3. Küçük Bir Sokak Lambası
Yazar: Su

Adamlar— Rüyalarda Buruşmuşum Tam da başucuma saatli bombalar kurmuşum, rü yalarda buruşmuşum 3.Bölüm 2005 Sessiz sedasız geçen günlerin ardında yatan tek bir gerçek vardı oda burada bulunmayan Enver’di. Gülizar salonda ödevlerini yaparken annesi mutfaktaydı. İçindeki huzursuzluk tek bir kapı sesiyle bozuldu. Hemen ayağa kalktı ve defterini alıp odasına ilerledi. Ablası yoktu, üniversitenin birinci yılını tamamlamak için yoğun derler altında çalışıyor ve eve geç geliyordu. Odasının yolunu tutarken kapısını yavaşça kapatıp kendini yatağa atmıştı. Uzun saçları iki yana düşerken kendisi rahatsız olmuş ve geriye doğru sertçe savurmuştu. Annesinin yapmış olduğu yaprak sarmanın kokusu evin dört bir yanını sarmakla kalmayıp dışarıya bile kokusunu savurmuştu. Gülizar ayağa kalkıp üzerindeki kırmızı çiçekli tişörtü düzeltip uzun yeşil hırkasını giydi. Kapıyı açıp dışarıya çıktı. Annesinin ona olan tebessümü üzerine oda gülümseyerek baktı annesine. “Aç mısın kızım?” Annesinin bu soruyu sorması üzerine arkada beliren babası ile bakışlarındaki tebessüm kaybolup gitti ve başını iki yana salladı. “Sen bana yemek koyda ben yiyip gidicem.” “Peki.” dedi annesi. “Sende annene yardım et.” Gülizar in yüzüne sertçe bakıyordu tebessüme dair bir iz yoktu onun yüzünde. 2026 “Tebessüme dair bir iz olmaz babamda.” “Babalar hep terstir, omuzlarındaki yükün ağırlığı yüzlerine işlemiş gibi.” Şevval internet üzerinden yemek yiyebileceğimiz bir yer bulmuştu. Şu an elinde sıcak çayın koyuluğu onun boğazına acı bir tat vermişti, bu onun yüz ifadesinden okunabiliyordu. Dışarıda esen rüzgarın etkisi bana çok ağırdı aklıma sadece kaldırım köşelerinde ilerleyen küçük bedenim geliyordu. “Eee okulunda hallettim, yeni rehber öğretmen sen olacaksın. Artık çocukların o derin psikolojisinden kurtulmanın tek yolu senin yanın olacak.” “Bu çok kötü.” dedim elimde sadece bir parça ekmek tutuyordum. “Aslında dinlemeyi severim.” “Tamam işte tam sana göre, düşünsene bir okuldaki tüm aşıklar sana geliyor! Çok iyi olacak çok!” Kendi çapında kurmuş olduğu hayale karşılık sadece sahteden bir gülümseme sundum. Her şeye tekrardan başlayacaktım, yeni bir iş yeni ev yeni bir yol. Bu beni yorucak gibi gözüküyordu. Alışık değildim değişikliğe. Bir okulun rehber öğretmeni olmak, yalnızca öğrencilere yol göstermek için değil onların içlerinde sessizce inleyen çığlıkları dindirmektir. Şevval uzaklaşırken ben cebimdeki telefonu çıkarıp soğuk olan rüzgarı hissetmemek için arabama bindim. Telefondaki kayıtlı olan numaraya mesaj atmıştım. “Konum atar mısın? Erzurum’dayım.” Bir kaç saniye alt dudağımı ısırdıktan sonra hemen mesaj gelmişti. “Biliyorum.” Göndermiş olduğu mesajla iki dudağım istemsizce aralandı ve kaşlarım ben hissetmeden çatık hâlini almıştı. Biliyordu, ama nasıl? Aklıma tek bir şey geliyordu oda dün mezarlıkta duymuş olduğum sesti. Orada mıydı diye düşünmeye başlarken atmış olduğu konumu açtım. Başımı iki yana sallayıp gözlerimi bir kaç saniye kapatıp derin bir nefes aldım. “Çocuklara ne dedin?” Bunu bilmem gerekti. Benim hakkımda bildiklerini, düşündükleri bilmem gerekti. Bu onlara olan yaklaşımı mı ölçerdi. “Sadece Selin biliyor, onlara daha bir şey söylemedim.” Mesajına görüldü atıp telefonu kapattım. Nevigasyonda açılan konuma doğru ilerlemek için motorumu çalıştıracaktım ki arkadan arabaya çarpan biri ile ellerim hemen direksiyona gitti ve o anın endişesi ile direksiyonu sıkıca kavradım. Kalbimin hızlı atması sonucu ellerim bir anda titremeye başladı. Hemen arabadan inip kimin çarptığına baktım. Orta boylarsa bir kadındı, uzun kıvırcık saçları ve yoğun makyajı ile duruyordu karşımda. Belli oda korkmuş gibiydi. “Hanımefendi ama önünüzdeki arabayı nasıl göremediniz şimdi?” Ellerimi iki yana açıp ilerledim. Arabanın arka kısmı ezilmiş gibiydi. “Yani sizde orta yere park etmişsiniz.” diyerek üste çıkmaya çalıştı. Kaşlarım anlık çatıldı ve ellerim belime gitti. “Hayır orta yerde duran bir insan olsa çarpsanız ona da mı ortada durma diyeceksiniz. Bu resmen eşdeğer bir tavır.” K…