Savaşın Külleri

10. Bölüm: Ailenin Yeni Üyesi

Yazar:

Savaşın Külleri – Sena Sayılkan kitap kapağı
Savaşın Külleri – Sena Sayılkan kitap kapağı

2 ay sonra 29 Mayıs’ın üzerinden tam 75 gün geçmişti. Yaz neredeyse bitmişti. Bugün 1 Eylül’dü. İlk aylarda kendimi toparlamam her ne kadar zor olmuş olsa da pes etmeden devam ettim. Ona bunu yapanları eğlendirmeyecektim. Tim komutanlığından alınmıştım. Asıl görevim olan istihbarata verilmiştim yeniden. Ama istihbaratta beni sahaya göndermiyordu sadece ofiste oluyordum bilgisayar başında. Bu iyi mi kötü mü henüz çözemiyordum. Bazen dalıp gidiyordum. Aklım bembeyaz olmuş teninde kalıyordu. Bana son bakışında... Belki de göndermemeleri en iyi seçenekti. Bir kişiye daha benim yüzümden zarar gelmemeliydi. Gözlerim yavaşça sol parmağımdaki yüzüğe kaydı. Yüzüğü 75 gündür hiç çıkarmamıştım. Bu bana ondan kalan son şeydi. Derin bir nefes alıp yataktan kalktım ve banyoya doğru ilerledim. İlk başlarda abimler beni her ne kadar yalnız bırakmak istemese de son birkaç haftadır tek kalıyordum. Birilerinin olması kafamı daha çok bulandırıyordu çünkü. Banyoya girdim elimi yüzümü yıkadım ve bir havluyla kuruladım. Banyodan çıkıp yeniden odama geçtim ve makyaj aynasına doğru ilerledim. Hayır makyaj yapmıyordum ama adı buydu. Koltuğa oturdum ve saçlarımda ki tokayı çıkardım. Saçlarım yine kabarmıştı. Alp gittiğinden beri saçlarımın kıvırcık olmasını sevmiyordum. Biraz köpük alıp saçlarıma yedirdim ardından da saçımı ikiye ayırıp ördüm ve uçlarına toka bağladım. Ardından ayağa kalkıp dolabıma gittim. Asker kıyafetim, rütbem, görev kıyafetim, Alpin eşyaları. Hepsi buradaydı. Ama ben formamdan uzaklaştırılmıştım. Bana bakan siyah kot pantolonumu ve siyah boğazlı kazağımı alıp üzerime geçirdim. Ardından da siyah deri ceketimi alarak üzerime giyindim. Dolabımı kapattım. Sırt çantamın içini kontrol edip fermuarlarını kapattım ve tek omuzuma asarak odadan çıktım mutfağa gittiğimde yine hiçbir şey yoktu. Kapıya gittim ve kenarda duran montumu üzerime giyinip kısa botlarını aldım ve giyindim. Evden çıkıp kapımı kilitledikten sonra aşağıya inip arabama bindim ve apartmanın otoparkından çıktım. Ofise giderken yol kenarındaki bir pastanede durup birkaç poğaça ve simit almıştım. Ofise gittiğimde değişik bir yoğunluk vardı. Evet daha öncede buraya geliyordum işlerim oluyordu. Ancak hiç böyle bir yoğunluk görmemiştim. Yoğunluktan çok herkes stresliydi. Odama geçerken karşılaştığım herkes yüzüme gerginlikle bakıyordu. Odama geçip kapımı kapattığım da telefonumun ön kamerasını açıp yüzüme baktım ardından telefonumu kapattım. Hayır yüzümde hiçbir şey yoktu. Neyi vardı herkesin? Çantamı ve elimdeki poşeti masama bırakıp montumu çıkardım ve askılığa astım. Koltuğuma oturdum ve çantamın içinden tabletimi çıkarıp önüme kattım ve bilgisayarımı açtım. Poşetteki poğaçalardan birini alıp yerken bilgisayarımın şifresini açtım. Ancak bir sorun vardı. Şifre yanlış diyordu. Ben şifre değiştirmedim! Telefonumu aldım diğerlerinden birini arayacaktım ancak kapım çalındı ve cevap beklenmeden odama girildi. Komutanım gelmişti. Elimdeki poğaçayı bırakıp ayağa kalktım. “Bilgisayarım açılmıyor. Şifre yanlış diyor. Bir sorun mu var?” “Hayır bir sorun yok. Şifreni ben değiştirdim. Bugün bilgisayarı kullanmayacaksın Ömrüm.” “İyi de neden? Ayrıca ne bu gerginlik. Neden herkes benim yüzüme garip garip bakıyor!” Karşımda seslice nefes verdi odamın kapısını kapattı ve tam benim karşımda masanın diğer tarafında durdu. “Çünkü ben öyle istiyorum.” Kim söylüyordu bu lafları abim mi!? Gerginliğim git gide sinire dönüşüyordu. “O zaman ben bugün neden geldim?! Timimi benden aldınız! Askerlerimi yuvamı benden aldınız! Bir bu kalmıştı almadığınız!” “Senin yuvan Özel Kuvvetler değil Yüzbaşı! Kendine gel! Sen en başından beri MİT personeli olarak yetiştirildin!” “Ben MİT’te sadece bir yıl görev yaptım! Benim asıl yuvam Özel Kuvvetler! Keskin nişancıyım ben! Şuna bak, masa başında göreve gönderildim o görev bile elimden alınıyor!” Kapım aniden açıldığında kapıya bakma isteğiyle başımı kaldırdığımda kapıda Teoman abim belirmişti. Teoman abimin arkasında ise herkes toplanmış odaya bakıyordu. Abim içeri…

Bölümün tamamını WritePad'de oku