ŞEHRİYAR

28.Bölüm

Yazar:

ŞEHRİYAR – Çiğdem Kılınç kitap kapağı
ŞEHRİYAR – Çiğdem Kılınç kitap kapağı

Onun ciddi olduğunu görebiliyordu. Bir ihtimal vardı, çok erkendi, olamazdı ama yine de sormak istedi İdil. “Diyar, yoksa Zülüf’e gönlün düştü?” “Dedim ya cehennemdir orası, giren yanar.” “Kabul etti mi?” “Yok, anlamadı. Konuşacağım onunla.” İkisi de bir müddet sessizleşti. Zahir kahvaltıyı hazırlamıştı. İdil, zorla kahvaltı etmesi için ısrar edince Diyar kaldı. Masada Zahir, Aslan’ı yedirirken İdil de Diyar da düşünceliydiler. İdil kendi kendine söylendi. “Dicle’nin daha bitmedi okulu. Asla kabul etmez.” “Etmez, biliyorum.” “Ama o da bilir ki Dicle olmazsa Şehadet olacak. Daha çocuktur. Liseyi bitirmedi. Sen vermezsin.” “Canımı alsınlar daha iyi.” “Eğer Ceylan da Dicle de kabul etmezse ben kan aksın razıyım.” “Zor olacak ama kabul ederler, bilirsin.” “Biliyorum. En kötüsü de bu İdil. Benim için kendilerini feda edecek kadar ailelerine bağlılar, sadıklar, bizi seviyorlar. Ben bu vicdan yüküyle nasıl yaşayacağım?” “Mesele kan dursun. Herkes payına düşene kaderdir der. Hem sen onlara sırt vererek, arkalarını kollayarak yanlarında olacaksın. Başlarını eğdirmelerine müsaade etmeyeceksin. Sen ağasın Diyar, senin başın eğilirse bizimki daha da eğilir, seni ezerlerse bizi ezerler. Diyorsun ki Zülüf’ü gücü için istiyorum, al o zaman. Zülüf bunu anlar. O da bilir Şerolardan daha iyi kim bakar ona. Sever o bizim aileyi. Git, konuş, güzelce anlat. Zorla olsun istemediğini ona söyle.” Diyar, kahvaltıdan sonra ona teşekkür ederek ayrıldı oradan. Bu düşüncelerini önce halasıyla paylaşmalıydı. Bir önceki aşiretler toplantısında neler olduğunu, kendisinden daha neler saklanıldığını bilmek zorundaydı. Çiya haklıydı. Ne biçim ağaydı kendisi, nasıl olur da kendi aşiretinden neler olup bittiğini bilmezdi, nasıl saklarlardı kendisinden? Eğer Ağa Beg bir koşul sunduysa bu koşula kendisi karar vermesi gerekiyordu. Kendilerinden iki can isteniliyorsa evvela kızlara isteyip istemediğini sormalıydı Diyar. Kızlardan herhangi biri eğer hayır derse kan davasına devam edecekti, onları canı pahasına koruyacaktı, hiç kimseyi evliliğe zorlamayacaktı. Konağın yolunu tutarken aklında bu düşünceler vardı. Beşir kapıyı açıp geçmesini bekledikten sonra ardından kapıyı kapattı, hanım ağanın kendi odasında onu beklediğini söyledi. Diyar’ın geldiğini gören Kirve peşi sıra onunla beraber üst kata çıktı, ondan önce varıp Şehri’nin bulunduğu odanın kapısını açtı. Şehri başını önündeki dosyalardan kaldırıp gözündeki gözlüğü çıkardı, ayağa kalktı Diyar’ı görünce. Yanına yaklaştı. “Nedir bu yüzünün hâli?” “Önemli değil halam.” Kadını sakinleştirip koltuğa oturdu ve onun da oturmasını bekledi. Yeğeninin yüzüne bakınca ciddi bir durumun olduğu anladı Şehri ve bakışları hemen Kirve’ye kaydı ama belli ki Kirve’nin de olan bitenden haberi yoktu. Yavaşça oturdu yeğeninin karşısına. Konuşmaya başlamasını bekledi. Dün gece olanlardan haberi yoktu, ondan saklamıştı Diyar, nereden geldiğini de. “Rohat aldı benle Çiya’yı Ağa Beg’i tehdit etmek için?” Şehri’nin kaşları çatıldı, yeşil gözleri büyüdü endişeyle. “Nasıl haber etmezsin Diyar? Biz bu kadar adamı senin yanına boşu boşuna mı verdik? Ya sana bir şey yapsaydı, ya başına bir iş gelseydi?” “Sakin ol hala, gelmedi bak, karşındayım. Derdi zaten öldürmek olsa sen çoktan yasımı tutuyor olurdun.” “Allah korusun.” Bir süre sustu Şehri. Diyar’ın gözlerini kaçırışını fark etti ve asıl sorması gereken soruyu sordu: “Ne vaat etti de Ağa Beg Rohat’a, bıraktı seni?” Diyar bakışlarını kaldırdı. “Hala, şimdi beni iyi dinle, Ağa Beg Rohat’a bizden iki can verilecek sözü verdi.” Şehri öfkeyle öne doğru eğildi. Konuştuğunda sesi sert ve yüksekti. “Biz ölmüşüz. O karar veriyor bizim yerimize? Senin canın için pazarlığı biz yapardık. Ben ölürüm de ailemden kimseyi kanını yere dökmem.” “Mesele kan olsaydı çoktan akmıştı hala. Ağa Beg’in derdi başka?” O an anladı Şehri. Geçen toplantıda Abdullah’ın getirdiği koşul geldi aklına. İşte gün doğmuştu, Ağa Beg’e istediğini yaptıracaktı. Şehri ayağa kalktı. Zihnindeki çarklar dönmeye başladı. Diyar’dan da…

Bölümün tamamını WritePad'de oku