1. Serencam
Yazar: Ahsen Naz

SERENCAMIN SON ÇAĞRISI ⌛️ BÖLÜM 1 : SERENCAM ⏳ "Annesi kendi kızını bıçaklayarak öldürmüş!" "Sevgi dolu denilen Sungur ailesine de bir bakın, anneleri katil çıktı!" "Katilin büyüttüğü çocuklardan ne bekleyeceğiz? Yosun ve Poyraz Sungur'u okulumuzda istemiyoruz!" " O kız da annesi gibi hastalıklı!" "Derya Sungur'un katili, annesi Gökçe Sungur!" "Canımızı umursuyoruz ve katilin çocuklarını okulumuzda istemiyoruz!" "Derya Sungur'un da katili en güvendiği değil miydi zaten?" Daha fazla yazılanlara tahammül edemedim ve ekranı kilitledim. Keşke telefonumuzu kilitlediğimizde içerisinde kalan her şey gibi bu durumda bir yere kilitlenip kalsaydı ve bir daha yüzleşemeseydik bunlarla. Yastığımın ıslak yüzü şakaklarımı inanılmaz rahatsız ediyordu ancak ne yastığımı ters çevirebilecek ne de yatakta diğer tarafa dönebilecek gücüm vardı. Ölüm sessizliği dedikleri bu muydu sahiden? Kocaman evde kimsenin sesini duymuyordum. Kalbimin üstünde açılan kocaman bir yarık vardı ve orası oluk oluk kanıyordu. Zihnim bana kötü hatıralarımı hatırlatarak beynimin ağrımasını sağlıyordu, göz pınarlarım yanıyordu ve gözlerimi ne tam anlamıyla açabiliyordum ne de kapatabiliyordum. Sakinleştiricilerle uyutulmaya çalışıldığımın her seferinde aynı kabuslarla uyanıyor ve nefes nefese kalıyordum. Omuzlarıma değen parmaklarla yerimden sıçradığımda bakışlarımı kaldırdım. Poyraz, çekinerek parmaklarını çekti. "Kapıyı tıklattım ama duymadın. Seslenince de duymayınca iyi misin diye dokunmak istedim. Seni korkuttum mu?" Başımı yavaşça iki yanıma salladım. "Dalmışım," diyebildim sadece çatallaşan sesimle. "İlaçlarını içmemişsin," çenesiyle komodinin üzerindeki ilaç tabletlerini işaret etti. Yorgunlukla basit bir yalan uydurdum. "Yeni uyandım." Poyraz inanmasa da üstelemedi ve yatağımın boşta kalan kısmına oturdu. Üzerinde beyaz kısa kollu bir tişört ve siyah alt eşofmanı vardı. Saçları dağınık ve göz altları mordu. Doğrulmam için yardımcı oldu ve başımın altındaki yastığı yatak başlığına yasladı ardından sırtımı yaslamama yardımcı oldu. Poyraz ikiz kardeşimdi. Her ne kadar ikiz olsakta birbirimize sadece yüzümüz benziyordu onun haricinde hiçbir şekilde benzemiyorduk. Dağıldığımızda bizi toplayan her zaman Poyraz olurdu. En soğuk kanlımız ve en sağlam yaslanacak duvarımız oydu yani artık sadece benim yaslanacağım duvarımdı çünkü ablamız artık yanımızda değildi. Annemize hiçbir zaman yaslanamayacağımızı biliyorduk ve babamızın da ruh halinin iyi olmadığının bilincindeydik. Üçümüzün de birbirimizden başka kimsesi yokken artık ikimizin birbirimizden başka kimsesi yoktu. Poyraz komodinin üzerindeki sürahiden bardağa biraz su doldurdu ve tabletten bir antidepresanın paketini açarak bana uzattı. Uzattığı antidepresanı açmış olduğu tabletten aldım ve dilime bıraktım ardından uzattığı suyu da elime alarak dudaklarıma yaklaştırdım ve kısa süre içerisinde bol su miktarıyla antidepresanı yuttum. Poyraz bardağı elimden aldı ve komodine bıraktı. "Nasılsın?" "Bilmem," dedim yutkunduğumda. "Kötüyüm demek istemiyorum ancak iyiyim diyebilecek kadar da iyi değilim. Asıl sen nasılsın? Benimle uğraşıp duruyorsun kendi acını bile yaşayamadın." Kucağımda duran elimi avucunun içerisine aldı. "Seninle yaşıyorum işte. Yaşadığım tek tedirginlik seni de kaybetme düşüncesi çünkü iyi değilsin bunu sadece sana bakarak değil ruhsal olarakta hissedebiliyorum." Avucunun içerisine aldığı elimi, parmaklarımı onun eline sararak karşılık verdim. "Seni seviyorum." Başka diyebilecek hiçbir şeyim yoktu. Onu seviyordum ve ondan başka hiç kimsem yoktu. Onu da kaybetmekten deli gibi korkuyordum. "Ben de seni seviyorum." Dolan gözlerimle birlikte elini yanağıma yerleştirdi ve okşadı. "Umrumda olan tek şey seni tekrardan hayata döndürmek, başka bir şey istemiyorum. Artık ikimiz varız ve ben de sensiz kalmayı kaldırabilecek kadar güçlü değilim." Yanağıma koyduğu eline tutundum. "Ne yapacağız şimdi?" Derin bir nefes verdi. "Almamızın gerektiği her şeyi paketledim. Babamın aldığı eve de yeni eşyalarımız yerleştirilmiş…