Sayende Yaşamak

FİNAL

Yazar:

Sayende Yaşamak – Rabia Kaya kitap kapağı
Sayende Yaşamak – Rabia Kaya kitap kapağı

••• SAYE EKİNCİ ••• “Ya Milo’ya alıştıysa ve onu bana vermemek için direnirse… O zaman ne yapacağım? Evet, Milo benim köpeğimdi ama aylardır onunlaydı. Acaba beni unutmuş muydu? Sesimi, yüzümü… Birlikte geçirdiğimiz o güzel günleri… Bir yerlerde yine ona konservatuvara hazırlanırken sürekli çaldığım o parçayı çalsam beni hatırlar mıydı? İçimde aylardır büyüyen özlemi, onu kaybettiğime dair kendime duyduğum öfkeyi…” Kendimi toparlamaya çalışırken göz pınarlarımda biriken yaşlar sonunda yanağımdan süzüldü. Çantamdan çıkardığım peçeteyle makyajımı bozmamaya çalışarak gözyaşlarımı sildim. Kendimi güçlü tutmak zorundaydım. Milo için… Sabretmek ve başarmak zorundaydım. Emir Efe’nin paylaşımlarını ve aniden açtığı yayınları kaçırmış olsam da en azından doğru yere yaklaştığıma inanıyordum. İçimde, aylardır hissetmediğim kadar güçlü bir umut vardı. Akşamın serin rüzgârı kollarıma dokundu. Hafifçe üşüsem de aldırış etmedim. Yürüdükçe zaten vücudum ısınıyordu. Sokağın köşesinde, terasında insanların kahkahalar attığı şirin bir restoran dikkatimi çekti. Pencerelerinden dışarı taşan loş ışık ve içeriden yayılan taze fesleğen kokusu, düşünmeden kapıya yönelmeme neden oldu. Midem, bütün günün koşuşturmasının ardından artık daha fazla beklemek istemediğini açıkça belli ediyordu. Tabeladaki ismi okuyamayınca telefonumu çıkarıp Google’dan nasıl bir mutfak olduğunu araştırdım. Ardından Mert ve Gamze’ye kısa bir mesaj atıp son gelişmeleri anlattım. İçeri girdiğimde beni karşılayan genç garson sıcak bir gülümsemeyle yanıma yaklaştı. “Good evening. Inside or terrace?” (İyi akşamlar. İç salon mu, teras mı?) Başımı hafifçe çevirip dışarıdaki masalara baktım. Kalabalık oldukça fazlaydı. İnsan sesleri birbirine karışıyor, sokak müzisyeninin çaldığı akordeon melodisi dışarıdan içeri kadar ulaşıyordu. Bütün gün insanların arasında dolaşmıştım. Tek istediğim birkaç dakikalığına sessizce oturabilmekti. “Inside, please.” (İçerisi olsun lütfen.) “Of course. This way.” (Elbette. Buyurun.) Garson beni pencereye yakın, restoranın iç kısmındaki küçük masalardan birine buyur etti. Çantamı sandalyeye bıraktım, derin bir nefes alıp menüyü elime aldım. AYNI DAKİKALARDA - RESTAURANTIN TERASINDA - EMİR EFE DAĞ Restoranın dışında ise başka bir müşteri kapıya doğru yaklaşıyordu. Omzumda kamera çantamla yürürken Leo usulca yanımda ilerliyordu. Gün boyu dolaşmanın verdiği tatlı yorgunluk muhtemelen ikimizin de yüzüne yansımıştı. Kapıdaki garson Leo’yu görünce gülümseyerek eğildi. “Beautiful dog!” (Ne kadar güzel bir köpek!) Leo kuyruğunu sallayarak garsonun uzattığı eli kokladı. Garson başını kaldırıp bana doğru döndü. “Terrace? Dogs are welcome outside.” (Teras ister misiniz? Köpekleri dışarıdaki masalarda ağırlayabiliyoruz.) Garsona memnuniyetle gülümsedim. “Perfect. Thank you.”(Harika. Teşekkür ederim.) Garson bizi, Roma sokaklarına bakan terasın en köşe masasına götürdü. Leo masanın yanına uzanırken Emir kamerasını masaya yerleştirdi. “Arkadaşlar…” diyerek kayda başladı. “Roma’daki son akşamımızın yemeğini yiyeceğiz. Şu manzaraya bakar mısınız? Böyle bir atmosferde yemek yememek gerçekten büyük haksızlık olurdu.” Kamerayı yavaşça sokağa çevirdi. Loş ışıkların altında yürüyen insanlar, uzaktan yükselen canlı müzik ve tarihi binalar… Roma, gece olunca bambaşka bir kimliğe bürünüyordu. İçeride ise ben hâlâ menüdeki yemekleri çeviri uygulamasıyla anlamaya çalışıyordum. Garson siparişimi aldıktan sonra telefonumu masaya bıraktım. Farkında bile değildim… Bulunduğum masanın hemen diğer tarafındaki camın arkasında, yalnızca birkaç metre ötede Emir oturuyordu. Aramızda sadece kalın bir cam, birkaç saksı çiçeği ve birkaç masa vardı. "Ne ben onun orada olduğundan haberdardım… Ne de o, aylarca peşinden geldiğim yolculuğun tam yanı başında oturduğunu biliyordu." İkimiz de birbirimize yalnızca birkaç adım uzaklıktaydık. Ama bazen en kısa mesafeler bile kaderin en uzun yolları olabiliyordu. Yemeğimi bitirip hesabı istediğimde garson özür dileyerek kısa bir süre beklememi rica etti.…

Bölümün tamamını WritePad'de oku