Sayende Yaşamak

✈️🍱🥢🏣

Yazar:

Sayende Yaşamak - Rabia Kaya kitap kapağı
Sayende Yaşamak kitap kapağı

Kapının tıklatıldığını duyduğumda başımı kaldırdım. Muhtemelen bir hemşireydi ya da doktor. Belki de taburcu evraklarıyla ilgili bir şey söylemeye gelmişlerdi. Sessizce yerimde doğrulup, bekledim. Kapı aralandı ve ben gördüğüm kişiyi algılamakta birkaç saniye geciktim. Çünkü beynim gördüğü görüntüyü mantıklı bir yere oturtamıyordu. “Mert?” Kapının önünde dikilen Mert elini kaldırıp gayet rahat bir şekilde selam verdi.“Sürpriz.” Bir an ona boş boş baktım. Sonra yatağın üzerinde doğruldum. “İnanamıyorum! Mert, buradasın!” Muzipçe sırıtarak cevap verdi: “Şu anki konumum teknik olarak bunu doğruluyor.” Şaşkınlığım hâlâ üzerimdeyken alık alık yüzüne baktım. “Nasıl geldin? Okul ne oldu?” Kollarını uçar gibi iki yanda salladı. “Uçakla geldim. Okul da muhtemelen hâlâ aynı yerde duruyor.” Üzerimdeki örtüyü düzeltirken istemsiz bu cevabına gülerek “Ciddiyim!” diye cevap verdim. Hâlâ sırıtmaya devam ederek “Ben de” dedi. Şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemezken gözlerim nihayet elindekilere takıldı. Kollarının arasında sıkıca tuttuğu dikdörtgen bir kutu vardı. Bir saniye. İki saniye. Üçüncü saniyede gözlerim büyüdü. “Yok artık…” Mert’in yüzünde zafer kazanmış bir insanın gururlu ifadesi belirdi. İçinde ne olduğunu merak ediyordum. Kutuyu hafifçe havaya kaldırdı. “Sarma!” Sesinde gereksiz derecede büyük bir gurur vardı. “Hem de en sevdiğin gibi limonu sıkılmış!” Ağzım istemsizce aralandı. “Sen… Japonya’ya yaprak sarma mı getirdin?” “Getirdim.” “Uçakla mı?” “Evet.” “Gerçekten mi?” “Evet.” Kutuyu göğsüne biraz daha yaklaştırdı. “Ne badireler atlattı gelene kadar bir bilsen.” “Şaka yapıyorsun.” İkimizde keyifle gülüyorduk. “Bir ara anılarımı kitaplaştıracağım.” Gözlerim hâlâ kutudaydı. Beynim Mert’in Japonya’ya gelmiş olmasını sindiremeden önce yaprak sarmanın Japonya’ya gelmiş olmasını sindirmeye çalışıyordu. Bu yüzden kapının yanında duran gölgeyi ancak birkaç saniye sonra fark ettim. Ama o an bile dikkatimin büyük kısmı hâlâ kutudaydı. Çünkü dürüst olmak gerekirse… Japonya’daki hastane odamda Mert’i görmek şaşırtıcıydı. Ama Mert’in elinde limonu sıkılmış yaprak sarma görmek çok daha şaşırtıcıydı. "Annene durumu iletmek zorunda kaldım. Seni aramış ama açmamışsın. Bizde daha fazla endişe etmemesi için açıkladık." Yüzümdeki keyifli gülümseme yerini burak bir surat ifadesine bıraktı. "Kıyamam kim bilir şimdi ne kadar endişeli haldedir." "Ben, Beyza ve annen el birliğiyle sana bunları sardık. Benimkiler biraz bozuk durumda ama çaktırmıyoruz!" Kapının ardındaki gölge tekrar hareketlenince odağım o noktaya kaydı. Kaşlarım çatık bir halde gölgeyi gözlerimle takip ettim. Ellerini iki yana açarak çoşkuyla odanın içine atlayan Beyza ise "Ama benimkiler incecik kalem gibi oldu!" diyerek havalara giriyordu. Beyza’nın zafer kazanmış bir komutan edasıyla kurduğu cümle odada yankılandı. “Beyza?!” “Bizzat kendisi!” Şaşkınlığım ikiye değil, dörde beşe katlanmıştı. Birkaç dakika önce arkadaşlarımla görüntülü konuşuyordum. Şimdi ise ikisi de Japonya’daki hastane odamın içindeydi. Bunun gerçek olduğundan emin olmak için gözlerimi kırpıştırdım. Ama ne Beyza kayboldu ne de Mert’in elindeki yaprak sarma. Bunun üzerine mantıklı olanı yaptım. Şaşkınlığım ikiye hatta dörde beşe katlanırken ikisine de kollarımın arasında tekrar sarıldım. Hastaneden çıkış işlemlerinin tamamlanması beklediğimden uzun sürdü. Beyza üçüncü kez sıkıldığını ilan etmiş, Mert ise hastane koridorundaki otomatın önünde hayatını sorgulamaya başlamıştı. Mert'in yanına geçti ve meraklı gözlerle Beyza'da otomatı çalıştırdı. "Wow harika bir şey! Bizimkilerin baya bi üst düzey farklısı!" Sonunda zaferine ikiside ulaşarak almayı başardılar. Beyza ikinci kahvesini içerken ben elimdeki su şişesiyle onları izliyordum. "Az önce de çorba içtik. Maşallah nasıl miden varsa!" Diyerek Beyza'yı hayretler içerisinde izledim. Hastaneden çıkış işlemleri tamamlandıktan sonra birkaç sokak yürümüştük ki Beyza aniden durdu. Yan taraftaki yeri işaret etti. "Buraya bakalım mı?" Tabi "mı" soru eki tamamen öylesindeydi. Or…

Bölümün tamamını WritePad'de oku