✈️
Yazar: Rabia Kaya

Kimilerinin payına "hadi kızım kalk okul vakti!" diye seslenen bir anne, kimisine çalan bir alarm uyanması için eşlik ederken benim payıma düşen de kalçama yastıkla vuran bir Gamze, arkadaşım düşmüştü. Deli falan ama onu çok seviyordum. Üniversiteye başladığım ikinci senemde sınıfımda en sessiz ve içine kapanık olarak tanımıştım. Ama şimdi az da olsa, gülüyor diğer arkadaş gruplarıyla sohbet edişimde, beni kırmamak adına eşlik ederek sosyal anksiyetesini yenmeye çalışıyordu. "Günaydın küçük fasulye!" Evet doğru, küçük bir fasulye gibi kısaydım. 1.60 boyumla hayata tutunuyordum. Ama hayat beni hiç zinde tutamıyordu, burası da ayrı bir dert tabii... Gözlerimi aralayarak karşımdaki yüzü netleştirmeye çalışsam da gözlerimdeki çapaklar görüntümü bulanıklaştırıyordu. "Günaydın canım." Gamze yatağımın kenarından yavaşça ilerleyip uzaklaşırken, yastığı da yatağın diğer ucuna attım. "Lütfen şu uyandırma seanslarını daha hoş hale getirir misin Gamzeciğim. İsmini öyle kinayeli söylemiştim ki yüzünü buruşturup gözlerime baktı. "Düşüneceğim tabii, prensesimiz daha şefkatli uyanır!" diyerek cevapladı. Omuz silkerek ayağa kalktığımda kafam gibi karmaşık halde duran yatağımı kenarlarından çekiştirip düzenledim. "Ah keşke kafamdakiler de böyle bir çırpıda düzelse" diye içimden geçirmeden edemedim. Milo, bu sabah yatağımın ucunda kıpırdanarak beni uyandırmamış, kük puf minderinin üzerinde usulca yatıyordu. Mama kabını elime alıp mutfağa doğru yöneldim. Rafta duran paketinden mamasını kaba ona yetecek miktarda döküp tekrar raftaki yerine bırakarak Milo'nun yattığı odaya yöneldim. Gözlerini araladığı an onunla göz göze geldim. Gülümsemelerimin en anlamlı sebebi köpeğim Milo'ydu... Başının üzerinde nazikçe gezindi parmaklarım ve okşadığım an bedenini biraz daha bana yaklaştırdı. "Hadi bakalım Milo! Seninle hazırlanalım ve okula gitmeden önce tuvalet kontrolü yapalım!" Kucağıma alıp küçük giysilerini üzerine giydirdim. Bugün ikimizde kırmızı tercih ederek gayet uyumlu olmayı denemiştik. Ve olmuştuk da! Milo'yu kucağımda tutarken mutfak masasının hazırlığını yapan Gamze'yle bakışlarımız kesişti. "Gel kanka yiyelim de çıkalım. Milo'nun mama kaplarını da hazırlayıp doldurdum. "İyi yapmışsın, çok sağol." Hazırladığı menemenden bir lokma aldığım an ağzımdaki acı hisle aniden kalkıp dolaptan suyu çıkardım ve bardağa doldurdum. Suyu içsem de ağzımda hâlâ az da olsa acının hissi kaldığı için ekmek dilimine çikolata sürüp ağzıma atıverdim. "Kız bu acı ne! Düşman mı besliyorsun?" İkimizde sorduğum sorunun ardından gülüşerek çayımdan biraz yudumladım. "Valla az biber doğradım ama demekki acılısına denk gelmişim, kusura bakma da ye hadi." Ve yine kahkaha attı. "Eline sağlık güzel olmuş, sadece acısı fazla o kadar." "Ee Adanalı bir kızdan da tatlı bir şey beklemek; balığa uçmasını söylemek gibi olurdu." Gülerken ağzımdaki lokmayı zar zor yuttum. Hafif yana dönüp avuç içimle dudağımı kapatarak öksürdüm. "Haklısın." Sabah kahvaltısında Milo'nun kendi mamasını yarıda bırakıp yanıma geldiğinde tedirgin bakışlarım onda gezindi. Ne yapacağı hakkında ön sezilerim yine doğru çıkmıştı. Ön patilerini masanın üzerine koyarak ayağa kalktı ve gözlerime birkaç saniye baktı. İsteklerini anlamıştım, peynir istiyordu. Ufak bir peynir dilimi alıp Milo'ya yedirdim. Peyniri ağzında tutarken ön patilerini masadan çekerek eski köşesine döndü ve peyniri yemeye başladı. Onun bir gün bile isteğini yerine getiremezsem kendimi yetersiz bir sahip gibi hissediyordum. Ayağa kalkıp son yudumumla birlikte bardağı ve diğer malzemeleri tepsiye doldurup tezgaha bırakıverdim. Gamze'de elindeki çikolatalı ekmek dilimini yerken bana yardımcı olabilmek için tepsidekileri kutularına koyarak dolaba yerleştirdi. Kirli malzemeleri hızlı bir şekilde makineye dizip, kapağını kapatarak çalışır vaziyette bıraktım. Dün arkadaşlarla yediğimiz yemeklerden dolayı kirlenen bütün tabak, kaşıklar da makinede dolu olduğu için, çalıştırmak en iyisiydi yoksa kaldıkça kokabilirdi. Gamze'yle odalarımıza dağılıp okul i…