4.Bölüm
Yazar: Çiğdem Kılınç

"Selamünaleyküm." "Ve aleykümselam, hoş geldin." "Hoş gördüm." Amcalardan biri çaycıya bir işaret verdi. Diyar da oturdu yanlarına. İçlerinde en yaşlısı soru sorarken diğerleri onu dinledi. "Nereden gelir, nereye gidersin mero?" "Buralıyım aslen, memlekete geldim." "Buralardan kimlerdensin?" Diyar bunu söylemek istemedi. Aynı anda çayı önüne konulunca da sorudan kaçmayı seçti. "Özlemişim buranın çayının tadını." Diyar'ın bu içten sözü ile yaşlı adam başını salladı. "Ah welat, sen ne güzelsin. Hem lütufsun hem kahırsın. Hem sevindirirsin hem ağlatırsın, hem yar edersin hem yara açtırırsın. Yine de sen ne güzelsin, tatlısın, yüreğime şirinsin." Diyar gülümsedi amcanın bu ezgisel sözlerine. "Xale Gaffar, dertlendi yine. Yüreğin sağ olsun." dedi diğer amcalardan biri. "Ne güzel dedin be amca." "Nereden geliyorsun?" "Almanya'dan." "Bu motosikletle taa oralardan geliyorsun?" Güldü Diyar. "Yok, Antep'ten aldım motoru." "Vallahi bizim ahırda bir dana vardır ama böyle tonluk ha, benim hatun adını Maşallah koymuş. Gözbebeğimizdir. Aynı ona benziyor. Tabii biz binemiyoruz üstüne. Bu motordan kaç tane tosun alınır?" "Yaklaşık sekiz-on tane alınır dayı" "De Kur'an." Tepkisine güldü Diyar. Diğerleri de güldü, amca devam etti: "Oğlum gel sat bunu buralarda, al sekiz-on tane dana. Sana bir çiftlik kuralım. Sonra helal süt emmiş bir kız da bulalım, yerleş buraya, dönme Alamanlara." "Sağ ol amca, var olasın." "Korkma ha. Ben arkandayım. Şerolardan alırız hayvanları. Bir şey olsa bile onlar sigortalatiler." Diyar ailesinin adını duyunca gülümsedi. "Sen Şerolardan mısın dayı?" "Yok, biz Şerkolardanız. Bu yörede bizim aşiretten sadece biz kaldık. Zaten biz de bir köprü sayılırız diğer bölgelere. Karakolu bekliyoruz." "Hayvancılıkta Şerolar bölgenin en büyüğü mü?" "He. Buraların ağaları onlardır. Hatun Ağa var, bilirsin? Hanımağadır." Şehri'den bahsettiğini anladı Diyar. Halasını civar köyler Hatun Ağa diye bilirdi. "Bilirim, Şehri Şero’dan bahsediyorsun." "He. O sağ olsun tüm köylünün elinden tutmuştur ha. Bu köylerde evinde hayvanı olmayan, evine sütü, peyniri, eti girmeyen kimse yoktur. Hem kendi kazanır hem de köylüye yardım eder." "Memnunsunuz o zaman." "Allah, peygamber razı olsun, yardımcıları olsun. En son çok büyük bir fabrika açtılar. Sayesinde gençler iş sahibi oldu. Allah ondan, döneceği yeğeninden de razı olsun." "Yeğenini gördünüz mü hiç?" "Vallahi görmemişiz. Ama daha dönmeden her şeyi yaptırıyor. Daha dönse daha iyi yaptırır." "Zor ki döner." diyen yaşlı amcaya baktı Diyar. "Niye öyle dedin amca?" "Şerbaganlar bir aşiret konfederasyonuydu. Şervanlar yönetirdi bölgeyi. İlk kurşunu en hırslısı attı. Cehennemde yansın. Çekti vurdu kardeşini. Sonra başladı kan davası. Ne yiğitler ne kadınlar ne masum çocuklar heba oldu. İlk olarak Şeranlar ile Şerolar arasındaydı ama Irak'taki aileler de işin içine girince Şervanlar da kan davasına dâhil oldu. Lakin akıllıydı ha Ğiyaseddin Ağa. Şeranları da Şeroları da sürgün etti. Bu dediğim elli, altmış sene olmuş. Bu konfederasyonda en büyük aşiret Şervanlarındı. En ağalar beyler onlardandı. E hâlâ zaten sözde belediye başkanı, sözde vali vardır ama herkes bilir ki vali de başkan da Ağa Beg'dir. Vali damadı, başkan yeğeni olursa başka ne olacaktı? Ağa Beg de iyi adamdır, Allah razı olsun ondan. Kan davası gütmez, güdene geçit vermez.” "Ya Şeranlar?" "Onlar tarımcılar ama en kin güden de onlardı. İlk kurşun onlardan çıktı. Hâlâ da çıkar. Hem insanı öldürürler hem de bunun yasını tutarlar. Günahtır. Başlarında Celo Ağa var. Delikanlı adamdır, cesurdur. Birini öldüreceğim derse öldürür. Dediğini yapar. Sözü namustur ailede. En son kardeşi öldüğünde otuz sene evvel dedi: “İntikam almayacağım ama gözüme görünürse öldürürüm?” Öyle de olmuş derler. Allah bilir. Bazıları diyor Şeroların Said'i Celo öldürdü. Bazıları diyor Bozan'dır. Her kim öldürdüyse Allah ona cehennemde yer yapmıştır." Sözünü bölen karşıdan gelen dört büyük arabaydı. Tozu dumana katarak kornalarla yanlarından geçtiler. Tozdan dolayı herke…