✈️ TAYLAND 🇹🇭
Yazar: Rabia Kaya

Boşu boşuna Bali'de arayış içinde olduğumun bilincine vardığımda içimi hüzün kapladı. Meğer beyefendi son gün gezindiği yerleri paylaşım yapmış. Rotamı değiştirerek bu sefer de Tayland'a gelmiştim. İçimde günlerdir taşıdığım o gerginlik, devam ediyordu. Ve ilk kez kendimi çaresizliğin en tepe zirvesinde hissediyordum. Artık gerçekten Bangkok’taydım. Telefonumu açtım. Ekrana düşen bildirimlere boş gözlerle baktım. Hiçbir yeni mesaj yoktu. Yalnızca bir hafta önce Bali’de çekilmiş, köpeğin ekranda göründüğü o bulanık görüntü duruyordu galerimde. Son gece uykum kaçtığında, köpeğin yakaladığım o an ki görüntüsüne bakıp yakınlaştırıyordum. Belki o benim köpeğim olabilirdi. İnsanlar ayağa kalkıp bavullarını almaya başlamıştı. Ben de yavaşça doğruldum. Omzumdaki çanta ağırdı ama son birkaç haftada taşıdığım en hafif şey oydu. İçimdeki çaresizliğin vermiş olduğu acı hissi daha yoğun ve ağırdı. Asıl ağırlık içimdeydi. Koridordan yürüyüp terminale geçtiğimde yüzüme sert bir klima havası çarptı. Yabancı dilde anonslar yankılanıyordu. Her yerde hareket vardı; koşuşturan insanlar, bavul sesleri, uykusuz yüzler… Ben hepsinin arasında tek bir düşünceye tutunuyordum: "Ya geç kaldıysam?" Pasaport kontrolüne geldiğimde görevli kısa bir bakış attı. Aramızda geçen kısa bir diyaloğun ardından işlemlerimi hallettim. Ne yöne gideceğimi bilmeden, öylece yürümeye devam ettim. Bir yandan yürüyor, bir yandan videoda bahsettiği alanları not alıyordum. Paramı dikkatli harcamam gerekiyordu ama burası bana hem güvenli hem de huzurlu geldi. Birkaç gün kalacak kadar gücüm vardı… sonrası için düşünmek istemiyordum. Otuz dolara kaldığım oteldeki odamdan çıktığımdan daha ne kadar yürüyeceğimi, nereye varacağımı bilmeden ilerliyordum. Kaldığım yerin etrafındaki evlerin çevresinden ilerlerken en sevdiğim palmiye ağaçlarından fazlaca vardı. Hava o kadar sıcaktı ki, iyi ki güneş kremimi sürmeyi ihmal etmemiştim ve şapkamı yanıma almıştım. Tops Daily yazan markete girip kendime birkaç atıştırmalık ve içecek alıp ilerlemeye devam ettim. Dün gördüğüm bir markette, meyvelerin suyunu sıkarak içecek halinde de satışa sunuyorlardı. Yeni tatlara hep meraklı oluşum sayesinde, karpuz suyu denedim. Harika bir tadı vardı. Ulaşım aracıyla sahili geride bırakıp, videoda gördüğüm plaja doğru geçiş yaptım. Etrafta büfeler ve kalabalık bir insan topluluğu vardı. Yüksek sesli şarkıya ritim uydururken ilerledim ve etrafıma dikkatle bakındım. Kır saçlı zayıf bir adamla göz göze geldiğimde bana doğru bir adım attı. Adam bir sorun yaşayıp yaşamadığıma dair türkçe soru yönelttiğinde şaşkınlıkla bakakaldım. "Siz de türk müsünüz?" diyerek aklımdaki ilk soruyu sordum. "Evet uzun zamandır da burda yaşıyorum. Kafam şimdi daha rahat ediyor ve istediğim gibi yaşıyorum." Etrafıma bakındım ve tekrar gözlerim adamın gözleriyle buluştu. Yazlık gömleğinin yakasını düzeltti ve terden pul pul olmuş alnını mendille sildi. "Epey sıcak bu aralar, sen de tatile mi geldin?" Yüzümdeki tebessümün yerini buruk bir surat ifadesi yer aldığında karşımda cevap bekleyen beyefendiye baktım. "Tatile gelmedim, köpeğim birisinin yanında. Onu bulmaya çalışıyorum." Adam pür dikkat dinlerken kaşlarını kaldırdı ve çenesini sıvazladı. "Resmi var mı? Köpeğin ve alan kişinin." Heyecanla belki o görmüştür hatta aralarında bizim gibi sohbet geçmiştir düşüncesiyle içim umutla doldu. Heyecan ve aniden ne yapacağımı bilemediğim panikle çantamdan telefonu çıkardım. Az önce izlediğim youtube kanalına girdim ve ekrandaki ikisinin göründüğü o an ki kısmı izlettim. "İşte ikisinin göründüğü o an." Adam şaşırdı ama ifadesini tam belirtmedi. "Emir Efe Bey, evet birkaç gün önce uğramıştı. Çok ünlü birisiymiş. Seyahatlerinin devamı olduğu için üç gün sonra gideceğini söyledi." Adama aklımdaki soruyu sorup bir yanıt daha almaya çalıştım. "Yani onu gördünüz ve konuştunuz. Peki burdan nereye gideceğini söyledi mi?" Adam olumsuz anlamda başını iki yana salladı dudaklarını yumdu. "Maalesef, söylemedi." Adamla kısa bir sohbetimin ardından mini bi…