6.Bölüm
Yazar: Çiğdem Kılınç

"Nasıl, tek başına mı dolaşıyorsun?" Onun ne için endişelendiğini anlamıştı Diyar. "Beni henüz kimse tanımıyor, merak etme." Zahir geriye yaslandı. "Bizim avluda bile bir Şeranlıyla karşılaştın yani pek şanslı sayılmazsın." Diyar onun ne dediğini anlayınca bakışları elinde şerbetle kendisine gelen Zülüf'e kaydı. Kız ikram için önünde eğilince Diyar ondan yayılan ferah bir koku aldı. "Özür niyetine say, sana hırsız dedim." dedi Zülüf. Diyar şerbete uzandı. Sonra bakışları Zahir'e, İdil'e ve yeniden Zülüf'e kaydı. Bir Süryani, bir Şeran ve bir Şero yan yanaydı öyle mi? Ona garip geldi bu durum. Sonra elindeki şerbete baktı. "Zehir koymadın inşallah içine." deyince soğuk bir şekilde güldü Zülüf. "Döneceğini bilseydim yanıma alırdım." Diyar güldü bu defa ve tereddüt etmeden bir yudum aldı soğuk şerbetten. Tadı güzeldi ve ferahlatıcıydı. Sonra İdil'e döndü. "Sen iyi misin?" diye sordu. Zülüf Diyar'ın yanında oturan Aslan'a elini uzattı, çocuğu oradan uzaklaştırmak için. Aslan koşarak elini tutup gidince İdil başını eğdi. "Meme kanseri teşhisi konuldu sekiz ay önce. Kemoterapi görüyorum." "Bizimkilerle görüşüyor musun?" "Sadece bizim kızlarla." "Halam peki biliyor mu?" Başını salladı. Diyar kaşlarını çattı. "Ona rağmen mi kapılar hâlâ sana kapalı?" "Haklı Diyar. O çağırsa bile ben gidemem. Ailenin yüzünü yere eğdim." Diyar elindeki bardağı sehpaya bıraktı. "Bizim onurumuz kadar senin canın da önemli İdil." "Buraları bilmez misin Diyar? Herkes zaten bin tane laf söylüyor arkamızdan. Teyzem bilerek affetmezlik etmiyor. Ucu sana dokunur. Aileye dokunur. Biliyorsun." "Kime ne dokunur bekleyip göreceğiz İdil. Ama eğer sen o eve dönmek istersen bana söylemen yeterli tamam mı?" Idil Diyar'ın tavrını görünce içine bir umut doğdu. Başını geriye çevirip oğluna baktı. Elini tutan kocasına baktı. Kendisine bir şey olursa onlara bir aile bırakmak istiyordu. Onca aydır taşıdığı yük, Diyar'ın gelip onu kabul edeceğini söylemesiyle hafifledi. Artık gözü açık gitmezdi çünkü sevdiklerini emanet edeceği biri vardı. O yüzden gülümsedi. "Tamam." "Peki annemin evinin hemen arkasında yaşamanız tesadüf mü?" Zahir karısının yorulduğunu düşünerek onun yerine cevap verdi. "Değil. Bizim başka gidecek yerimiz yoktu. Benim ailem de İdil'in yüzünden bizden yüz çevirdi. Hatun Ağa bir gün bu evin anahtarını ve adresini gönderdi. Kimse bilsin istemez ama ev senindir. Kimsesiz kalmıştı konak. Biz bu evi kullandık, bahçesi büyük diye ama istersen taşınabiliriz." "Hayır. Oturmaya devam edin." Derin bir nefes alıp eve bir daha baktı: "Kaderi galiba bu evin imkânsız âşıklara yuva olmak. Anneme yar olmadı, size olsun. Ön evi bir tadilattan geçirmek gerek." "Ben hallederim. Küçük bir inşaat şirketinde çalışıyorum." "Çok güzel olur." Diyar şerbetin son yudumunu da alıp Aslan ile oynayan Zülüf'e döndü: "Peki bu kızın burada ne işi var?" "Zülüf benim okuldan arkadaşım." "Ailesinin burada olduğundan haberi var mı?" İdil gözlerini Diyar'a çevirdi. "Hayır bilmiyor. Olması da gerekmiyor. Ana sınıfı öğretmeni. Burada bir kreşte çalışıyordu ama babası tüm ile haber etmiş, kızı kimse işe almıyor. O da ben hastanedeyken gelip Aslan'a bakıyor sağ olsun." "Kimin kızı?" diye sorduğunda Zülüf bakışlarını kaldırdı. Soruyu duymuştu. Yavaş adımlarla onlara doğru yaklaştı. "Celo Ağa'nın kızıyım." Diyar sahte bir şekilde gülümsedi. "En azından Bozan'ın değilsin." "Olsam ne olurdu?" "Seni öldürürdüm." Zülüf onun gözlerinin içine baktı birkaç saniye. Ortamda ciddi bir soğukluk oldu. İdil ve Zahir bakıştılar. Söylediği cümlenin gerçek olup olmadığını bilecek kadar tanımamışlardı Diyar'l. Zülüf bu cümleden rahatsız olduğunu belli ederek ses tonunu sertleştirdi. "Dayısının kızını öldürmek tam da kan davası güden bir ağanın yapacağı bir şey." Diyar ayağa kalkıp tam karşısında durdu. Yüzünde sert bir ifade ile Zülüf'e baktı. "Sadece şaka yaptım." Soğuk bir şekilde güldü. Diyar'ın gülüşü soğuk havayı dağıtmaya yetmedi. Zülüf ondan kin ve intikam güden bir hava sezdi. Yakışıklı bir adamdı Diyar. Hafi…