6. Bölüm : Aşk
Yazar: Sena Sayılkan

Gözlerimi açtığımda başımda keskin bir ağrı vardı. Başımı tutarak inledim ve sırt üstü uzanacak şekilde döndüm. İki elimle başımı ovarken üstümde hala büyük bir mutlulukla giydiğim ancak ardından gelen hüzünlere şahit eden elbisem vardı. Doğrulmaya çalışsam da doğrulamadım. Elimle yatağı yokladığımda yatak boştu ancak akşam abimlerle uyumuştum ben. İçerden sesler geliyordu, sanırım erken uyanmışlardı. Başımı yan çevirip komodinin üstünde duran saate baktığımda gözlerime inanamadım. Saat iki buçuk olmuştu! Ne yani? Ben bu saate kadar uyumuş muydum?! Neden uyandırmamışlardı? Belki de uyandırmışlardır da sen uyanmamışsındır Ömrüm. Evet bu da bir seçenekti. Zorda olsa doğrulduğumda birkaç dakika boş boş etrafı inceledim. Daha sonrasında ayağa kalktım ve elbisemi üzerimden çıkarttım. Banyoya girip soğuk bir duş almak istiyordum. Elbisemi kenara koyduktan sonra banyoya girdim ve önce soğuk suyla daha sonra sıcak suyla duş aldım. Bornozumu üzerime giyinip çıktım ve dolaptan eşofman takımımı alarak üzerime giyindim. Yarın işe gitmen gerekiyor Ömrüm. Hiç gidesim yoktu. Hatta istifa edip yatasım vardı ama ailene bir sözün var Ömrüm, sen intikam için yaşıyorsun. Ben askeriyeye girmek için çok çabalamıştım. Seslice nefes verdim ve saç havlumu alarak saçlarımı kurutmaya başladım. O sırada kapım çaldı. Hala önümdeki aynaya bakıyordum. “Gel.” Aynanın önünde duran saç kremini aldım ve biraz elime sıkarak saçlarıma sürdüm yavaşça. Kapım açıldı ve içeriye Teoman abim girdi. Kapıyı kapatıp yanıma geldi. “Ne olursa olsun güzelliğinden vazgeçmem diyorsun yani” hafif gülümsedim. Saçlarıma kremi sürdükten sonra ona döndüm. “Gel kurutayım saçlarını.” Hayır anlamında başımı salladım. “Kurutmayacağım, böyle kalmasını istiyorum.” “Ömrüm” seslice nefes verdi. “Konuşalım mı biraz?” O diğer abimler gibi değildi. Bir şey öğrendi mi o kişinin ağzından duymak isterdi. Timur abim ve Tunç abim hiçbir şey demedi ancak Teoman abimin beni zorlayacağını biliyordum, bugün değilse yarın. O yüzden hayır dememin bir manası yoktu. Hafifçe başımı salladım daha sonra bornozumu aldım ve banyoya gidip bornozu askıya astıktan sonra yeniden odama geçtim. Saç havlumu alarak abimin yanına gittim. Ben gelene kadar yatağımın kenarına oturmuştu. Saç havlumu onun dizine koyup daha sonrasında yatağa uzanıp başımı onun dizine koydum. Havluyu pantolonu ıslanmaması için açmıştım. Gözlerimi kapattım fakat buna kızacağını bilerek yeniden gözlerimi açtım. Bana bakıyordu saçlarımı okşadı yavaş yavaş. Bir şey demeyecekti çünkü benim anlatmamı bekliyordu. Seslice nefes verdim. “Tamam bakma öyle. Ben senin sözlerini dinliyor olabilirim ancak kalbim ne beni dinliyor ne de senin sözlerini, yasaklarını ve emirlerini.” “Allah Allah küçük hanımefendi. Bak sen.” “Abi, kızdın mı ona?” “Yo sana kızmaya geldim.” “Ben niye ya?!” “Çocuğu dinlemediğin için.” “Allah Allah!” “Ne zamandır hayatının bu kadar yakınında?” “Bilmiyorum. Birkaç aydır.” “Daha tam tanımıyorsun.” “Bilmiyorum.” “Ömrüm.” “Efendim!” Güldü. Sinirlenmem için yapmıştı. Gözlerimi devirdim. “Bir şey söyleyeceğim.” “Söyle.” “Alp’in sevgilisi yok.” Kaşlarımı çattım sevgilisi olduğunu görmemek için kör olmak gerekiyordu. “Var.” “Yok.” “Var.” “Yok.” “Aaa abi! Var diyorum ya var! Gözlerimle gördüm. Gözümün önünde öpüştüler ya!” Güldü. Avuç içini anlımın ortasına vurduğumda daha çok gülmüştü. Gözlerimi devirdim yeniden. Kıskanmama gülmüştü farkındayım. “Ömrüm Alp’in sevgilisi yok. Mihra ile de öpüşmüş olamazlar çünkü Mihra Mert’i seviyor, Mert’te Mihra’yı. Hatta Mert’le Mihra kavga etmişler Alp masada o yüzden Mert’i sormuş. Mihra aradığında da telefonu açtı çünkü daha iki gün önce kavga etmişler ve Mihra’yı evde tek başına bırakmış. Bir şey mi oldu diye merak ettiğinden telefonu açmış.” “Hayırdır abi? Konuşmayı sevdin sanki sen he? Üç kelimeden fazla konuşmayan kişi bana burada destan anlattı.” Yine güldü. Of gerçekten sinirlenmeye başlıyordum. Bana doğru eğildi. “Seviyorsan diyorum, düzgün sev diyorum. Çocuğu dinle diyorum. Düşmanı bile dinliy…