ŞEHRİYAR

24.Bölüm

Yazar:

ŞEHRİYAR – Çiğdem Kılınç kitap kapağı
ŞEHRİYAR – Çiğdem Kılınç kitap kapağı

Kısa bir nefes aldı Celo Ağa. Yıllardır içinde bastırdığı o yüzün kaçışına izin verdi. Bu kısa nefes ile bir damla yaş süzüldü yanağından. Hiç kimselere diyemediği, anlatamadığı o yükü Diyar’ın karşısında serbest bıraktı. Daha fazla taşıyamadı kendisini. Güçsüz bacakları, içindeki yükün bedenine binmesiyle olduğu yere çöktü yavaş yavaş. Diyar’a değil de kendi kendine konuşuyordu sanki. “Said’e fırsat verdim, kaçsınlar diye. Kaçamadı.” “Böyle mi rahatlatıyorsun vicdanını? Fareyi yakaladı kedi, kuyruğuna bastı, sonra serbest bıraktı ama fare kaçamadı. Öyle mi?” “Kıyamadım ben ona. Kıyamazdım.” “Sen bir de en sevdiği ağasıymışsın. Senin için mert delikanlı adamdır yazmış. Diğer kardeşlerine benzemezmişsin. Madem öyleydi, niye tasmalarını tutmadın Rojhat’ın, Bozan’ın, İdris’in… Gidip peşlerine düşeceğini biliyordun. Bulacaklarını biliyordun.” “İzin vermedim. İzlerini kaybettirsinler dedim. Bırakmadım onları ama Şerolardan biri yerlerini söylemiş.” Diyar güler mi ağlar mı bilemedi. Yalan söylediği apaçık ona göre. Saçı sakalı ağarmış adamın karşısında iki büklüm olmuş, yalan söylemesine sinirle güldü. “Şerolar tek ağaları ölsün istedi öyle mi? Ölürse köklerinin kuruyacağını bildiği hâlde. Kimi kandırıyorsun sen, Celo Ağa?” “Tek evladımın başına yemin olsun, doğruyu diyorum.” Diyar kaşları çatık bir süre sessiz kaldı. Az önce yalan olduğuna yemin edebileceği adamın pişmanlığını görebiliyordu. İnkâr etmek istedi ama edemedi. Celo Ağa’nın gözlerinin içine baktı. Dürüstlük gördü o gözlerde. Yutkunarak bir adım geri çekildi, elindeki silaha baktı. “Diyelim ki doğru. Biri öttü yerlerini. Neden durdurmadın Bozan’ı?” “Rojhat’la düşmüşler peşine. Ben Rojhat’ı takip ediyordum. Bilemedim Bozan da işin içinde. Ölüm haberi gelince vah dedim.” “Bilemedin ve kardeşlerin bacını öldürdüler. Bu kadar basit bir cümle öyle mi?” Celo Ağa konuştuğunda sesi de kendisi gibi perişandı. “O benim canım ciğerimdi. Herkesten çok ben onu severdim, ben onun yanında olurdum. Yeni ağaydım, toydum, cahildim. Gelip bana sevdiğini diyememiş. Kızarım, Said’i vururum sanmış. Karşı çıkardım, doğru, işin oluru yoktu. Ortalık karışıktı. İstediler, vermedik. Hâlâ söylemedi gönlü olduğunu. Meğer bir ben bilmiyormuşum sevdalandıklarını. Kaçacaklarını düşünmedim. Şerolara ben onu versem aşiret vermezdi. Yerini bulmadık sanıyorsun? Ben kimselere demedim. Bizden taraf bilemezlerdi ama yerini diyen başkalarıydı. Buldular sonra. Canımı alsalardı daha iyiydi.” “Niye adını söylemiyorsun?” diye sordu Diyar. Annesinin adını anmayışına sinirlendi. Celo Ağa başını eğdi, gözlerindeki yaşı sakladı. Diyar devam etti sözlerine: “Ağır mı geliyor? Çok basit. Adı Sultan, annemin. Şeranların biricik kızı Sultan. Siz o küçücük kızın adını anmayı dahi hak etmiyorsunuz.” “O benim kalbimde bir yüktür hâlâ. Ben koruyamadım. Canını ben aldım, doğru dersin sen.” “O yük yıllardır benim üstümde, Celo Ağa. Anne babamın yokluğunun ağırlığı ile büyüdüm ben. O yük hâlâ sırtımda. Ama atacağım. Siz değil, ben sizin canınızın peşindeyim. Yıllardır rahat yüzü gördüğünüz, bu kibriniz artık yeter. İntikam sırası bizde, bedel ödeme sırası sizde.” Celo Ağa başını kaldırdı. “Bozan’ı öldürsen bile yükün azalmayacak. Elini kana bulamana değmedi, yazık etme kendine.” Diyar soğuk bir şekilde güldü. “Bozan’ı ben vursaydım sen şimdi yas tutuyor olurdun. Merak etme, size ölüm lütuf olur. Tüm bu Şeranlar ve sen bana bir ömür, bir aile, bir can borçlusunuz. Bana bunu vereceksiniz.” Celo Ağa onun gözlerinden intikam istediğini anlamıştı. Belli ki yapacaktı da. Rohat’ın bakışlarındaki o deliliği karşısındaki delikanlıda da görmüştü. O hâlde alsındı intikamını. Razıydı. “Kurşunlar silahın yanındaydı, çekmecede. Çek, vur beni. Al canını.” “Kanını istemiyorum.” Celo Ağa bir an anlamadı. Neydi istediği? Kan akmasını istemiyorsa isteği mal, mülk, topraktı. Lakin artık kendisi Şeranların toprak sahibi değildi. Rohat ise ölür, yine toprağını bu gence vermezdi. “Mal, mülk, toprak ise benim olan ne varsa al.” dedi Diyar’a. Beriki gül…

Bölümün tamamını WritePad'de oku