2.BÖLÜM: KANLI BAKIŞ
Yazar: Sümeyye

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. Hikayede kanlı bölümler vardır. Rahatsız olacaksanız şimdiden bırakabilirsiniz. İyi okumalar. 2.BÖLÜM -KANLI BAKIŞ- 18 Ocak 2006-Akşam/Saat 23:52 Karanlık depoyu aydınlatan sadece ay ışığıydı. Elindeki ucu sivri, ince uzun olan bıçağı elinde çeviriyor dudaklarını öne çıkartarak ritimli bir ıslık çalıyordu. Bıçağı karanlığın içinde ileriye doğru fırlattığında karanlığın içinden acı dolu bir çığlık sesi yükseldi. Metal masaya doğru yaklaştı. Metal masanın üzerinde birbirinden farklı bıçakların üzerine sağ elinin parmaklarını ucunu değdirip üzerinde gezindirdi. Onlara dokunması içindeki bazı şeyleri yükseltiyor, kıpır kıpır oluyordu. Parmaklarının ucunun onların üzerinde gezinmesi sırasında içine doğan haz duygusuyla gülümsüyor en baskın haz duygusunu hangisinin üzerinde hissederse onda durup onu eline alacaktı ve eli durdu. Gözlerini kapatıp eline aldı. Hazzı hissetti. Kapalı olan gözlerini açtı. Bakışları aşağıya doğru hareketlendi sonra ise başı ağır ağır eğildi. Gülümsedi. Eline aldığı satırı havaya kaldırarak göz hizasına getirdi. Ay ışığı satırın üzerine vurduğunda çıkan parlaklık gözlerine vurduğunda gülümseyerek gözlerini kıstı. Arkasına döndüğünde havada olan eli yavaşça aşağı indi. İleriye doğru bir adım attığında ay ışığının aydınlattığı kadarıyla yerde titreyen genç kızı görünce dudağının sol tarafı yavaş yavaş yukarıya doğru kıvrılmaya başladı. Genç kız ona doğru gelen silüeti görünce gerilemeye başladı ama nereye kadar kaçacağını bilmiyordu çünkü kaçacak yeri yoktu. Ona doğru gelen siyahlar içindeki silüeti korku dolu gözleriyle izlerken gözüne ufak bir ışık geldiğinde bakışları silüetin bir sağ eline kaydı, gördüğü şeyle gerilemesi durdu. O durunca silüette durdu. Kız yutkundu çünkü ölüm silahı belirlenmişti. Titremesi daha da şiddetlenmesiyle birlikte korku ve gözyaşlarıyla dolu gözleri silüetin yüzüne bakmak için bakışlarını yukarıya kaldırdı. Yüzünü göremiyordu çünkü ağzında siyah maske, başında siyah bir şapka vardı. Silüet genç kızın gözlerindeki yalvarışı, korkuyu gördü. Bir adım attı. Bir adım daha. Bir adım daha. Durdu. Tek dizinin üzerine çöktüğünde kızın gözlerinin içine bakıyordu. Korku, işte buydu. Tek kelime, tek beş harf, iki hece. Korku. Bu sefer gülümsemesi büyüdü sol eliyle ağzındaki maskeyi indirdi ve gülümsemesini karşısındaki kıza sundu. Kız onun gülümsemesine odaklanmıştı ki saçında hissetti el ile acıyla çığlık attı. Boynuna dayanan keskin satırla yutkundu. Genç kız artık sona geldiğini hissetti. Silüet biraz öyle durduktan sonra aniden genç kızın beklemediği anda kızın başını yere, betona sertçe vurdu. Kız başında hissettiği keskin acıyla gözlerini aralamaya çalıştı fakat başının döndüğünü hissediyordu. Şakağından aşağı akan sıcaklığı hissedince sağ elini yavaşça alnına götürerek parmak uçlarıyla dokundu ve sıcak akışkan sıvıyı hissetti. Güç bela doğruldu ve oturma pozisyonuna gelince sağ elinin parmaklarının uçundaki kırmızı renge yani kendi kanıyla karşılaştı. Silüet genç kızın tam olarak kendine gelmeden sağ elindeki satırı kızın bacağına sapladı. İçindeki duyguları anlatamazdı. İçindeki benliği bu duygularla besleniyordu. Özellikle kanla. Kız acı dolu çığlığını boş depoda serbest bıraktığında silüet gülümseyerek gözlerini kapattı ve başını arkaya eğerek kahkaha atmaya başladığında kız bakışlarını sağ bacağına çevirdi. Bacağındaki yarım derin kesiği görünce yerde kendi kanın yuvarlak bir göl oluşturduğunu da fark ettiğinde titremesi arttı. Silüet kahkahasını sonlandırdıktan sonra satırı daha önce geçirdiği bacağın kasık bölgesine geçirdi. Bedenden ayrılan bacağın yerinden fışkıran kanlar hem ağzı açık olan kıza hem de gülümseyen silüetin yüzünde küçük noktalar şeklinde yer edindi. Çoktan küçük bir kan göledi oluşmuştu. Kız artık acıya dayanamıyordu hafiften gözleri kararmaya başladığında ve titremesi arttığında silüet satırı bu sefer kızın başının tam ortasına geçirdiğinde kızın titremeleri durdu. Satırı geri çektiğinde fışkıra…