ŞEHBAL

2.BÖLÜM

Yazar:

ŞEHBAL - Seyvora Kajen kitap kapağı
ŞEHBAL kitap kapağı

Tekrar merhaba. İşte yine buradayım. ✨ Hikayeme bir şans verip, yorumlarınızı, fikirlerinizi ve tahminlerinizi benimle paylaşırsanız çok sevinirim. Desteğinize ihtiyacım var. 🖤 Keyifli okumalar. 🖤✨ Bölüm Şarkısı: https://youtu.be/vtNJMAyeP0s?si=eHR46M1Yv-vHpr34 *** Sabahlar her zaman aynı şekilde başlamıyordu. Bazı sabahlar uyanırsın ve önce ışığı fark edersin, bazı sabahlar ise ışık senden önce gelir. O günkü sabah, ışık benden önce gelmişti. Perdelerin arasından sızan solgun bir İzmir güneşi odamın duvarına ince bir çizgi çekmişti. Ama o çizgi bile düz değildi, sanki duvarın üzerinde hafifçe titreşiyordu. Gözlerimi açtığımda ilk hissettiğim şey yorgunluk değildi. Yorgunluk bedende olurdu. Bu ise zihnimdeydi. Bir şey gece boyunca orada kalmıştı. Gitmemişti. Sönmemişti. Sadece beklemişti. Evran. İsim zihnime düşer düşmez gözlerimi kapattım. İnsanların duyguları geçiciydi. Gelirlerdi, kalırlardı, sonra yavaşça silinirdi. Ama bazı şeyler silinmezdi. Bazı şeyler iz bırakmazdı bile; doğrudan içeri kazınırdı. Dün gece olan tam olarak buydu. Ne hissettiğimi bilmiyordum. Bu bir duyguya benzemiyordu. Daha çok… bir şeyin bende yer değiştirmesi gibiydi. Kendime kızmam gerekiyordu. Bir adamla tanışmıştım. Hepsi buydu. İnsanlar her gün tanışıyordu. Kimse bunu bir anlam haline getirmiyordu. Ama ben getiriyordum. Zihnim her şeyi fazla ciddiye alıyordu. Sanki dünya, bana bırakılmış çözülmemiş bir problem gibiydi. Yataktan kalktığımda aynaya bakmadım. Bakarsam bir şeyin değiştiğini görebilirdim. Ve ben değişimden hoşlanmazdım. Çünkü değişim kontrol edilemezdi. Kontrol edilemeyen her şey tehlikeliydi. Kitapçıya giderken hava sıcaktı ama sıcaklık bile tam olarak sabit değildi. Rüzgar yoktu ama sanki hava kendi içinde küçük dalgalar yaratıyordu. İnsanlar yürüyordu, konuşuyordu ve gülüyorlardı. Hepsi bana uzak bir camın arkasından geliyormuş gibi hissediyordum. Kitapçıya girdiğimde kapının üzerindeki zil her zamanki gibi çaldı. O ses artık benim için sadece bir ses değildi. Bir geçiş gibiydi. Dışarıdan içeriye, kalabalıktan sessizliğe, yüzeyden derine bir geçiş. İçerideki hava her zamanki gibiydi. Kağıt kokusu, eski rafların hafif tozlu ağırlığı ve insanların bırakıp gittiği görünmez izler. Kitaplar benim için nesne değildi. Onlar bir tür hafıza taşıyıcısıydı. Bir kitabı eline aldığında sadece kelimeleri değil, o kitaba dokunan insanları da hissederdim. Bu yüzden bazı kitapları uzun süre tutamazdım. Bazıları fazla gürültülü olurdu. Mete her zamanki gibi öğleye doğru geldi. Daha kapıdan girerken konuşmaya başlamıştı. “Bugün dünya yine seni hak etmeye çalışıyor mu?” dedi. Bakmadan cevap verdim. “Hayır. Ama sen yine deniyorsun.” Güldü. Onun gülüşü her zaman bir şeyleri hafifletiyordu ama aynı zamanda bir şeyi saklıyordu. Mete’nin konuşması bazen bir kaçıştı. Bazen fazla dolu cümleler, boşlukları örtmek için kullanılırdı. Bunu fark ediyordum ama söylemiyordum. Rafların arasında dolaştı. Kitaplara dokundu. Ama hiçbirini gerçekten seçmiyordu. Sanki kitaplar değil de hayatlar arasında dolaşıyordu. Hangisini yaşamak istediğini bulamayan biri gibiydi. “Sen hiç normal konuşmayı denedin mi?” dedi bir ara. “Deniyorum,” dedim. “Ama seninle bir aradayken konuşmam bozuluyor.” “Ben mi bozuyorum?” “Evet.” “Harika,” dedi. “Demek ki etkiliyim.” Gülümsemediğim halde dudaklarımın kenarı hafifçe kıpırdadı. Mete bunu fark etti ve hemen üzerine gitti. “Bak bak, neredeyse insan gibi gülüyorsun.” “Yanlış görüyorsun.” “Ben hiçbir şeyi yanlış görmem.” O an kısa bir sessizlik oldu. Ama bu sessizlik normal değildi. Çünkü sessizlik bazen boşluk değildir. Bazen doludur. Mete’nin yüzündeki ifade değişmedi ama içindeki bir şey değişti. Bunu hissettim. Yorgundu. Fiziksel değil. Daha derin, daha eski bir yorgunluktu bu. Sanki sürekli konuşmak zorunda olduğu bir hayatın içinde sıkışmış gibiydi. Tam o sırada kapı açıldı. Zil çaldı. Ve içeri giren kadınla birlikte hava değişti. Otuzlarının sonunda olmalıydı. Kucağında küçük bir kız çocuğu vardı. Kızın yüzü bana dönüktü ama gözleri…

Bölümün tamamını WritePad'de oku