Seninle İki Gün ‘Nale’

Günümüz

Yazar:

Seninle İki Gün ‘Nale’ - Eda Er kitap kapağı
Seninle İki Gün ‘Nale’ kitap kapağı

BÖLÜM ŞARKISI: Namık Naghdaliyev-Annem “Turna! Turna duyuyor musun bizi?!” “Turna ses ver!” “Turna iyi misin?” Göğüs kafesinde hatta tam kalbinin üzerinde turna kuşu dövmesiyle, sedyede baygın yatan adamdan bakışlarımı çekmeden yalnızca söylenenleri onayladım. “Yüzbaşı Turan Demiralp. Çatışma esnasında kalbinden ve omzundan yaralanmış. Sınırdan buraya nakli esnasında çok kan kaybetmiş. 0Rh- kan grubu. Acil ameliyata alınması gerekiyor. Uğur hoca hazır, Turna siz hazır mısınız?” Hızla sürüklenen sedyeye sıkı sıkı tutunup ses vermeden yalnızca başımı salladım. Konuşacak gücüm yoktu. Turan. İlk aşkım, kalbimin bu yaşlarımda bile sahibi ve gençliğimin en güzel çağlarıydı. Turan. Seneler önce sonsuza kadar kavuşmak için, son kez vedalaştığımı sandığım ama o kavuşmayı bize hak görmeyenlerle birlikte terk ettiğim sevdanın adıydı. Kalbinin üzerinde, ismimin siluetini taşıyordu. Turan. Ondan gitsem bile, ondan gitmemek için onlarca insanla savaştığımı bilmeme rağmen ondan gitmek zorunda kalsam bile benden gitmemişti. Oysa benden nefret ettiğini, adımı dahi duymak istemediğini düşünmüştüm senelerce. Turan. Onu hayatına devam edebilmek için mücadele ederken göreceğimi, ömrüm boyunca tahmin edemezdim. Yan yana geldiğimiz an, kaçtığım tüm savaşlardan sığındığım geniş omuzları ondan uzakta yaşadığım senelerde daha da genişlemişti. Üzerinde parçalanmış üniforması dahi bu genişliği gizleyemiyordu. Keskin çene hatları, kaç gündür traş olmadığını kestiremediğim sakallarıyla çevriliydi. Kaşları beni görmediği anlarda olduğu gibi yine çatıktı. Bıraktığım gibiydi ama bıraktığım adam değildi de. Turan vatan uğruna, bana veda edip giderken olduğu adam değildi. Seneler beni büyüttüğü gibi onu da büyütmüştü. Saçları, parmak uçlarımı dolaştırmayı sevdiğim saçları yer yer beyazlamıştı ama bu bile onun karizmatikliğine gölge düşürememişti. Onu daha olgun, daha ağır gösteren bu detaya seneler sonra şahit olmak göğüs kafesime keskin bir bıçağın saplanır gibi olmasına sebep oldu. Onunla yaşlanmayı dilemiştim genç yaşlarımda. Onun dizinin dibinde, bir ömrü harcamayı canım pahasına istemiştim. Onunla ve ona olan sevdamla bir ömür geçirmeyi çok istemiştim ama kader, biz tüm bu istekleri sıralarken bizim için ağlarını çoktan örmüştü. Bizeyse sadece yaşananlara şahitlik etmek kalmıştı. Avuç içlerime sıkıştırılan gazlı bezleri, ismimin siluetini taşıyan kalbinin üzerine sıkı sıkıya bastırmaya devam ettim. Kan kaybediyordu, elimde kat kat olan bezlerden sızan kanının sıcaklığını hissedebiliyordum avuçlarımda. Koşar adımlarla yetişmeye çalıştığım sedyeye yığılıp kalmamak için verdiğim mücadele, onu terk etmemek için verdiğim mücadele kadar ağır mıydı bilemesem de titreyen bacaklarımı hareket ettirmekte güçlük çekmeye başlamıştım. Turan buradaydı. Kucağımda ona verdiğim temiz nevresimlerle, suratımdaki kocaman gülümsemeyle uğurladığım adam buradaydı. Otuz senelik hayatımın en güzel iki gününü geçirdikten sonra apar topar operasyona uğurlamak zorunda kaldığım adam tam olarak buradaydı. Ama huzuru hissedebilmek için yaslandığım kalp atışları, seneler önceki gibi canlı değildi. Veda etme sırası, yeniden ona mı geçmişti? “Turna! Ameliyat için ekibini toparla! Vaktimiz yok, bizi duyuyor musun? Vaktimiz yok!” Ve sedye güçsüz düşen avuçlarımın arasından sıyrılıp ameliyathaneye doğru süratla ilerlediğinde onun ve onun etrafını çepeçevre saran meslektaşlarımın ardından bakmakla kaldım. “Turna’m, kehribar gözlüm.” Turan. Bana son bakışında, sanki son kez görüşünü biliyor gibi hüzünle bakmıştın. Sana son sarılışımda sanki bir daha o sarılmanın yaşanmayacağını biliyordun. Turan. Sen sanki, bizim bir daha birbirimizi göremeyecek oluşumuzu biliyordun sevgilim. O son bakışın, bana son gülüşün seneler sonra bile benim zihnimdeyken, sana bu kadar yakınken Turan, sana uzansam dokunabileceğim kadar yakınken neden üzerimize devrilen senelerin ve seni kaybetme ihtimalimin sancısıyla ardında kalıyorum ben? “Can bedenden çıksa bile, benden çıkmayacak bir sevdan var senin Turna, ben ölsem…

Bölümün tamamını WritePad'de oku