4. Bölüm: Travmalar.
Yazar: Melike Üçyıldız

Ablamla beraber evden çıktık. Annem otobüs durağına kadar camdan bizi izledi. Ablamın elini sıkıca tutuyor ve ışıklı ayakkabılarımın ışıklarını izlemek için ayaklarımı yere vuruyordum. Ablam belli etmese de bana bakıyor, mutlu olduğumu görüp gülümsüyordu. Otobüse binerken akbilini iki kez okuttu makineye. Boş koltuğu görüp oturduk. Önümüzde sevimli bir amca oturuyordu. Dakika başı ablama ne kadar kaldığını soruyor ve ablam da sıkılmadan cevaplıyordu. Bana göre 1 saatten farksız on dakikanın ardından indik otobüsten. Lunaparkın tam önündeki yaya geçidinden hızlı şekilde geçtik. Ablam sessiz bir insandı. Onun size birşeyler sorup konuşması mucizeydi, ama sizi sevdiğini anlayabilirdiniz hareketlerinden. Ben anlıyordum, beni sevdiğini hissediyordum. Ablamla beraber çalışana biletimizi verdik ve o bize jetonlardan verdi. Gördüğüm en büyük cismi gösterdim ablama parmağımla. " Ablaa, o kocaman şeye binelimm. " Ablam bana gülümseyerek bir cevap verdi, kadının gülümsemesi bile havalı geliyordu bana. " Senin yaşın yetmiyor ona. Ama seninle atlı karıncaya yada senin gibi minikler için yapılmış hız trenine binebiliriz. " Bana minik derken burnumun ortasına dokunması ile sesli güldüm. Binemeyeceğim için üzülsemde başka şeylere binebilirdim, yanımda ablam oldukça benim için herşey güzeldi. Birlikte atlı karıncaya bindik. Atlı karınca aşağı yukarı hareket ederken ablama seslendim. Hemen arkamdan bana sarılıyordu. "Abla bak uçuyorum! " Ablam bana arkamdan sarılırken gıdıkladı. Ona güldüm. Kısa süre sonra durduk, ablam hız trenine binmek isteyip istemediğimi sordu. Bende binmek istediğimi söyledim ve hız treninin yolunu izledik. Giderken elime bir pamuk şeker sıkıştırdı. Onu hızlıca yedim. Ablam durdu, avucunu açtı ve kolunu ileri uzattı. Damlacıkları hissetti. Ben de ablmın yaptığını yaptım. Aynı zamanda yukarı gözlerimi kapatarak ağzımı açıyorum. Ablam da benim kolumu sıkıca tutup üstü kapalı bir yere doğru yürüyor. Yağmur damlalarından pamuk şekerim biraz erise de ısırmaya devam ediyorum. Ablamla birlikte hızlanıyoruz. Ablam birisi ile çarpışıyor ve yağmurun altında dizlerinin üzerine düşüyor. Ne olduğunu anlamıyorum. Ablamın güzel tişörtüne kırmızı bir sıvı bulaştığını görüyorum. Bunu eriyen pamuk şekerimin rengine benzetiyorum ve bende ablam gibi pamuk şekerimi tişörtüme sürüyorum. "Abla, bak. Aynı olduk, bende pamuk şeker sürdüm. " Ablam konuşmuyor. Dizlerinin üzerinden yüz üstü yere düşüyor. Onu karda yere yatıp da melek izi yapmaya çalıştığını düşünüyorum. Sonra ablama konuşuyorum. " Abla, kar değil yağmur yağıyor. Melek izi yapamazsın. " Şekerim yiyemeden eriyince ablamın elini tutuyorum. Ablam kımıldamıyor. İnsanlar telaşla yaklaşıyor. "Abla, kalksana. İnsanlar var. Abla, abla kalk. Napıyoesun yerde. " Sonra ağladığını düşünüyorum, belki de tişörtü kirlendi diye ağlıyor sanıyorum. Belki de ağladığı için yüzünü göstermek istemiyor. " Abla, benim tişörtüme de pamuk şeker döküldü, annem yıkayacak. Ağlamana gerek yok. " Teyze beni kenara çekiyor. — Güzel kız, biz ablanı kuru temizlemeciye götürelim. Tişörtünü yıkasın. Sende gel, olur mu? — Gerçekten mi teyze? Ablam çok sevinecek. Teyze ağlayarak bana sarılıyor ve benş kucağına alıyor. Ablama bakmamamı sağlayarak beni arabasına bindiriyor. " Teyze, ablam niye gelmedi? " Teyze cevap veriyor. " O başka bir arabayla gelicek. Biz senle müzik dinleyelim olur mu? "