşacakmış.” Bir an hiçbir şey söyleyemedim. “Ben ne yaptım ki?” Annem cevap vermeden önce birkaç saniye yüzüme baktı. “Bilmiyorum Mine.” Bu iki kelime içimde ağır bir yere oturdu. Babam da salondaydı. “Bu olayın içinde adının bu kadar geçmesi normal değil,” dedi. “Ben bir şey yapmadım.” Sesim titredi. “Ben sadece bir gölge gördüm.” Babam başını salladı. “Öyle diyorsun.” Öyle diyorsun. Sanki söylediğim şey bir gerçek değil, kendimi kurtarmak için uydurduğum bir bahaneydi. O gece akrabalarımızdan birkaç kişi geldi. Herkes aynı konu hakkında konuşuyordu. Biri, “Polis durduk yere bir çocuğun peşine düşmez,” dedi. Bir başkası, “Mine bir şey biliyor olmasın?” diye sordu. Başka biri daha sessiz konuştu: “Belki de gördüğünden fazlasını saklıyor.” Ben odanın kapısının arkasında durup onları dinledim. Kimse bana doğrudan sormuyordu. Ama herkes benim hakkımda konuşuyordu. Sanki ben odada değildim. Sanki benim de duygularım yoktu. Sonra biri, “Son zamanlarda zaten çok değişmişti,” dedi. O cümle beni olduğum yerde durdurdu. Çok değişmiş miydim? Yoksa insanlar beni ancak şimdi mi fark etmeye başlamıştı? O gece odama geçtim. Siyah defterimi çıkardım. Sayfayı açtım. Kalem elimde uzun süre bekledi. Sonra yazmaya başladım. --- “Bugün herkes benim hakkımda konuştu. Ama kimse benimle konuşmadı. Polisler soru soruyor. Ailem soru soruyor. Akrabalarım birbirlerine soru soruyor. Herkes benden bir cevap bekliyor. Ama benim içimde cevaplardan önce başka şeyler var. Korku var. Şaşkınlık var. Yorgunluk var. Ve yalnızlık var. Ben o koridorda ne gördüğümü bile tam olarak bilmiyorum. Bazen gördüğümden emin oluyorum. Bazen kendi gözlerimden şüphe ediyorum. Ama herkes benden kesin konuşmamı istiyor. ‘Gördün mü?’ Gördüm. ‘Kimdi?’ Bilmiyorum. ‘Neden oradaydın?’ Bilmiyorum. ‘Başka ne biliyorsun?’ Hiçbir şey. Ama nedense ‘hiçbir şey bilmiyorum’ demek yetmiyor. Sanki susarsam suçlu, konuşursam yalancı oluyorum. Ben ne yapacağımı bilmiyorum. Ve en kötüsü, kimsenin bunu anlamaya çalışmaması. Ben zaten uzun zamandır kendimi anlatmaya çalışıyorum. Evde anlatamadım. Okulda anlatamadım. Arkadaşlarımın yanında anlatamadım. Belki de bu yüzden siyah defterime yazıyorum. Çünkü bu defter beni bölmüyor. ‘Abartıyorsun’ demiyor. ‘Senin yüzünden’ demiyor. ‘Daha dikkatli olsaydın’ demiyor. Sadece dinliyor. Keşke insanlar da bazen sadece dinlese. Keşke biri karşıma geçip bana ne yapmam gerektiğini söylemeden önce, ‘Mine, korktun mu?’ diye sorsa. Ben korktum. Hem de çok. Ama kimse bunu sormadı. Herkes ne gördüğümü sordu. Kimse ne hissettiğimi sormadı. Belki de insanların gözünde ben artık Mine değilim. Bir olayın içindeki kızım. Polisin soru sorduğu kız. Adı fısıldanan kız. Hakkında tahmin yürütülen kız. Ama ben hâlâ aynı Mine’yim. Sabahları okula giderken içinden ‘Bugün güzel bir şey olur mu?’ diye geçiren Mine. Eve geldiğinde biraz olsun rahatlamak isteyen Mine. Bazen kimsenin fark etmediği bir iyiliği günlerce hatırlayan Mine. Ben kaybolmadım. Sadece herkesin konuşmaları arasında sesim küçüldü. Şimdi kendimi açıklamaya çalışıyorum. Çünkü bir gün biri bu sayfaları okursa bilsin is…