ŞEHRİYAR

5.Bölüm

Yazar:

ŞEHRİYAR – Çiğdem Kılınç kitap kapağı
ŞEHRİYAR – Çiğdem Kılınç kitap kapağı

Eski şehrin dar sokaklarını geçti. Uzun dar sokakların bir başından diğer başına dek yürüdü. Memleketin özlemini çekiyordu ama hâlâ o sokaklarda yürürken dahi bu özlem dinmiyordu. Aidiyetsizlik buna izin vermiyordur. İçindeki o boşluğun dolacağını düşünmüştü ama dolacak gibi durmuyordu. Şehir turistik bir şehir olduğundan kalabalıktı. Her milletten insan sesi kulağına geliyordu. Bu hisse alışıktı, onca yol uzakta kendinin saydığı bir memleketin büyüdüğü yere olan yakınlığı biraz sıcak hissettirdi. İlerlemek için yavaşça yürümek zorundaydı. Artukbey Kahvesi'nin önünden geçerken burnuna taze çekilmiş kahve kokusu gelince dayanamadı ve içeri girdi. Merdivenlerden terasa çıktı. Uzak bir köşede, bir masaya oturdu. Manzaranın en harika göründüğü ve Mezopotamya'nın tüm görkemiyle karşısında uzandığı düzlüklerine baktı. Derin bir nefes aldı. Kahvesi geldi sonra. Bir yudum alıp gözünü uzaklara dikti yeniden. Geçmişi ve geleceği ölçtü, biçti, tarttı yeniden. Zihnindeki sesler kalabalık insan sesi ile biraz kısılmıştı. Aşağıdan bir Reyhani sesi yükseldi. Turistlerin arasından çıkan iki genç karşılıklı oynamaya başladı. Bu kadar güzelliğin aynı anda yaşanması Diyar'ın içini ısıttı kaskatı duran kalbini yumuşattı. Yirmi beş yıllık ömrünün en güzel demi bu geri dönüş günüydü, o an bunu hissetti. Kahvesini bitirip kalktı. Tekrar sokakları arşınlamaya başladı. Şehrin en sonuna yürüdü. İnsan sayısı tamamen azalmıştı. Sokaklar daha da daralmıştı. Babasının güncesindeki her satırı aklından geçiriyordu o an. Ve ilk sokağı dönüp büyük kırmızı duvarı görünce "Buldum işte." dedi içinden. Tekrar ilerledi, geniş taş bir sokaktan geçti. Bir köprüyü geçmek için eğildi. Şehirden çıktı, taş evler seyrekleşmişti. Sadece yerel halkın bulunduğu birkaç konak kalmıştı geriye. Babasının evlendikten sonra annesine mehir olarak verdiği ve daha yeni gönül düşürmüşken birbirlerine buluştukları o avlulu iki katlı konağın büyük tahta kapısının önünde durduğunda heyecanlandı. Kullanılmadığı için duvarlar ve taşlar yıpranmıştı. Kapının önünü otlar bürümüştü ama ev anlatılan evdi. Etrafına bakındı, kimse görünmüyordu. Komşu adına tek bir yaşam belirtisi de yoktu. Kapıyı çaldı, bekledi, ses çıkmadı. Geri çekildi. Duvarı şöyle bir kolaçan etti ve bir alçaklık buldu. Beklemeden duvara tırmandı, üzerinden atlayıp avlunun içine girdi. Tamamıyla terk edilmiş, boş bırakılmış küçük avlulu iki katlı bir evdi. Bahçenin ortasında kurumuş bir fıskiye bulunuyordu. Camlar sağlamdı. Kapılar da öyle. Yeni restore edilmiş gibiydi. Sahanlıktan bir güvercin sesi geliyordu. Bakmak için oraya doğru yürüyünce kanat sesleri geldi. Güvercin korkuyla uçup gitti. Diyar'ı gülümsetti bu durum. Keşfetmek için yeniden avluya döndü. Yüksekçe bir duvara sırtını dönüp eve bakmaya başladı. Bir an bir ses duydu. Bir çalıya basma sesiydi. Olduğu yerde dikkat kesildi. Birinin varlığını arkasında hissetti. Dönmeye niyetlendi ama ondan önce bir kadın sesi duydu. "Sakın kımıldama." Diyar arkaya dönmeye çalıştı lakin sırtına bir şey dokundu. Silah! Namlunun ucunu sırtında hissettiği an Diyar gerçekten memleketine döndüğünü anladı. "Kimsin?" Diye sordu kadın yeniden. "Asıl sen kimsin?" "Düzgünce cevap ver yoksa kötü olur." Namlunun ucu hareketlendi. Kadın blöf yapmadığı belli etmişti ama Diyar zerre korkmamıştı. "Tetiği çekeceksen hemen çek." Beriki şaşırmış olmalıydı ki sesi kesildi. Bir kaç saniye diyecek bir şey bulamadı. Durumu tarttığını anladı Diyar ve sessizliği fırsat bilip aniden kendisine doğrultulmuş silahı almak için arkasını döndü ve bir elinde kadının bileği, diğer elinde bir sopa kalakaldı. Kız bir çığlık kopardı korkuyla. Diyar şaşkınlıkla silah sandığı elinde ki sopaya baktı. "Bu da ne?" Kız elini kurtarmak için çırpınıyordu elinde. "Bırak beni hemen!" Diyar telaşla kadının bileğini bıraktı. Kız biraz geri çekilip işaret parmağını ona uzattı: "Bana bak, eğer bana bir şey yaparsan seni buna pişman ederim." Diyar hala elindeki sopaya bakarken onu silah sandığı için kendine güldü. “Gerçekten sonu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku