13✈️
Yazar: Rabia Kaya

Sabah perdeyi araladığımda gri bulutların arasından süzülen güneş ışığı odanın içine usulca yayılmıştı. Gece geç saatlere kadar görüntü montajıyla uğraştığımdan dolayı alarm çalmasına rağmen yataktan çıkmak istememiştim. Telefonumu elime alıp saate baktım. Beklediğimden çok daha geç uyanmıştım. Esneyerek yatağın kenarına oturdum. Leo ise çoktan ayaktaydı. Elindeki frizbiyi ayaklarımın dibine bırakıp heyecanla bana bakıyordu. Tuvalet ihtiyacı için onu yürüyüşe çıkarmam gerektiği kafama dank edince, hızla toparlandım. Yatağı topladığımda odanın tam ortasında uzanıp olduğu yere sindi. “Bir sabah da benden önce uyanmasan şaşıracağım.” Başını hafifçe yana eğip kuyruğunu sallayınca istemsizce güldüm. Telefonuma gelen bildirim sesleri peş peşe düşmeye devam ediyordu. Dün yüklediğim Tokyo vlogu kısa sürede beklediğimden fazla izlenmişti. Kahvemi hazırlarken bir yandan da yorumları okumaya başladım: "Abi Japonya videoları efsane olmuş” “Leo bu bölümün yine yıldızı olmuş.” “Tokyo çekimlerine bayıldık. Sıradaki ülke neresi?” Bu yorumu görünce elimdeki kupayla pencerenin önüne yürüdüm. Gözüm şehrin gökdelenlerine takılırken yüzümde küçük bir tebessüm oluştu. Sabah otel odasında vlog montajı yaparken yeni takipçilerimden gelen yorumlarıda okudum. Bir takipçim şöyle yazmıştı: “Abi Japonya içerikleri efsane oldu. Sıradaki ülke neresi?” Kamerayı kapatıp derin bir nefes aldım. Odanın içi yeniden sessizliğe bürünmüştü. Leo çoktan kapının önüne geçmiş, tasmasını takmamı bekliyordu. “Tamam dostum…” diyerek eğilip tasmasını elime aldım. “Bugün de yeni bir macera bizi bekliyor.” Bugün yalnızca içerik üretmek istemiyordum. Biraz yürümek, şehrin içine karışmak ve Tokyo’nun bana sürpriz yapmasına izin vermek istiyordum. Leo ise çoktan burnunu kaldırım taşlarına gömmüş, yeni kokuların peşine düşmüştü. Oturduğum yerden doğrulup Leo'nun yanına gittim. Gülümseyerek kamerayı açıp video çektim. "Sanırım Asya turunun sonuna geldik. Bir sonraki durağımız…” dedim. Hikayenin üzerine tahmin yürütebilmeleri için yerleri yazdım. Bel çantamdaki not defterimi çıkardım ve gittiklerimin yanına tik işareti ekleyerek hepsini eledim. Tripotu düz bir yerde ayarlayıp, kameramı tekrar açtım ve hikaye paylaşımı yapmaya karar verdim. “Selam arkadaşlar.” dedim objektife gülümseyerek. “Tokyo’daki son günümüzden herkese kocaman bir günaydın. Öncelikle dün paylaştığım videoya gösterdiğiniz ilgi için gerçekten çok teşekkür ederim. Mesajlarınızı tek tek okuyorum.” Kısa bir duraksayıp kameraya biraz daha yaklaştım. “Herkes aynı soruyu soruyor.” Gülümseyerek başımı iki yana salladım. “Sıradaki ülke neresi? Şimdilik bunu söylemeyeyim.” dedim hafifçe göz kırparak. “Biraz sürpriz kalsın. Ama şunu söyleyebilirim ki… Asya’dan ayrılmadan önce burada unutamayacağım son birkaç anı daha biriktirmek istiyorum" diyerek kaydı kapatmadan son eklemeyi yaptım. Yoyogi Parkı’na vardığımızda sabah güneşi ağaçların arasından süzülerek çimlerin üzerine vuruyordu. Şehrin karmaşası parkın girişinden itibaren geride kalmış gibiydi. Koşu yapan insanlar, bisiklet süren aileler ve köpeklerini gezdiren onlarca kişi sabahın serinliğinin tadını çıkarıyordu. Kameram çoktan kayıttaydı “Tokyo’daki son sabahımıza güzel bir başlangıç yapıyoruz arkadaşlar.” diyerek kamerayı kendime çevirdim. "Burası Yoyogi Parkı. Bence şehrin en huzurlu yerlerinden biri. Ama asıl mutlu olan ben değilim…” Kamerayı yavaşça yere doğru çevirdiğimde Leo, kuyruğunu durmadan sallayarak önümde dönüp duruyordu. Gözleri elimde tuttuğum turuncu frizbiden bir an bile ayrılmıyordu. “Bakın şu sabırsızlığa” diyerek güldüm “Enerjisi hiç bitmiyor." Frizbiyi elimde hafifçe sallayınca heyecandan olduğu yerde zıplamaya başladı. Birkaç saniye daha bekletince ince bir ses çıkarıp bana sitem eder gibi baktı. “Tamam, tamam… Kazandın.” Frizbiyi olabildiğince uzağa fırlattığım anda yıldırım gibi ileri atıldı. Çimenlerin üzerinde öyle hızlı koşuyordu ki birkaç saniye içinde yalnızca altın sarısı tüyleri seçilebiliyordu. Yakındaki insanlar da gülümseyerek onu i…