Satır Arasındaki Sen

BÖLÜM 1: BULMAK

Yazar:

Satır Arasındaki Sen – Ilgın kitap kapağı
Satır Arasındaki Sen – Ilgın kitap kapağı

Saltmarsh, yaz aylarında turistlerin akın ettiği, dalgaların sahile huzurlu bir melodi gibi çarptığı sakin bir sahil kasabasıydı. Normalde. Ancak şu son yirmi dört saat kasabanın üzerine, dökülmek bilmeyen ama havayı ağırlaştıran bir gerginlik çökmüştü. Bu gerginliğin sebebi ise kasabanın tam merkezinde iki kasaba büyüklüğündeki binanın, sahil şeridinde yan yana sıkışıp kalmış ofisleri vardı: Quill Yayınevi ve Vance Yayınevi. Quill’in ofisinde şu an sabıkalı bir hücreyi andıran bir sessizlik hakimdi. Masamın üzerinde defterim, bilgisayarım ve onlarca kahve bardaklarım arasında, soluk mavi gözlerimi karşımdaki bilgisayara dikmiştim. Parmaklarım, klavyenin tuşlarında gergin bir ritim tutturuyordu. Yeni çıkartacağımız birkaç kitap vardı ve o kitapların yayın tarihlerini yazıyordum önümdeki deftere ki telefonuma yayınevinin patronundan mesaj geldi. “Yanıma gel!” Mesajı aldığım gibi masamdan kalkıp yayınevindeki kendime ait olan ofisimden çıkıp patronumun yanına doğru adımladım. Kapısının önüne geldiğimde nazikçe kapıyı çalmamla “Gel!” cümlesini duymam bir oldu. İçeri girdiğimde ahşap kapı ardımdan sessizce kapandığında, patronumun odasındaki o ağır, soluksuz hava göğsümün üzerine bir ağırlık gibi çöktü. Burası her zaman dış dünyadan yalıtılmış, rengini kaybetmiş bir üs gibi gelmiştir bana. Tabandan tavana uzanan devasa camların arkasından süzülen solgun şehir ışığı, yerdeki koyu renk parkelerin üzerine uzun, ürkütücü gölgeler düşürüyordu. Odanın tam ortasında, sahibinin keskin otoritesini baştan aşağı yansıtan çalışma masası duruyordu; üzerinde ise kusursuz bir simetriyle yerleştirilmiş evrak yığınları ve minimalist bir lamba... lambanın yanında ise üstünde “CEO: ADRIAN ANDERSON” yazan isimlik vardı. Masanın heybetli duruşuna meydan okur gibi önünde konumlandırılmış olan koyu gri deri tek kişilik koltuk, sanki içeri giren herkesin taşıdığı o gizli yükü omzuna almak için bekliyordu. Adımlarımı bu boğucu atmosferin ritmine uydurarak ilerledim ve masanın önünde duran o tek kişilik koltuğa oturdum. Deri kumaşın çıkardığı hafif hışırtı odadaki tek sesti. Ardından patronum Adrian hafifçe geriye yaslandı ve o keskin, sorgulayan bakışlarını benden esirgemeyerek doğrudan bana diktikten sonra nihayet söze girdi. “ARP, edebiyat dünyasının en gizemli kalemi.” Bahsettiği kişi aylardır senelerdir çalıştığım bu sektörü peşinden koşturan tek adam olurdu kendisi, yüzünü gören cennetlikti eğer onunla iş yapmıyorsanız. “Yedi yıldır kaleme aldığı o son, ölümcül derecede değerli el yazmasını bastırmak için bir yayınevi arıyormuş.” Cümlesini bitirdikten sonra soluklandı. Adrian bey yetmiş küsür yaşındaydı ama kitaplara olan tutkusundan dolayı işini hiçbir şekilde bırakmamıştı, hâlâ devam ediyordu. “Bu yazarımız çok fazla yayınevi değiştiriyor biliyorsun, her yayıneviyle bir kitaplık sözleşme imzalıyor gizlilikten kaynaklı. Duyumlarımıza göre bu yeni eseri yazdığı en iyi romanıymış ve baya bir ses getirecek konusu varmış. Konusunu tam olarak bilmesem de kalemine güveniyorum. Şimdi ise bizimle çalışmak istiyor ama bu kasabaya gelmek istemediğini, bizim onun yanına gitmemizi istiyor, yani Veridia kasabasına. Bu görev için en yetkili kişi sensin, o yazarı ikna edip bizle çalışmaya ikna etmeni istiyorum.“ Benimle yaptığı en uzun konuşmaydı ve ilk defa benim konuşmama izin vermemişti. Demek ki bu konuya bu kadar önem veriyordu. Bahsettiği yazarın kitaplarını okumuştum ve hep çok fazla satılıyordu, eğer onu bizimle çalışması için ikna edebilirsem süper olurdu bizim için ve tanınırlığımıza daha çok tanınırlık katabilirdik. Patronumun verdiği göreve anlaşıldı diyip konuşmaya devam etmesini bekledim, çünkü bu fırsat bir daha elimize geçmezdi. Aklındaki tüm kelimeleri bana söylemesini bekliyordum. Bunu beklediğimi anlamış gibi başka bir şeyden bahsetmeyeceğine dair birkaç şey söylemişti ve beni başından def eder gibi gözleriyle çıkmamı işaret etmişti kapıya bakarak. Konuyu uzatmadan odasından çıktım. Derin bir nefes alıp aşağı süzülen dalgalı saçlarımı sıcaktan…

Bölümün tamamını WritePad'de oku