PERVÂNE SERİSİ | ŞEHBÂL (+18)

6.BÖLÜM

Yazar:

PERVÂNE SERİSİ | ŞEHBÂL (+18) – Seyvora Kajen kitap kapağı
PERVÂNE SERİSİ | ŞEHBÂL (+18) – Seyvora Kajen kitap kapağı

~ EVRAN YAREL ~ Karanlıkta koşuyordum. Nereye gittiğimi bilmiyordum. Sadece arkamdan gelen ayak seslerini duyuyordum. Çıplak ayaklarım soğuk zemine her çarptığında içimde bir şey daha parçalanıyor, nefesim göğsümün içinde keskin bir bıçak gibi dönüyordu. Koridor her zamankinden daha uzundu. Duvarlar birbirine yaklaşmış, tavan alçalmıştı. Önümdeki kapı ise bir türlü yaklaşmıyordu. Çocukluğumdan beri aynı rüyayı görüyordum. Aynı koridor, aynı kapı, aynı ses. Ama bu kez bir fark vardı. Kapının arkasından biri ağlıyordu. Yavaşladım. Nefesimi tuttum. Ses çok tanıdıktı. Kapıya yaklaştıkça ağlama sesi daha belirginleşti. Küçük, boğuk hıçkırıklar… Birinin nefesini tutarak ağlamaya çalışırken çıkardığı o kırık ses. Elimi kapının koluna uzattım. Dokunmadan önce ses kesildi. Sessizlik. Ardından içeriden tek bir cümle geldi. “Geç kaldın.” Gözlerimi kapattım. Elim kapı kolunun üzerinde dondu. Sonra kapının altından kan sızmaya başladı. Geri çekildim. Kan ayaklarımın arasından ilerledi. Bir adım. Sonra bir adım daha. Kaçmak istedim. Ama arkamda birinin durduğunu hissettim. Dönmedim. Dönmemem gerektiğini biliyordum. Çünkü her seferinde dönüyordum. Her seferinde aynı şeyi görüyordum. Ve her seferinde… Gözlerimi açtım. Nefesimi bir anda içime çektim. Tavan. Karanlık. Bir süre nerede olduğumu anlayamadım. Göğsüm hızlı hareket ediyordu. Kalbim, kaburgalarımın arasından çıkmaya çalışıyormuş gibi vuruyordu. Elimi yatağın üzerinde gezdirdim. Sonra parmaklarım sıcak bir tene değdi. Donup kaldım. Başımı çevirmemle onu gördüm. Şehbal. Yanımda uyuyordu. Yüzünün yarısı yastığa gömülmüş, kısa saçları alnına dağılmıştı. Nefesi sakindi. Bir eli başının yanında duruyor, diğer eli ise aramızdaki boşlukta, neredeyse bana değecek kadar yakında duruyordu. Bir süre ona baktım. Sonra bakışlarımı tavana çevirdim. Rüya hala zihnimin içindeydi. Kan, kapı, ses… Ama ilk kez bu huzursuz edici hissin yanında başka bir şey vardı. Bambaşka bir şey. Şehbal. Elimi yüzümden geçirdim. Hayatım boyunca kimseyle aynı yatakta uyumamıştım. Kadınlar hayatıma girip çıkmıştı. Onlarla yemek yemiş, aynı odada geceleri paylaşmıştım. Bazıları sabah olduğunda hala yanımdaydı. Ama hiçbirinin yanında uyumamıştım. Uyku, benim için başka bir şeydi. Kontrolün olmadığı birkaç saat. İnsanın zihninin kapılarını açık bıraktığı, savunmasız kaldığı bir hal. Ben savunmasız kalmazdım. Kimseye izin vermezdim. Ama Şehbal… Buradaydı. Benim yatağımdaydı. Ve daha garip olanı, bundan rahatsız değildim. Başımı ona doğru çevirdim. Uyurken yüzü farklı görünüyordu. Gündüzleri gözlerinde taşıdığı o dikkatli ifade yoktu. Sürekli etrafındaki insanların duygularını anlamaya çalışan, dokunduğu her şeyin altında başka bir anlam arayan o bakışlar kaybolmuştu. Şimdi sadece uyuyordu. Sessiz, savunmasız. Bana güveniyormuş gibi. Bu düşünce hoşuma gitmedi. Çünkü hoşuma gittiğini fark ettim. Kaşlarımı çattım. Bu saçmalıktı. Şehbal’e karşı hissettiğim şeyin ne olduğunu bilmiyordum. Hissetmek kelimesi bile yeterince doğru değildi. Ben duygularımı isimlendirmeyi hiçbir zaman gerekli bulmamıştım. İnsanlar sevgi derdi. Tutku derdi. Bağlılık derdi. Özlem derdi. Kıskançlık derdi. Ben ise bunların hiçbirine güvenmezdim. Duygular, insanın karar verme yetisini bozan kimyasal tepkilerden ibaretti. Ben kararlarımı duygularımla vermezdim. Ama Şehbal söz konusu olduğunda kurduğum her cümle, vardığım her sonuç, kendime söylediğim her açıklama bir noktada anlamını yitiriyordu. Onu istemek… Bu, açıklanabilirdi. Onu merak etmek… Bu da açıklanabilirdi. Onu korumak istemek? Belki. Ama neden onun başka biriyle konuşması beni rahatsız ediyordu? Neden sürekli zihnimde onun yüzü beliriyordu? Neden gitmesini istemediğim halde bunu kendime itiraf etmekten kaçınıyordum? Ve neden bu gece, onu yatağın diğer tarafına bırakıp başka bir odada uyumak yerine yanında kalmıştım? Cevabı bilmiyordum. Belki bilmek de istemiyordum. Şehbal hafifçe kıpırdandı. Bakışlarım hemen ona döndü. Kaşları uykusunda hafifçe çatıldı. Sonra elini hareket ettirdi. Parmakları ça…

Bölümün tamamını WritePad'de oku