Bölüm 11
Yazar: NUR AKDEMİR

Bölüm 11 Okulun kapısından çıktığımda hava çoktan kararmaya başlamıştı. Öğrenciler gruplar hâlinde gönderiliyordu. Öğretmenler bahçede bekliyor, kimsenin tek başına gitmesine izin vermiyordu. Herkes konuşuyordu. Ama kimse gerçekten ne olduğunu bilmiyordu. Birinin ağzından çıkan cümle, diğerinin ağzında başka bir şeye dönüşüyordu. "Bir öğrenci yaralanmış." "Hayır, kavga çıkmış." "Polis birini arıyormuş." "Birini görmüşler." "Kim?" "Bilmiyorum." Ben hiçbirine bakmadan yürüdüm. Çantam omzumdaydı. Adımlarım ağırdı. Sanki okuldan sadece bedenim çıkıyordu. Aklım hâlâ o koridordaydı. O gölgede. O kapıda. O birkaç saniyenin içinde. Yanımdan geçen öğrencilerin konuşmalarını duyuyordum ama hiçbirine anlam veremiyordum. Bir süre sonra arkamdan bir öğretmenin sesi geldi. "Mine, sen de grubunla git." Başımı çevirdim. "Tamam." Yanımdaki öğrencilerden biri bana baktı. Sonra hemen gözlerini kaçırdı. Nedenini bilmiyordum. Ama o bakış içime oturdu. İnsan bazen tek bir bakıştan bile kendisi hakkında söylenenleri anlayabiliyor. --- Sokağın başına geldiğimizde grup yavaş yavaş dağıldı. Herkes kendi yoluna gitti. Ben de yalnız kaldım. Evime giden yol her zamanki yoldu. Aynı kaldırımlar. Aynı apartmanlar. Aynı sokak lambaları. Ama bugün her şey yabancı görünüyordu. Bir ara arkamdan ayak sesi geldi. Döndüm. Kimse yoktu. Yürümeye devam ettim. Birkaç saniye sonra yine duydum. Bu kez daha hızlı yürüdüm. Ses kesildi. Belki de sadece kendi adımlarımı duymuştum. Belki de korku, insanın kulağına olmayan şeyleri bile duyuruyordu. Apartmanın önüne geldiğimde derin bir nefes aldım. Anahtarı çıkardım. Kapıyı açtım. Eve girdim. İçeride televizyon açıktı. Annem salondaydı. Babam koltukta oturuyordu. İkisi de bana baktı. Annem hemen ayağa kalktı. "Mine." Sesindeki endişeyi ilk kez bu kadar açık duyuyordum. "Ne oldu okulda?" Çantamı çıkardım. "Ben bilmiyorum." Babam televizyonu kapattı. "Sen olay yerindeymişsin." Başımı salladım. "Evet." "Ne gördün?" Boğazım düğümlendi. Bir an cevap veremedim. Sonra yavaşça anlattım. "Birini gördüm." "Kim?" "Bilmiyorum." "Yüzünü gördün mü?" "Hayır." "Nasıl biriydi?" "Koyu renkliydi. Kapüşonu vardı." Babam birkaç saniye sustu. Sonra sordu: "Erkek miydi?" "Sanırım." "Sanırım mı?" "Yüzünü görmedim." Annem araya girdi. "Mine, iyi düşündüğünden emin misin?" Başımı kaldırdım. "Ne demek istiyorsun?" "Belki korkudan yanlış görmüşsündür." İçimde bir şey kırıldı. "Yanlış görmedim." Sesim düşündüğümden daha sert çıktı. İkisi de sustu. Ben de sustum. Çünkü kendimi savunmak bile yorucu geliyordu. Babam başını salladı. "Tamam. Git odana." Merdivenlere yöneldim. Arkamdan annemin alçak sesini duydum. "Çocuk çok korkmuş." Babam cevap vermedi. Odamın kapısını kapattım. Sırtımı kapıya yasladım. Gözlerimi kapattım. Bir süre öylece durdum. Sonra masama gittim. Siyah defteri çıkardım. Sayfayı açtım. Kalemi elime aldım. Yazmaya başladım. "Bugün okulda bir şey oldu. Herkes eve döndü. Ama ben o koridorda kaldım." Bir satır daha yazdım. "İnsan bazı yerlerden yürüyerek çıkıyor ama zihni orada kalıyor." Kalemimi bıraktım. Pencereye gittim. Dışarıda insanlar evlerine dönüyordu. Bir kadın elinde poşetlerle apartmana giriyordu. Bir adam telefonla konuşuyordu. Bir çocuk babasının elini tutmuş yürüyordu. Herkes kendi hayatına devam ediyordu. Ben ise bir gün önceye takılıp kalmıştım. --- Gece yarısına doğru telefonum titreşti. Sınıf grubundan mesaj gelmişti. Bir öğrenci yazmıştı: "Yarın okul açılacak mı?" Ardından başka mesajlar geldi. "Bilmiyorum." "Polis yine gelecekmiş." "Olayı gören biri varmış." Ekrana baktım. Sonra yeni bir mesaj geldi. "Mine görmüş." Parmaklarım ekranda dondu. Bir başka mesaj hemen ardından geldi. "Nereden biliyorsun?" Cevap gelmedi. Telefonu kapattım. Yatağa uzandım. Tavana baktım. Bir süre sonra telefon yeniden titreşti. Bu kez özel mesajdı. Göndereni tanımıyordum. Mesaj sadece birkaç kelimeydi. "Sen o koridorda ne gördüğünü gerçekten biliyor musun?" Kalbim hızlandı. Mesaja tekrar baktım. Cevap yazmadım. Kim olduğunu bilmiyordum. Telefonu…