Savaşın Külleri

12. Bölüm : Yeni Başlangıçlar

Yazar:

Savaşın Külleri – Sena Sayılkan kitap kapağı
Savaşın Külleri – Sena Sayılkan kitap kapağı

Abilerimden önce uyanmıştım. Ortada uyuduğum için hiç hareket etmeden uzanmaya devam etmiştim uyanmamaları için. Uyanmaları çok uzun sürmemişti. Zaten Tunç abim sürekli erken uyanırdı. Onlar uyandıktan sonra beraber kahvaltı yapmıştık. Ardından ben odama çıkıp üniformalarımı giyinip hazırlanmış silahımı ve telefonumu almış evden çıkmıştım. Benim arabam buraya getirilmişti. Büyük ihtimalle Teoman abim göndermişti. Karargâha vardığımda arabayı park ettikten sonra araçtan indim ve nizamiye kapısına doğru ilerledim. Kimliğimi gösterip içeriye girdikten sonra binaya doğru ilerledim. Sonrasında fark ettim ki henüz çok erken saat olmasına rağmen abim time eğitim yaptırıyordu. Benim timimde vardı ancak bana söylenmemişti. Abim beni gördü ancak sadece bana bakıyordu. Bir tepki vermemişti. Yanına gittim karşısında durup selam verdikten sonra esas duruşa geçtim. “Hazırlanıp geliyorum komutanım.” “Bugün eğitime katılmayacaksın Yüzbaşım. Odanıza gidip işlerinizi yapın.” Duraksasam da bir tepki vermemiştim. “Anlaşıldı mı Yüzbaşı!” “Emredersiniz komutanım.” Başımla selam verdikten sonra birkaç saniye daha abime baktım ancak sonrasında bir şey demeden yeniden binaya döndüm. Odama geçtikten sonra masama oturup seslice nefes verdim. Ne olmuştu şimdi? Abimin hareketlerini gerçekten kestiremiyordum. Masamdaki dosyalara baktıktan sonra yeniden nefes vermiştim. Dosyaların hepsini masanın kenarına alıp bilgisayarımı açtım ve dosyalardan birini önüme aldım. Masa başına yeniden dönmüştüm... ∞ ∞ ∞ Öğlen molası verdiğimde dosyaların yarısı anca bitmişti. Montumu üzerime giyinerek odamdan çıktım ve yemek haneye gittim. Buradan pek fazla yemezdim. Hatta öğlen yemeği yemezdim ama sanırım acıkmıştım. Son anda yemek haneye gitmekten vazgeçip gazinoya gittim ve kendime tost yaptırıp çay aldım. Ücretini ödedikten sonra tostu ve çayı alıp masaya oturdum. Bir iki lokmadan sonra doymuştum ancak zorla da olsa tostu bitirmiştim. Tost bittikten sonra çayımı da içtim ardından kalan çöpleri çöpe atıp ellerimi sildim. Kendime bir çay daha aldım. Gazinodan çıkıp ön bahçeye çıktım. Oradaki boş oturma alanına gidip oturdum ve biraz nefeslendim. Odama geçtiğinden beri biraz mola vermeyi bırak ayağa bile kalkmamıştım öğlen molasına kadar. Saate baktım da hala zamanım vardı. Yavaş yavaş çayımı içtim. Doğa... Çok güzel ve eşsizdi... Belki daha bir sürü şey. Bazen istifa etmek istiyordum. Yorulduğumdan değildi. Kafamı susturamadığımdandı. Asker olmayı tüm hayatım boyunca istemiştim. Ama şimdi... Bu kadar şeyden sonra kafamın içi susmuyordu. Derince bir nefes alıp verdim. Çayımı bitirip boş karton bardağı çöpe attım. Yeniden binaya girip odaya girdim. Masama geçtikten sonra dosyalara kalan yerden devam etmek için bilgisayarımı açtım. Önümdeki dosyaları inceleyip tek tek bilgisayara PDF dosya olarak oluşturdum. Hepsini kaydedip abimin bilgisayarına gönderdim. Bilgisayarı kapatmadan önce dosyaları masa üstünde düzenledim. Düzenlemeyi bitirdiğim sırada bir şey fark ettim. Benim kaydetmediğim bir dosya. Daha önce de bu dosyayı gördüğümü hatırlamıyordum. “KESKİN” kaşlarımı çattım. Bu ne demekti şimdi? Bilgisayarı önüme yaklaştırdım birkaç saniye düşünsem de dosyayı açmaya karar verdim. Sonuçta benim bilgisayarımdaydı. Dosyayı açmaya çalıştığımda benden şifre istedi. Şifre mi? Şaka mı yapıyorsun benim bilgisayarımda bu bana zimmetliydi! Şifreyi kırabilirdim ancak bunun için işlem yapmam gerekiyordu. Ve bilgisayarlarımız sürekli takip ediliyordu bunu yapamazsın! Tutanak yerdim ceza alırdım. Ama dosyayı açmam gerekiyordu. Kapım birden açıldığında irkilip aniden bilgisayarı kapatıp kapıya baktım. Gelen abimdi. Kapıyı kapatıp kaşlarını çatarak bana baktı. Keşke benim de kapımı çalmayı öğrenseydi! “Ne yapıyorsun sen?” “İşlerimi!” Sesimdeki tepkiyi fark etmişti sabahtan sonra. Dosyaları üst üste toparlayıp kenara kattım. “Düzgün konuş Ömrüm benimle. Nasılsın diye geldim yanına! Böyle mi konuşacaksın? Ast üst ilişkisi mi yapmam gerekiyor illa!” Ayağa kalkıp esas duruşta bekledim. Dik bir ş…

Bölümün tamamını WritePad'de oku