SENARYONUN DIŞINDA

Yüzleşme

Yazar:

SENARYONUN DIŞINDA - elif kitap kapağı
SENARYONUN DIŞINDA kitap kapağı

Ebrar, son zamanlarda yaşadığı olayları düşünerek sınıftan çıktı. Başını kaldırıp etrafına baktığında ise nefesi boğazında düğümlendi. Artık insanların suretlerini göremiyordu. Koridordaki öğrencilerin yüzleri tamamen pürüzsüz bir deriyle kaplıydı. Ne gözleri vardı ne ağızları ne de burunları... Sanki biri bütün yüz hatlarını silmişti. Herkes bomboş görünüyordu. Sadece arkadaşlarının ve okulun kantincisinin yüzü vardı. Diğer herkes, onunla konuşana kadar isimsiz ve ifadesiz bir gölge gibiydi. İşin en korkutucu tarafı ise, bunu ondan başka fark eden kimse yoktu. Yine mi deliriyordu? Annesinin ölümünden sonra peşini bırakmayan o hastalık yeniden mi başlamıştı? Tekrar o tımarhaneye... Kendi deyimiyle "beyaz cehennem"e mi gönderilecekti? Belki de bu yüzden kimseye anlatamıyordu gördüklerini. Çünkü biliyordu; kimse ona inanmayacak, herkes yeniden hasta olduğunu düşünecekti. Düşünceler arasında boğulurken kantine girdi. Kantinci çocuk yine elindeki düz kahverengi kapaklı kitaba öylesine dalmıştı ki etrafındaki hiçbir şeyi fark etmiyordu. Ebrar'ın gözü istemsizce kitaba takıldı. Onu daha önce kütüphanede görmüştü. Almak istemiş ama tekrardan ışınlandığı için alamamıştı. Arkadaşları onun için önemliydi, bunu biliyordu. Ama bu çocuk neden farklıydı? Onca insanın, hatta bazen öğretmenlerin bile yüzü yokken neden onun yüzü vardı? Aslında oldukça sıradan görünüyordu. Esmer tenli, kahverengi gözlü, dikkat çekmeyen bir çocuk... Tezgâha yaslanarak konuştu. "Bir su alabilir miyim?" Çocuk başını bile kaldırmadı. Heyecanla kitabı okumaya devam ediyordu. Ebrar sabrını kaybedip parmaklarını sertçe tezgâha vurdu. "Bakar mısın?!" Kantinci irkilerek başını kaldırdı. Far görmüş tavşan gibi birkaç saniye Ebrar'a baktı. "Su alabilir miyim? Soğuk olsun." Çocuk hızla başını salladı. Kitabı dikkatlice tezgâha bırakıp dolaba yöneldi. Ebrar fırsattan yararlanıp kitaba göz attı. "Bu kitabı kütüphaneden mi aldın?" Bu soru kantinciyi rahatsız etmiş gibiydi. "Neden sordun?" "Daha önce görmüştüm ama alamamıştım." Çocuk suyu tezgâha bırakırken kitabı da yeniden eline aldı. "Alma zaten. Seni ilgilendiren bir şey yok o kitapta." Ebrar kaşlarını çattı. "Ben kütüphane kulübünün başkanıyım. Kütüphaneye alınacak kitapları incelemem gerekiyor." Çocuk hafifçe başını iki yana salladı. "Sen o kitabı boş ver de arkadaşına bak." Başını kantinin girişine doğru çevirdi. Ebrar da arkasına döndü. Kapıdan içeri ağlayarak giren kişinin Biricik olduğunu görünce, suyun parasını tezgâha bırakıp hızla yanına koştu. "Biricik, neyin var?" Yanına oturur oturmaz sordu. Biricik ağlamaktan kızarmış gözlerini ona çevirdi. "Yeşim..." Kelime boğazında düğümlendi. "Ne yaptı sana?" Ebrar'ın sesi öfkeyle sertleşmişti. "Lara'yla tartışıyorlardı. Ben sadece izliyordum. Lara, onun yüzünden Gökdeniz'le Kaan'ın arasının açıldığını söyleyince..." Biricik burnunu çekti. "...'Üçümüz de hâlimizden memnunuz. En azından sizin gibi beni sevmeyen biriyle evlenmeye çalışıp hayatımı karartmıyorum.' dedi." Sözleri bittiğinde sessizlik çöktü. Ebrar'ın ayak parmaklarından başlayıp beynine kadar yayılan sıcaklık, bütün vücudunu gerdi. Tam o sırada bir sayfa çevirme sesi duyuldu. --- Bir anda kendisini okulun giriş katındaki merdivenlerde buldu. Koridor bomboştu. Pencerelerden süzülen turuncu gün batımı ışığı, okulun çoktan dağıldığını gösteriyordu. Üzerinde okul forması değil, günlük kıyafetleri vardı. Yine olmuştu... O lanet ses duyulduğunda zaman kaymıştı. Yavaşça merdivenleri çıktı. Sahanlığa ulaştığında yukarıdan gelen ayak seslerini duydu. Başını kaldırdı. Yeşim... Dudakları alaycı bir gülümsemeyle kıvrıldı. "Demek bu saate kadar okulun bilgisayarlarını kullanıyorsun. Bence elektrik faturasına da katkıda bulunmalısın." Yeşim bıkmış gözlerle baktı ona. "Ne istiyorsun Ebrar?" Sesi yorgundu. "Ama doğru..." dedi Ebrar istemsizce. "Sen para veremezsin. Daha kendine ayakkabı bile alamıyorsun." İkisinin de bakışları Yeşim'in yıpranmış siyah ayakkabılarına kaydı. "Uğraşamam seninle." Yeşim yürümeye çalıştı. Fakat Ebr…

Bölümün tamamını WritePad'de oku