9.Bölüm
Yazar: Çiğdem Kılınç

"Ma sanki uzaktan gelmiş. Daha gece gördün çocuğu, Berfe." diye sahte bir sitemle söylendi çardaktan Celo Ağa'nın karısı Fatma. "De hele Bozan daha iyidir? Celo izin vermedi gitmemize, kalabalık etmeyelim diye." "Iyidir yenge, doğru demiş amcam. Eve geçince ziyaretine gıdersiniz, hem güvenli değil. Bilivorsun." Iki kadın başlarını salladı. Rohat'a mesajı elbette almışlardı. Rohat biraz oyalandı ve bakışlarını direkt Zülüf'ün odasının penceresine çevirdi. "Zülüf nerede?" diye sorunca Fatma gözlerini kaçırdı. Kızının, Rohat evdeyken evde köşe kapmaca oynadığını biliyordu çünkü Rohat ile denk gelmek istemiyordu Zülüf. Berfe de bunun farkındaydı ama yapacak bir şey yoktu. Kızı hiçbir şey için zorlamayacaklardı, bu zaten olacaktı. O yüzden Zülüf'ün gönlü olana kadar bekleyeceklerdi. Bunu Rohat'a hiç söylememişti Berfe, kızın gönlünün olmadığını. Oğlunu üzemezdi. Onceleri Zülüf'ün yanında oğluyla ilgili güzel övgülerden bahsederdi lakin artık bunu yapmıyordu çünkü Zülüf'ün Rohat'a karşı bir sevgi beslemediğini fark etmişti. Bu durumu Fatma ile de paylaşmıştı. Iki kadın, Zülüf'ün Rohat gibi birine nasıl âşık olmadığını anlayamamışlardı. İkisi de bu evliliği destekliyordu. Celo Ağa'nın iki çift sözünü bekliyorlardı hazırlıklar için. Fatma bir gün dayanamayıp bu konuyu kendi kocasına açmıştı ama garip bir şekilde Celo Ağa konuyu değiştirmişti. Çok sevdiği kızını yanında daha çok tutsun diye yaptığını düşünmüştü Fatma. Ama o da kızı gibi bu konu hakkında köşe kapmaca oynuyordu. Ne zamana kadar sürecekti bu durum, kimse bilmiyordu. "Zülüf'ün başı ağrıyor biraz, odasında." "Ciddiyse hastaneye götüreyim?" "Yok oğlum, sen geç dinlen biraz. Ciddi bir şey olsaydı ben sana söylerdim. Sen amcanın yanına çık." Rohat yengesi ile annesini geride bırakarak konağın merdivenlerinden yukarı çıktı. Yolunu ezbere bildiği amcasının odasının kapısına varınca kapıyı iki defa tıklattı ve yavaşça içeriye girdi. Küçük odanın balkon kapısı açıktı. Amcasını balkonda telefonla konuşurken buldu. Celo Ağa gelenin Rohat olduğunu görünce önüne dönüp telefon konuşmasına devam etti. Rohat geçip koltuğa oturdu. Beklediğinden uzun sürdü telefon görüşmesi, bu demekti ki önemliydi. Rohat bu görüşmenin intikam planı üzerine olduğunu düşündü çünkü şu an en önemli konu buydu ve amcası da kendisi gibi düşünürdü. Nihayet Celo Ağa'nın telefon konuşması bitince dönüp içeri girdi ve kendi koltuğuna oturup derin bir nefes aldı. Rohat bu derin nefes üzerine amcasının yüzündeki gölgeliği fark etti. Bunun sebebini tahmin edebiliyordu. Kendisine göre o da kardeşi için korkmuştu. Onda da bir kaybetme korkusu oluşmuştu. Bu yüzden yaşını almış adama bir merhamet duydu. "İyi misin amca?" Celo Ağa yeğenine cevap vermedi. Daldığı yerden bakışlarını çekti. Düşünceleri yüzünde dolaşıyordu ama ne olduğu anlaşılmıyordu. Hâlâ dumanı tütmekte olan purosundan bir nefes çekti. "Aşiretleri toplayacak Ağa Beg." "Yine gözdağı vermek için mi?" Rohat'a son toplantıda olanlardan bahsetmemişti Celo Ağa çünkü biliyordu ki silahı alıp birilerinin kafasına doğrultup tetiği çekerdi. Meselenin çözülecek bir yanı yoktu ona göre. Evlilik bahsini Rohat'a söylemeye dili varmıyordu. Kızını umarken başkasıyla evlenmesini isteyemezdi ondan, kendisi de istemezdi kızını onlara vermeyi. Rohat'ı her şeyden çok seven Celo Ağa, Zülüf ile ikisini evlendirmeye hiçbir zaman canıgönülden evet dememişti. Kızı için biçilmiş kaftandı, doğru. Kızının dizinin dibinde kalmasını elbette çok isterdi ama neticede beraber büyümüşlerdi ve Zülüf'ün onun hakkında ne düşündüğünü en iyi kendisi bilirdi. Herkesten evvel sormuştu kızına. O ise Rohat'ı bir abi olarak gördüğünü söylemişti. Evliliğin canıgönülden bir bağ ile gerçekleşmesi gerektiğine inanıyordu Celo Ağa. Nitekim kendisi de sevdalanıp öyle evlenmişti karısı ile. Bir reis olarak kendisine bir kız çocuğu dünyaya getirip başka da çocuğu olmayacağını öğrendiğinde de vazgeçmedi sevdasından. Diretmelere rağmen bir erkek evlat sahibi olmak için başkası ile evlenmeye gönlü razı olmazdı.…