3.Bölüm
Yazar: Çiğdem Kılınç

Telefondaki ekran resmine bakarken Dicle'nin yüzünden kan çekildi. Cesur'dan önce bakışlar Şehri'ye çevrildi. Şehri şaşırdıkları şeyin ne olduğuna bakmak için telefona uzandı. Ekranda Dicle sokakta bir kuytuda bir adamın yanındaydı, adamın eli Dicle'nin kolundaydı ve adam gülüyordu. Dicle ailesinden çok Şehri'den çekinirdi, bu yüzden hemen açıklamak istedi. "Teyze, Kur'an'ıma yine karşıma çıktı. Kaç defa söyledim peşimi bırak diye. Burada göründüğü gibi değil. Kolumdan tutup durdurdu. Tüm arkadaşlarım oradaydı." Şehri telefonu Cesur'a uzattı. Cesur başını göğe kaldırıp bir estağfurullah çekti. "Bu Çiya iti yine azdı teyze. Ben-" "Bir şey yapmayacaksın Cesur." Şehri'nin uyarısı netti. Bakışlarından anladığı için sustu Cesur, bir şey diyemedi. Azad önce abisine sonra Şehri'ye baktı. "Yani abim bir şey yapmadı kendisine. Arabasını yaktı." Şehri sinirle söylendi. Cesur'un bir delilik yapmaması için zor tutuyordu. Şervanların kapısına dayanmasını istemiyordu. "Cesur!" "Bu uyarıydı ha teyze. Vallahi bir daha Dicle'yi rahatsız etsin kafasına sıkarım onun." "Hiçbir şey yapmayacaksın." "Evli barklı adam benim bacıma yan gözle bakacak, orada burada önüne çıkacak, ben de öyle izleyeceğim ha?" Cesur şaka yapmıyordu. Defalarca kulağına söz gelmişti. Şehri'nin sözünden çıkmamak için bir şey yapmıyordu. Dicle iki aile arasındaki husumeti arttıran kişi olmak istemiyordu. Bunun bir örneğini daha önce yaşamamışlardı. Bu yüzden Cesur'a döndü. "Bana bak, ben kendi başımın çaresine bakarım. Çiya'ya bir şey yapmayacaksın." Cesur bakmadı bile ona. Çiya'nın yolunu kestiğini kendisinden gizlediği için kızgındı. "Sen karışma, teyzemle konuşuyorum ben." "Dicle ile düzgün konuş Cesur, o senin büyüğün. Çiya mevzusunda bir daha uyarmam. Şervanlara bulaşmayacaksınız." Sonra Dicle'ye "Sana da kaç defa dedim yalnız gitme okula Dicle. Gerekirse bırak-" "Bırakmam teyze. Babama söz verdim, doktor olacağım ben." Şehri derin bir nefes aldı. "Bu senin hakkın güzel kızım ama durumları biliyorsun, seni korumamız lazım." "Bir şey yapsa yapardı zaten şimdiye kadar teyze, onun derdi bir şey değil." "Dicle bak, yeminle elimden bir kaza çıkacak ha?" "Kız ayıptır, ne biçim konuşuyorsun sen ananın kardeşinin yanında?" Şehri Dicle'nin ne demek istediğini anlıyordu. Haklıydı. Altı sene olmuştu Çiya'nın Dicle'nin peşinde dolaşması. Gelip istemeye tenezzül etmemişlerdi çünkü kesinlikle verilmeyecekti. Şehri ölse, kalbini gömdüğü Şervanlara kızını vermezdi. Dicle okula başladığı günden bu yana Çiya ara ara kendini gösterirdi ona. Ret, hakaret, tokat; hiçbiri işe yaramazdı onda. Seviyordu Dicle'yi ama imkânsız bir aşktı onunki. Şehri biliyordu bunu, korkusu Dicle'yi kaçırması idi. Şimdiye kadar yapmamıştı ama ya yaparsa ihtimali kan akıtırdı. Buna mahal veremezdi Şehri. "Dediğim gibi yalnız çıkmayacaksın evden." Buna hastanenin de dâhil olduğunu anlamıştı Dicle. Sadece başı ile onayladı. Yemeğin geri kalanında herkes sessizdi. Kimseden çıt çıkmıyordu. Sessizce birkaç sinirli bakışmanın dışında bir şey konuşulmadı. "Ceylan, yeni anlaşma ile ilgili aradı mı adamlar?" "Aradı teyze ama önce bölge sorumlusu ile görüşeceğim. Şartları konuşacağız." "Tamam, Cesur da gelsin seninle." "Tamam teyze." Az sonra kapıdan kahya göründü. Uzakta durdu, bir şey diyecekti belli. Şehri onun hâlini anlayınca ayağa kalktı umutla. Sofradan avlunun diğer köşesine yürüdü ev ahalisinin gözleri altında. Yanına vardığında alçak sesle konuştu. "Var mı haber Kirve?" "Diyar Ağam ülkeye giriş yapmış dün gece." İçine bir ferahlık yayıldı. Bir rahatlama geldi üstüne. “Emin misin?” "Eminim hanımağam." "Herkesten evvel onu bulup bana getiresin." "Buralara geldiği an buluruz hanımağam, meraklanma." . . . Sabah ezanında Şehri konaktan çıktı. Duramadı yerinde. En yakın meraya gitti. Cesur ve Azad'ın kontrol etmesine rağmen gidip ağılları, yaylayı, yemleri, hayvanları kontrol etti. İçlerinden en iyi üç tanesini seçti. Kurban kestirdi. Diyar'ın dönmesi, sağ salim dönmesi ve onu sağ salim bir kez daha görmesi için. Kurba…