Sayende Yaşamak

2✈️

Yazar:

Sayende Yaşamak - Rabia Kaya kitap kapağı
Sayende Yaşamak kitap kapağı

Sabahları okula yürürken kulaklığımı takarım ama müzik çoğu zaman çalmaz. Şehrin seslerini duymayı seviyorum. Bir yerlerde biri perdeleri açar, uzaklardan bir sokak köpeği havlar, bakkal tezgâhın örtüsünü düzeltir. Tüm bu seslerin arasında yürürüm ve içimde başka bir melodi çalar: Duyulmamış bir keman ezgisi gibi, yalnız ve tanıdık. Konservatuarın kapısından içeri girince, başka bir dünyanın eşiğinden geçmiş gibi hissediyorum. Burası sesin, sabrın ve duygunun iç içe geçtiği bir yer. Koridorlar eski ama farklı ruhlarla dolu. Her gün aynı panolardan geçerim; bir yerde unutulmuş prova listeleri, başka bir köşede geçmiş konserlerin solmuş afişleri vardır. Her biri birilerinin heyecanını, uykusuz gecelerini, sahne öncesi çarpan kalplerini taşır hâlâ. Gamze, her zamanki gibi yine geç geldi. Onunla biz, notalar arasında birbirini bulan iki kişiyiz. Arkadaşlığımız, birlikte çaldığımız ilk parçayla başladı; birbirimizin ritmini bulduk ve bırakamadık. O çok konuşur, ben çok düşünürüm. Ama müzikte denkleniriz. Bugün sınıfta kalabalıktık. Kimi çellosunu çıkarmaya çalışıyor, kimi piyano başında gam yapıyordu. Biz Gamze’yle köşeye çekildik. Elimizdeki parçaya henüz tam oturtamadık ama her prova bizi biraz daha yakınlaştırıyor. Enstrümanlarımızla konuşmayı öğreniyoruz. O kemanını çenesine alırken gözlerini kısar, ben nefesimi tutarım. Müzik başlayınca, zaman durur. Aralarda başka arkadaşlarımız da katılıyor. Ayda, obua çalan bir kız; biraz çekingen ama sesine ruh veren biri. Berk, yaylılarda; çok hırslı ama kırılgan. Herkesin bir hikâyesi var burada. Kimi ailesini memnun etmek için çalışıyor, kimi kendi sesini arıyor. Bense bazen neden burada olduğumu sorguluyorum. Gerçekten müzikle var olabilir miyim? Sesim yeter mi, yüreğim taşır mı? Bazen prova aralarında duvar kenarına oturuyorum. Enstrüman çalmayanların anlamayacağı bir yorgunluk bu. Ruhun çalışıyor burada, bedenin değil sadece. Bir pasajı defalarca çalıp sonunda hâlâ eksik kaldığını hissetmek, kendine en çok o an kırılmak gibi bir şey. Ama sonra biri sana bakıp “çok iyiydi” dediğinde, tüm o iç çöküş birkaç saniyeliğine diner. Gamze bana hep “kendini çok sorguluyorsun” der. Haklı. Belki de müzikle en çok bu yüzden bağ kuruyorum. Çünkü tıpkı ben gibi, o da sürekli kendi içinde arar, kendini tamamlamaya çalışır. Bugün çıkışta okulun eski kuyruklu piyanosunun başına oturduk. Parmaklarımızı tuşlarda gezdirdik, doğaçlama bir şeyler denedik. Bazen en güzel anlar, plansız olanlar oluyor. Gülüşmeler, yanlış notalar, birbirinin melodisini tamamlamalar… İşte konservatuar dediğin bu: teknikle değil, hisle öğrenilen bir yer. Eve dönerken ellerim hâlâ tellerin sertliğini hissediyordu. Omzumda keman çantasının ağırlığı vardı ama ruhum hafiflemişti. Belki bir gün bu seslerle başkalarının kalbine de dokunurum. Belki bir gün, bugün çaldığım o pasaj, başka birinin içinde bir kapıyı açar. Ama şimdilik yalnızca çalışmaya devam ediyorum. Yalnızca çalıyorum. Çünkü bazen kelimelerin sustuğu yerde, bir ezgi başlar. Gamze’nin arabasına bindiğimizde güneş batmak üzereydi. Gökyüzü sanki suluboya fırçasıyla karıştırılmış; turuncular, pembeler, mora dönüyordu. Arabanın içinde her zaman olduğu gibi dağınıklık hakimdi: Arka koltukta nota kağıtları, bir tane boş kahve bardağı ve geçen haftadan kalma bir eşofman. Camı biraz araladım; içeri ince bir rüzgâr girdi. Hemen ardından Gamze radyoyu açtı. Hafif caz… Trompet soloları, piyanoya karışıyor. “Bu ay yine kiranın gecikmesi çok muhtemel,” dedim. Gamze’nin gözlerini yoldan ayırmadan yüzünü buruşturduğunu gördüm. “Benim de kart limitim şişti zaten,” dedi. “Geçen gün müzik kitapları aldım. Çok mu gerekliydi bilmiyorum ama almazsam da eksik hissediyorum.” Gülümsedim. Bizim için bu tarz alışverişler alışverişten sayılmaz. Keman telleri, reçine, nota kitapları, kulaklık… Sanki yaşamak için değil, çalmak için çalışıyoruz gibi. “Sana bir şey söyleyeyim mi?” dedi sonra birden, sesi değişmişti. “Bazen düşünüyorum. Ya bu işin sonu yoksa? Ya biz hep böyle geçim sıkıntısı içinde,…

Bölümün tamamını WritePad'de oku