Sayende Yaşamak

✈️ JAPONYA 🇯🇵

Yazar:

Sayende Yaşamak - Rabia Kaya kitap kapağı
Sayende Yaşamak kitap kapağı

Otele döndüğümde gece çoktan çökmüştü. Koridorun loş ışıkları eşliğinde odamın kapısını açarken gün boyunca hissettiğim yorgunluk bir anda omuzlarıma çöktü. Saatlerdir yürümüş, aynı videoları tekrar tekrar izlemiş, aynı soruları defalarca sormuştum. Buna rağmen elimde hâlâ kesin bir cevap yoktu. Kapıyı arkamdan kapatıp pencerenin önüne geçtim. Şehrin ışıkları uzaktan küçük yıldızlar gibi parlıyordu. Vietnam’a ilk geldiğim günü düşündüm. Buraya adım attığım andan beri içimde garip bir heyecan vardı. Sanki bu ülke bana sadece Milo’ya giden yolu değil, uzun zamandır kaybettiğim bir parçayı da gösterecekmiş gibi hissettirmişti. Telefonumu çıkarıp kafede gördüğüm fotoğrafa yeniden baktım. Emir ve Milo. Aralarındaki bağ fotoğrafın içinden bile hissediliyordu. Milo’nun yüzündeki ifade huzurluydu. Bu görüntü içimi hem rahatlatıyor hem de canımı yakıyordu. Çünkü onun iyi olduğunu görmek güzel olsa da yanında olamamak hâlâ kalbimde derin bir boşluk bırakıyordu. Yatağın üzerindeki bavula gözüm kaydı. Son birkaç aydır hayatım iki bavulun içine sığmıştı. Bir ülkeye alışamadan diğerine geçiyor, her sabah yeni bir umutla uyanıyor, her gece aynı özlemle uyuyordum. Bazen kendi kendime neden hâlâ devam ettiğimi soruyordum. Sonra Milo’nun bana baktığı o sıcak gözleri hatırlıyor ve cevabı yeniden buluyordum. Telefon ekranında Emir’in son videosu açıktı. Videoyu bir kez daha izlerken bu kez dikkatimi farklı bir ayrıntı çekti. Görüntünün sonlarına doğru birkaç saniyeliğine beliren neon ışıklar, kalabalık caddeler ve Japonca tabelalar gözümden kaçmamıştı. Belki kesin bir işaret değildi ama aylardır peşinden koştuğum yolculukta elimdeki en güçlü ipucu buydu.Derin bir nefes alıp ekranı kapattım. Pencerenin dışındaki ışıklara son kez baktıktan sonra bavulumu yatağın üzerine çektim. Görünüşe göre Vietnam hikâyem burada sona eriyordu. Ve beni bekleyen yeni durak, dünyanın bambaşka bir köşesindeydi. Uçağa bindiğimde cam kenarındaki koltuğuma yerleşip başımı geriye yasladım. Havaalanındaki kalabalık, anons sesleri ve bavul telaşı geride kalmıştı. Şimdi önümde saatler sürecek bir yolculuk vardı. Kemerimi bağlayıp pencerenin dışına baktım. Pist boyunca sıralanmış ışıklar gecenin karanlığında ince çizgiler gibi uzanıyordu. Motorların uğultusu kabinin içine dolarken içimdeki düşünceler de birbirine karışmaya başlamıştı. Son birkaç ay gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçti. İstanbul'da başlayan arayışım beni önce Bali'ye, ardından Tayland'a ve Vietnam'a sürüklemişti. Her yeni ülkede umutlanmış, her seferinde birkaç adım geriden gelmiştim. Bazen kendimi dünyanın peşinden koşuyormuş gibi hissediyordum. Belki de normal şartlarda çoktan vazgeçmem gerekirdi. Ama konu Milo olunca mantıklı düşünemiyordum.Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Aklımda yine onun görüntüsü vardı. Eve her dönüşümde kapıda beni karşılayan hali, oyun oynamak için elime oyuncaklarını bırakışı, sabahları yüzümü yalayarak uyandırması... Dudaklarımda belli belirsiz bir tebessüm oluştu. Tam o sırada birkaç koltuk önümden yükselen kahkahalar dikkatimi çekti. Başımı kaldırıp istemsizce o tarafa baktım. Yan tarafımdaki cam kenarında genç bir kadın oturuyordu. Yanındaki adam ise telefonunu uzatmış, dışarıdaki manzarayı çekiyormuş gibi davranıyordu. Kadın heyecanla pencereye doğru eğilmişti. Bulutların arasından görünen şehir ışıklarını gösteriyor, bir şeyler anlatıyordu. Kadın telefonunu kaldırmış, bulutların arasından görünen manzarayı çekmeye çalışıyordu. Yanındaki adam ise gülümseyerek ona yardım ediyor, ara sıra ekranı kontrol edip açı veriyordu. Kadın heyecanla birkaç fotoğraf daha çektikten sonra telefonu eşine uzattı. “Bir tane de beraber çekilelim.” Adam telefonu eline alıp ön kamerayı açtı. İkisi birbirine biraz daha yaklaştı. Kadın hâlâ dışarıdaki manzaraya bakıp hangi açının daha güzel olduğunu konuşurken adam boşta kalan elini yavaşça cebine götürdü. İlk başta ne yaptığını anlayamadım. Ta ki küçük bir yüzüğü parmaklarının arasında tuttuğunu görene kadar. Adam telefonu tam karşı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku